2.Dünya Savaşına ilişkin şiirleriuyle tanınan 1959 Nobel ödülü sahibi İtalyan şarinin Auschwitz şiirini Egemen Berköz çevirmiş . İyi okumalr.
Orda, Auschwitz’de, Vistola’dan uzak,
sevgilim, kuzey ovası boyunca,
bir ölüm alanında: soğuk, ölümcül
paslı direklerin üstünde yağmur
ve tel örgü ormanının:
ne bir ağaç, ne bir kuş bulanık gökte
ne de geçiyor düşüncemizden, ama
uyuşukluk ve acı, bıraktığı belleğin de
kendi sessizliğine, alaysız ve öfkesiz.
Ağıtlar, aşk şiirleri değil istediğin: yalnızca
bilmek neden yazgımız bu, burada,
sen, aklın çelişkileriyle yaralı,
kararsız bu açık görünüşü
karşısında yaşamın. Ve yaşam burda,
bir kararlılık olan her “hayır”da:
ağladığını duyacağız burda meleğin ve canavarın,
çaldığını gelecek saatlerimizin
öbür dünyayı, burda olan, sonsuz ve devingen
bir düş imgesinde değil
ve olası acımada.
Değişim burada, burada masallar.
Simgelerin adını anmadan ya da bir tanrının,
tarih buralar, bu yeryüzü parçaları,
buralarAuschwitz, sevgilim. Nasıl da dönüştü
anında dumandan gölgelere
Alfeo ve Aretusa’nın sevgili bedenleri!
O açık cehennemden beyaz bir
yazıt: “Çalışmak sizi özgür kılacak”
sürekli tüttü dumanı
binlerce kadının, dışarı sürüklenmiş
tan vakti, paçavra şiltelerinden infaz
duvarlarının önüne, ya da boğulmuş haykırarak
acıyın diye gaz duşları altında
suya açılmış iskelet ağızlarıyla.
Kendi geçmişinde bulacaksın onları, asker,
Irmak ve hayvan biçimlerinde,
yoksa sen de mi Auschwitz külüsün,
sessizlik madalyası?
Cam kavanozlarda uzun saç
örgüleri, muskalar bağlı hâlâ,
ve gölgesi küçük yahudi pabuçlarının
ve başörtülerinin, sayısız: bir bilgelik
çağının kalıntısı bunlar, silahla ölçülen
bilgisinin insanın, masallar, dönüşümlerimiz.
Ovaların üstünde, aşkın ve ağlayışın
çürüdüğü ve acımanın, yağmur altında,
orda, bir “hayır” çarpıyordu içimizde,
bir “hayır” ölüme, Auschwitz’de ölen,
göstermesin diye kendini yine
o kül deliğinden.