Gönderi

10/10
·224 syf.··
Beğendi
·
2021 48. kitabı
·
14 saatte okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2021 14:44
Hz isa “Kötülük yapana karşı koyma; sağ yanağına vurana öbür yanağını da çevir” (Matta 5:39) demişti. En az dünya kadar dünyaya ait olanlar da bu söze şöyle karşılık verdiler “Kötülüğe karşı iyilik, aptallıktan başka nedir ki?” İsa’nın bilgeliğine güvenenler ise İsa sözüne güvenmekte tereddüt ettiler ve “Bunca kötülüğe ve kötüye rağmen iyi ve iyilik neyi değiştirebilir ki?” dediler. Böylece vahdet aleminde üç hakikat teşekkül etti. Önce İsa’ya taraf olanlar insan-ı kamil ismi şerifiyle adlandı, ardından İsa karşısında konumlananlar insan-ı nakıs ismiyle anıldı. En son ise İsa kelamına muhalefet edenler insan-ı natık ismine haiz olundular. Bu hadise, basiretten nasibi olamayanların nazarında yalnız zeytin dağında ve dünyanın cefalı ömrünün bir zamanında yaşanmış idi. Lakin hakikatte bütün insanlar, bedeniyle değilse de ruhuyla şahit oldular bu hadiseye. Önce Bezm-i Elest’te, akabinden Mâsiva Bedeni’nde... Lakin isminin hakikatini bilmemeye kaderlenmiş olan aciz insan, esmasından perdeli insanlığa katık edildi. Ve ad, hakikati sırlanıp gizli bir hazine olarak toprağa gömüldü. Nihayet her gömü gibi o da bir gün keşfedilmeyi beklerken “Hayy’dan gelen Hu’ya gider” sözünün idrakı vacip oldu dimağlara. Böylece balçık bedenden dirileceği -ölmeden önce öleceği- günü beklemeye koyuldu ruh... ... Sanırım Vıctor Hugo’nun bu üçlemede hangi tarafta yer aldığını belirtmenin lüzumu dahi yoktur. Lakin şunu belirtmek bizim için hakik-i bir vecibedir: Vıctor Hugo bu eseri, İbrahimî ateşe su taşıyan karınca misali, tarafını belirtmek için yazmış. Yegane ifadesini ise “Kötülük, kemalden noksanlıktır ve insan-ı kamilden taşan merhamet Aşk’tan sudur eden merhametin ta kendisidir” cümlesiyle vücutlamış. ... - ÇÖZÜMLEME - Eserdeki baş karakter (Jean Valjean), kendisine ait olmayan ve bizatihi hayatın kendisine ait olan bir suçun bedelini ödeyen bir kürek mahkumudur. Bu bedeli öylesine teslim olarak ve merhametle öder ki bu kitabı okuyan hiç bir okuyucu onu kötü olarak niteleyemez. Sanırım bu temsil’in kime ait olduğu da böylece aşikar olmuştur. Jean Valjean, Hz İsa’dan başkası değildir. Jean Valjean’ın evlatlığı olan Cosette ise Hz İsa’nın tebliğ ettiği hakikat bilgisi yani hakikatin kendisidir. Bu sebeple saftır, temizdir ve güzeldir. Çünkü sanat bizatihi odur ve sanat olmasının bir gereği olarak her gören ona aşık olur. Hancı Thenardier ve ailesi, Yahudileri temsil etmektedirler. Bu ailenin kızlarını sevmesi ve oğlanlarını sokağa atması, yahudilerin anaerkil korudukları soylarına ve ırkçılığına bir işarettir. Marius ise Aziz Pavlus’u temsil etmektedir. Marius’un hukukçu olması, aziz pavlusun vali oluşuna; Cosette’ye aşık olması, İsa’nın öğretilerine teslim olmasına ; Cosette işe evlenmesi ise ve bu öğretileri pratik hayata uydurmasına işaret etmektedir. Nihayetinde Casette’nin Jean’a emanet olması gibi hakikatin bilgisi de İsa’ya bir emanettir ve onu pratik hayata adapte eden ve evrensel bir boyut kazandıran da bizatihi Aziz Pavlus’tur. (Aziz Pavlus’un Hristiyanlıktaki konumunu dinin pratik yönünü evrensel boyuta taşıması ve ilk sistemli teoloji çalışmalarını yapması hasebiyle meşhur imamların -Ebu Hanife, Şafi, Malik ve Ahmed B. Hanbel- konumunu benzetebiliriz.) Diğer yandan Marius’un soylu bir dedenin torunu olması, Aziz Pavlus’un roma vatandaşı ve Roma İmparatorluğu’nun valisi olmasına işarettir. Aynı zamanda Marius’un bir müddet sonra Babasını öğrenmesi ve akabindende Casette’ye aşık olması ve nihayet dedesini terk etmesi, Aziz Pavlus’un Baba’yı (Tanrı Rabb’ı) öğrenip ardından İsa’nın dinine girmesi ve nihayetinde bu dini mücadele için Roma’yı terk etmesine işarettir. Nihayetinde