1000Kitap Logosu

Gönderi

S. Ali
Klişelerin Diktatörlüğü'ü inceledi.
200 syf.
·
2 günde
·
Beğendi
·
5/10 puan
Klişelerin Diktatörlüğü
Yazar bu kitabı 'kültür eleştirisi yapan bir kitap' olduğunu ifade ettikten sonra kitabın içinde ne tür bir sosyoloji yapıldığını anlamak isteyenlerin, Soyut Toplum kitabına bakılmasının faydalı olacağını ifade ediyor. Kitap, klişe ve onun yaşamın içinde kullanılan şekli; buradan hareketle kültür sosyolojisi içinde kullanımı ve buna karşı geliştirdiği eleştirel durumu anlatıyor. Anton C. Zijderveld, Hollandalı bir sosyologdur. Özgün adı De Trannie Van Het Cliche olan kitap 1973 yılında basılmış. Türkçeye Klişelerin Diktatörlüğü adıyla Kadir Canatan tarafından çevrilmiş kitap, Mart 2010 yılında Açılım Kitap tarafından basılmış. Yazar, öncelikle klişe nedir kavramını farklı dillerden alıntılarla açıklamaya çalışıyor. Ondan sonrada bu kavramın zaman içinde geçirdiği değişimi yine örneklerle anlatıyor. Klişe kavramı Türkçede basmakalıp olarak nitelendiriliyor. Zaman çizelgesi içinde Shakespeare'dan (Şekspir) örnekler veriyor. Şekspir'in eserleri klişe konusunda zengin kaynak olduğunu ifade ediyor. Zamanın değişmesi, cümlelerin tekrarlanması, başka dile aktarılması ile bazı kavramların özünden ayrılarak farklı forma dönüştüğünü ve hatta demode kaldığını söylüyor. Şu şekilde durumu açıklamaya çalışıyor. Şekspir, "Olmak ya da olmamak" cümlesini şu an da anlaşıldığı gibi anlatmadığını fakat zaman içinde cümlenin aşırı tüketim yüzünden cümle kendi olağan mecrasından çıkarak şu anki klişeye (basmakalıp) dönüştüğünü; Şekspir'in ise bunun basmakalıp düşünce olarak nitelendirmediğini anlatıyor. Buradan hareketle klişeye dönen çeşitli söz, eylem, sanat, düşünceler hakkında bilgi verirken, buna karşı kendi düşüncelerini de ifade ediyor. Kitabı, soyut ifadelerin başka soyut ifadelerle karşılaştırılması; bir cümle içinde, seçili bazı terminolojinin arka arkaya sıralanması olarak karşımıza çıkıyor. Bunu da akademik dille okuyucuya aktarıyor. Örneğin, bir doktorun hasta ziyareti sırasında hastasına 'nasılsın' demesine karşılık, hastanın o an 'iyiyim, iyiye gidiyorum' cümlesi klişe bir cümledir. Hastanın bir şeyler anlatmaya çalışması değil, o hazır şablonun (klişe) o an için söylenmesi gerektiği için söylediğini (zihne yerleştirilen hazır kalıplar. Nassınız…Saol..gibi:) ) anlatıyor. Çünkü taraflar bir noktada sözlerle değil hazır kalıplarla anlaşmaya çalışıyor. Bu söz kalıpları da artık siyasal, toplumsal hayatın her anında yapılan kalıp davranışlar olarak duruyor. Bu şablonlar hayatın içinden çıkarıldığı zaman ya tüketilecek yeni şablonlara ihtiyaç duyulacak ya da bazı şeyler boşlukta kalacak. Örneğin, 'çok yaşa' denilmesi gibi. Önü arkası sağı solu düşünülmeden, zihin onun söylenmesi gerektiğini bildiği için ağızdan o cümle çıkıyor. Reklamlarda bazı cümleler kalıp haline getirilerek zihinlere kaynatılıyor ki, zihin o belli durumda onu çağırsın. Siyasi propaganda da hedef kitleyi ajite edecek cümleler özellikle aranır, tekrarlanır ki, durağan kitle, bir heyecan, şevkle istenilen kıvama gelsin… Hayatımızın her anında klişeler mevcut. İster istemez herkes kullanıyor. Bazen gerçek anlamında olabileceği gibi bazen de gerçek anlamının dışına çıkmış da olabiliyor. Kitap akademik bir dil ve anlatıma sahip olduğu için bu konulara meraklı, ilgili ya da okuyan kişilere yöneliktir. Kavramlardan yola çıkarak ayrıntılandırma, kıyaslama metodolojik bir şekilde sunuluyor. Yazar tabi bunu herkes okusun diye yazmamış. Belli bir birikime sahip kişilere kendi düşüncelerini anlatmaya çalışmış. Eklediğim alıntılar çok güzel lakin genele baktığımızda ağır bir anlatım olduğu için herkese hitap etmiyor. Yazar hem kendi dönemi içinde hem de ondan önceki bazı düşünürlerin fikirlerini sorgulayıp ayrıntılı bir şekilde anlatıyor. Yazar, estetik kaygıdan uzak, basit, kolayca tüketilebilen, özümsenebilen, derinliği olmayan, teori ve düşünceye dayanmayan, sadece tüketicinin ihtiyacını hızlı ve acil bir şekilde doyuran ve duygulara hitap eden eğilimleri 'ucuz sanat' olarak nitelendiriyor. Kendisi de bu tarz bir çalışma yapabilirdi ama o nicel değil nitelin peşinden gitmiş. İşin içinde olmayınca bu metinleri okumak, anlamak, anlamlandırmak biraz zor oluyor. İlgili kesimlere öneririm. Ben bu kitabı, bir kelimenin peşinden sürüklenen yolculuk olarak nitelendiriyorum. Lakin bu yolculuğa çoğu kişi çıkmayabilir, çünkü zor yolculuk. Ezcümle: Bu kitabı niçin okuduğuma gelince: 20 - 21 Şubat 2012 tarihinde okurken, 42. sayfaya geldiğimde şu notu almışım: " Sayfa 42 itibarıyla bitiriyorum. Şu aşamada bana hitap edecek kitap değil. Zorunlu okuma yerine başka bir kitaba geçtim. Toplum bilimi, felsefe, dil bilimi vb. dallarında araştırma yapan ya da okuyan kişilerin klişe kavramının geçmişi, bugünü ve geleceği hakkında çeşitli bilgiler içeriyor." Bunu aşmak için kitabı okuyup bitirdim. Bazı yazıların altına yazdığım gibi, sıradan okur olarak anlamaya çalıştığım şeyleri aktarmaya çalıştım. Bu kadar!. Bu kitabı 30 - 31 Ocak 2021 tarihleri arasında okudum. Bu yazı ise 16 Mayıs 2021 tarihinde 1000Kitap sitesine eklendi.
Klişelerin Diktatörlüğü
OKUYACAKLARIMA EKLE
7
Beğeni
Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.