·112 syf.····Okunma: 15 Mayıs 2021 13:58 Bazen vücudumuzda çok hafif bir yorgunluk, bir kırgınlık hissettiğimizde dahi bu ruh halimize, iş performansımıza ve yaşam enerjimize yansır. Aslında sadece bu küçük örnek bile hastaların psikolojisini anlamamıza yardımcı olabilir.
Dokuzuncu Hariciye Koğuşu eseri gerek enfes psikolojik tahlilleri gerek de eleştirmeye dahi açık olmayan güzellikte olan betimlemeleriyle büyük anlamda duygudaşlık kazanmamızı sağlıyor. Hastane ve hastalığın ne denli zor, bunaltıcı ve yorucu olduğunu tamamen hissettiriyor bizlere sevgili yazar. Kısaca bahsetmek gerekirse, ismini öğrenemediğimiz, ana karakterimiz 15 yaşındadır ve hastanede tedavi görmekte, bunalımlara girmekte, hayaller kurmaktadır. Bir kemik hastalığıyla hastanelerde yıllarda mücadele eden on beş yaşındaki küçük bir çocuğun acı dolu, sıkıntılı, bunalımlı tedavi süreci; tedirginlik, eziklik, yalnızlık duygusunu belirgin bir şekilde hissederek okuyoruz kitapta. Bu acı yetmez gibi genç hasta akrabası olan bir Paşa Kızına âşık olmuş, olumsuz koşullara rağmen bu aşkından dolayı ümitlere kapılmıştır bu karakter. Araştırmalarıma göre bu aslında Peyami Safa'nın bir otobiyografisiymiş, tabii doğruluğu tartışılır.
“Az ümit edip çok elde etmek hayatın hakiki sırrıdır.” cümlesini görebilirsiniz kitapta. Bu alıntı aslında kişinin yaşadığı psikolojik çöküşü ve yaşadığı çöküşü kabullenmeye başladığını gösteriyor bizlere. Yani kişi öyle zorluklar yaşamış ki artık hayattan beklentisi kalmamaya başlamış, öylesine bıkmış bu zorluktan.
"Ağır bir hastalık geçirmemiş biri hayatı tam anladığını iddia edemez." Çünkü Cesare Pavese’nin de söylediği gibi "Acı çekmiş hiç kimse artık eskisi gibi değildir." Ve William Shakespeare’in de dediği gibi “Yarayla alay eder, yaralanmamış olan.” Bu üç alıntıdan çıkarmamız gerekenler aynıdır. Eğer bir insan fiziksel veya ruhsal olarak bir acı çekmemişse yaşama amacını bulamaz, olgunlaşamaz ve asıl mutluluğa ulaşamaz. Asıl mutluluk dediğimiz şey yoktur, sadece acı çekersek ve acı çekmediğimiz normal bir hayata sahip olmayı dilersek o zaman mutluluğumuza erişebiliriz.
Hastalık çok zordur, büyük veya küçük olması önemli değil. Hasta olduğunda insan kendini kelepçelenmiş gibi hisseder, kendinde güç bulamaz. Bir de aşık olursa, ihanete uğrarsa vah o kişinin haline.
Belki hastanede okuyor olmamdandır biliyorum ama bu kitap hasta ve umutsuz bir insan ile empati kurmamı sağladı, duyguların yoğunları tüylerimi ürpertti. Bana düşmez karar vermek ancak herkesin okuması gerekenler listesinde bulunmalı, seveceğinize eminim.