dede hikayenin sonunda Marius’u kabul etmektedir. Bu durum da taktir edersiniz ki Roma’nın resmi din olarak hristiyanlığı benimsemesine işaret olsa gerektir. Nihayetin o dönem için bütün dünyaya şifa olacak adil bir düzen, hristiyanlığın dünya görüşüyle kurulmuştur. Tüm bu hadiselerin sonunda Jean Valijen’in unutulması, dinin zamanla devlet elinde kurumsallaşacağına/kurumsallaştığına ve Hz İsa’nın merkezi konumunun yerini Aziz Pavlus’un otoritesin bırakmasına bir işarettir. Zira, Casette dahi Babalığının yerine Marius’u koymuştur. Fakat hakikatte Pavlus ve mistik hristiyanlar sırları keşfettikçe tekrardan İsa’ya ulaşacaklar ve bağlılıklarını onun kelamına sunacaklardır. Eserin bize ısrarla Marius’un iyi bir insan olmasını söylemesi, hukukçu ve adalet üzerine hüküm verebileceğini dahası hakikate de sadık olduğunu söylemesine rağmen ondan daha iyi olanın daima hakikati temsil eden Jean olduğunu söylemesi bir tesadüf değildir. Yani İsa bu hakikatin merkezidir, Pavlus değil demektedir. Diğer yandan Jean’ın Marius’u cumhuriyetçilerle monarşistlerin savaşından yaralı kurtarması yine İsa’nın adaleti yahudilerin iktidar savaşından kurtarmasının bir işareti olarak okuyabiliriz. Diğer yandan Marius’a aşık olan ve onu Cosette’den uzaklaştırmaya çalışan Hancı’nın kızı ise adaleti tekeline almaya çalışan yozlaşmış yahudi anlayışına yani kurumsal yahudi dinine işaret etmektedir. Kızın masum olarak tasavvur edilmesi ise dinin bir şekilde özünü korumasına rağmen, yahudi asabiyetinin onu nasıl esir aldığına işaret ediyor. Son olarak Javert ise Yahudilerin baskısı neticesinde -istemeyerek de olsa- Hz İsa’nın tebliğine engel olan ve onun çarmıha mahkum eden Yahudi Kral’ını temsil etmektedir. İsmini hatırlamıyorum ama bu kralın yahudilere üç kez “isterseniz bu seneki idam mahkumunu kurtarma hakkınızı İsa için kullanabilirsiniz” teklifinde bulunduğu hristiyan kaynaklarında rivayet olarak mevcuttur. Toparlayacak olursak; Psikopos: Allah / Tanrı Rabb Kürek mahkumu: Hz İsa Hancı ve Ailesi: Hz İsa’nın Düşmanı olan Yahudiler Cosette: Hakikat Bilgisi/İlahi kelam Marius: Adalet/Aziz Pavlus Dede: Roma Devleti Baba: Aziz Pavlus’un Hakikat arayışının özü/gerçeği arayan nefs Javert: Yahudi Kralı Aynı zamanda buradaki bütün karakterler bizatihi Vıctor Hugo’nun da kendisidir. ... Diliyle ve hikayesiyle tek solukta okuyabileceğiniz eseri mutlak suretle bütün okuma bilenlere öneriyorum. Bilmeyenler de bilenlerden muhakkak dinlesin...
Edebiyat
SefillerVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2019105,2bin okunma
··
2 +1'leme
·
281 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Muhammet İkbâl
Gönderi Sahibi
1. Victor Hugo'nun Sefiller adlı eserinde Jean Valjean adlı bir karakter vardır. Bu adam, aç kalan yeğenlerinin karnını doyurmak için marketten bir ekmek çalar. Bu hırsızlığın karşılığı olarak ise adam, 19 yıl kürek cezasına mahkum edilir. Hapisten çıktından sonra toplum onu dışlar. Sadece bir piskopos kendisine sahip çıkar. Ona yemek ve barınak verir. Buna rağmen Valjean, piskoposun gümüş eşyalarını çalar ve kaçar. Yakalanması durumunda artık müebbet hapis cezasına mahkum edilecektir. Yakalanır fakat piskopos ifadesinde "Valjean'a bu eşyaları hediye ettiğini" söyler. Dolayısıyla Valijean kurtulur. Ancak Piskoposun bu merhametinden ziyadesiyle etkilenen Valjean, hayatının bundan sonrasını sadece iyiliğe adar. Bir çok insana gizlice ve karşılıksız yardım eder hatta fakir bir kızı himayesine alır ve onu kendi çocuğu gibi büyük bir fedakarlıkla yetiştirir. Hasılı kelam Victor hugo bu hikayesiyle okuyucusuna şu mesajı vermektedir: "İyilik bulaşıcıdır ve kötülükle yalnızca iyilik yaparak mücadele edilir. O halde kötülüğü yok etmek isteyen, kötüye ve kötülüğe karşı dahi olsa; her zaman iyilik yapsın…"