·206 syf.··Beğendi
···Okunma: 02 Ocak 2017 00:00 Bugün "Posta Kutusundaki Mızıka" haftasının ilk günü.Kitap hakkında yoruma başlamadan önce söylemek istediklerim var. Bir kitabı okumadan önce fotoğrafını çekerim. Çünkü kitabın yıpranmamış halinin hatırası olsun isterim. Bazen hiç beklemediğim anda fotoğraf çekerim bazense uzun uzadıya planlayarak. Bu kitap içinde aylar öncesinden bir resim çekmiştim. Kitabı okuyup bitirince bende çok derin etkiler bıraktığı için daha fazlasını yapmak istedim. Hummalı bir çalışmaya giriştim, 5 resim daha çektim. Plan ve programlama sürecine geçtim..
Gelelim kitaba. Ali Ural’ın ‘’unutulan mektubun kefareti’’ için 61 mektup yazarak inceliğin sınırını zorlayan bu kitabı sizleri de benim kadar derinden etkileyecektir. Bir kitabı hiç dostunuz gibi hissettiniz mi veya ne zaman bir yazar sizi hüzün deniziyle mutluluk denizi arasında bir yolculuğa çıkarttı? Ne zaman bir kitabı bitirip sonra geriye dönüp baktığınızda işaretlemediğiniz yerin kalmadığını farkettiniz? ‘’Sevgili Dost’’ diye başlayan satırları görüp de ne zaman ‘’Acaba şimdi neler yazılı bu mektupta?’’ diye küt küt attı kalbiniz? Ben kitabı tam anlamıyla okumadan önce ilk 3-4 sayfasını inceledim. Kitabı kapattığımda elimde bir kağıt ve bir kalem buldum. Sonunda, yıllardan sonra ben de mektup yazmıştım. Mektubumu 3 kişi için yazmıştım. Büyük bir heyecanla yolladım mektubumu sahiplerine. Siz hiç mektup yazdınız mı? Belki bu kitap sizler için de bir milat olur ne dersiniz?
Not: Bu kitabı bu kadar etkileyici kılan şüphesiz beslendiği kaynak. Kitaplar’dan ‘’Kitab’’a ulaşsın yolunuz…