Puan vermedi·80 syf.··Beğendi
···Okunma: 14 Mayıs 2021 14:42 Bulunduğu sınıfın yazılı olmayan kurallarına bağlı yaşantısıyla yaşayan ana karakterimiz. Yaşadıklarıyla, “parayla mutlu olunmaz” sözünü bize bir nevi anlatmaya çalışıyor. Maddiyatın bir yerden sonra tekrara düştüğü, yaşantısında hayatından tat almayan ve yaşama karşı bu duyarsızlığını kendi içinde sorun teşkil eden, bunu çözmeye çalışan karakterimiz; yine bir gün çevresindeki insanların da duygularının samimiyetsizliğini hisseden, tekdüzeleşmiş günlerinin kayıtsızlığıyla, duyarsız hisleriyle sokaklarda gezinirken olağanüstü bir gecenin oluşumuna başladığı bir güne adım atıyor.
Kitabın edebi kısmından söz edecek olursam:
Stefan Zweig’in daha önceden okuduğum kitaplarından, Satranç ve Bilinmeyen Bir Kadının Öyküsü’nden sonra Zweig’in okuduğum kitapları içerisinde en beğendiğim kitabı olduğunu söyleyebilirim. Edebi yazım tarzını az çok bildiğim yazarın karakterin içsel betimlemeleri, genel anlamda betimlemeleri, yer yer mübalağa sanatını da ustaca kullanması Olağanüstü Bir Gecede de diğer kitaplarındaki edebi yazım tarzıyla benzerliklerinin oluştuğunu söyleyebilirim.
Ancak ek olarak şunu da söylemek istiyorum:
Okuduğum üç kitabın içerisinde yazarın edebi kimliğini hikayeyle, karakterle, anlatmak istediği düşüncesiyle ve birçok açıdan, aralarında en bağdaştırabildiğim ve beğendiğim kitabın Olağanüstü Bir Gece olduğunu söyleyebilirim.
Genele bakıldığında maddiyatın öne çıkmasıyla sınıfsal statülerin belirginleştiği bir dünyada ve günümüz insanlarının tekdüze veya tekdüzeliğe yaklaşmış yaşamlarından, kitabı okuyan insanların karakterde ve hikayede kendinden bir parça bulabileceğini düşünüyorum. Kitapta: Eğer ki okuyucu, karakterin hisleriyle kendi hisleri arasında benzerlik algılayabildiyse, karakterden okuyucunun kendisine az çok yansıtılan bir parçası olduğundan kitaba yönelik merak duygusunun da beraberinde geldiğini söyleyebilirim. Bu şekilde sürükleyicilik anlamında da kitabın seksen sayfa olması yanı sıra bağlantı kurulan bir hikayeyi daha sürükleyici bir şekilde okuyabiliyoruz.
Tabi bu sürükleyicilik anlatılmak istenilen ana düşüncede okuyucuyu parça parça duraklamaya ve düşünmeye sevk edebiliyor. Hikaye sonunda çoğu kitapta olduğu gibi, alternatif bir yaşamda bazı şeyleri yaşamış ve kendi açısından çözüme ulaştırmayı başarmış karakterimiz, bize genel anlamda öğretici bir düşünce sunuyor ve kişisel gelişimimize katkı sağlayabileceğimiz bir ana fikir elde edebiliyoruz.