B A L K O N
“Sevda kendi yolunu çizer, seni de sevmeye layık görürse, yoluna seni de dizer… Sevdanın önüne durmaya kalkma sakın… Zaten duramazsın. Kimse de duramaz.”
“Sevda beze sarılmış bıçak gibidir. Yanlış yerden tutarsan önce bezi sonra tuttuğun elini keser.”
“Kadınlar bazı zorluklar karşısında daha dirençli olabiliyorlardı nedense. Ya da teselli kaynağı olabiliyorlardı. Sözleriyle ve gözleriyle muhatabını rahatlatabiliyor ve felaketler karşısında sadece eğiliyorlar ama erkekler ‘çıt’ diye kırılabiliyorlardı. Felaketler katmerli hale gelebiliyordu.”
Nuri dede, Hasan amca, Cavidan, Saffet hoca, Veysel, Halit, Döndü, Şeref ağa, Ferit, Yıldıray, Servet (hayalet Servet) , Zeki, Sadettin, Rıfat dede, Handan, Muhsin amca, Cengiz ve diğer karakterler ile güzel bir hikâyede hep birlikte acı tatlı farklı duygular ile her anı beraber yaşadık. Her sahneyi gözümde canlandırdım film gibi. Yalnız öyle bir son beklemiyordum. Sonu ile ilgili değişik bir şekilde düşünmüştüm. O an yaşadığım duyguları kelimelere dökemiyorum. Eserin sonunu serviste okuduğum için, gizli gizli ağladım, resmen o anlar içime oturdu. Aşırı bir duygu yoğunluğu yaşadım. Yazarımız eserini kısa ve öz yazmış, hikâyenin özünü anlaşılır şekilde bizlere sunmuş. Sayfa sayısı az ama o sayfalara o kadar çok yaşanmışlık eklemiş ki okudukça sayfalar, satırlar çoğalıyordu. Yalnız yöreye özgün kelimelerin anlamlarını sayfa sonuna eklenmiş olsaydı daha güzel olurdu ve bizlerde anlayarak okurduk. Nuri dede ile başlayıp yine onunla son bulan bir hikâye… Ona da ayrı üzüldüm, yaşadıkları ve en yakınları ile sınanmış olması yürekleri parçalıyor. İkinci bölümde, üfürükçü hoca hikâyesinde, insanların haline gülsem mi ağlasam mı bilemedim. Yani hoca görünümünde olan sahtekârlardan medet ummaları üzücüydü… Hasan gibi ben de o