·446 syf.····Okunma: 17 Mayıs 2021 17:56 Bitirdiğim için çok mutluyum koca bir' gözüm aydın' diyorum kendime :) yarışma olmasa bu kitap hiç ilgimi çekmez okumazdım. ama yarışma vesile olunca okudum, üstümden yükünü de attım.
Tarihle aram iyidir ilgiliyimdir tarihi ayrıca. Bu yüzden güzel bir şekilde okuyacağımı düşünmüştüm. Genel anlamda kitap hızlıca aktı ama bazı yerleri vardı ki gerçekten canımı çok sıktı.
Başlık Ertuğrul Gazi, tema Ertuğrul Gazi ama sanki Ertuğrul Gazi kahraman değil de 3. şahışmış veya yan karakter gibi konumlandırılmış kitapta. Bu hiç hoşuma gitmedi. Kitap Kayı Boyunun yurt edinmesi ve devlet kurma amacıyla göçü ve göç etrafında gelişen olayları anlatıyor. O zaman isim bunlara ithafen bir şey olabilirdi; Kutlu Göç mesela. Ama öyle değil ki kitap Ertuğrul Gazi diyor ama içeriğinde Ertuğrul çok az. Sadece orta kısmında Ertuğrul Gazinin romanın kahramanı olarak anlatıldığı bölüm vardı ki bence en soluksuz en heyecanlı yeri de orasıydı. Yazar obadaki kişileri ve onlardaki yiğitlik ve iman derecesini anlatmak isterken her birini kahraman yapmış da Ertuğrul geride yan karakter olarak kalmış.
Roman başta da dediğim gibi akıcı ilerliyor yalnız yazarın bu çabası illallah ettirecek kadar sıkıyor da. Son 50 sayfada kitabı bitirmek için akla karayı seçtim. Bir türlü ilerlemedi arada uyumuşum bile :( Delibozuk Hıdır ve Adem üzerinden o kadar olay ilerledi ki bu roman nasıl Ertuğrul'a bağlanacak diye düşünmeden edemedim. Nitekim bağlanamadı da. Sadece Yahşi Hocanın Kaya Şeyhi ile konuşması üzerinden 'Ertuğrul'dan sonra kendinize bey olarak Osmanı yapın' demesi şeklinde Ertuğrul zikredildi, o kadar.
Ertuğrul odaklı bir roman okuyamadım kısaca.
Belki de bu yüzden Gazi Ana'nın, Delibozuk Hıdır'ın, gözcü Akça' nın kısımlarında fazlaca sıkıldım.
Bir şey daha vardı ki gözümden kaçmadı ve beni çok rahatsız etti. Türklerin töresinde kadının saygın olduğu ve kadına değerin sorgulanamayacak kadar nitelikli olduğunu herkes bilir keşke şu an da da böyle olsa ama konumuz şimdilik bu değil. Kitapta çoğunlukla kadınlardan yiğitçe bahsediliyor. Yiğit kadınlar diye seslenildiği de oluyor, kadınlar kılıç tutmasını biliyor kendini ve obasını korumaya hazır. Kısaca obadaki herkesin mücadelesi - hiçbir ayrım yapmaya gerek duymadan- aynı . Hatta örnek olarak Gazi Ana bile yeter; kadınların obada yiğit kabul görülmelerini okuyucuya aktarmak için. Ama her nedense yazar beyin sahip olduğu cinsiyetçi yaklaşımları paragraf aralarından çok kolay belli oluyordu: Gazi Ana'nın kızı ve Ertuğrul'un eşinin '' kadın başıma anlamam'' , düşmanın tabansız olduğunu tanımlamak için Balaban'ın '' kadından kalır yanı yok '' demesi canımı sıktı. Fazla üzerinde düşünülmeden yazılmış böylece yazar kendi içinde ikiliğe düşmüş. Ertuğrul'un meşverettre '' lanet olsun'' demesi, Türk ve Müslüman olmayanların arapça kökenli kelimelerle derdini anlatması gözüme battı. Belki kimsenin farkına varmadığı detaylar bunlar ama benim için öyle olmadı. Tüm bunlar yazarın emeklerine ve çabasına karşın benim gözümde çok iğreti durdu. Bir türlü oturmamışlık, tam olmamışlık hissi vardı kitap bütününde.
Tabii görüşlerim bu kadar negatif de değil hani. :') kişilerde iman aşkı, insana verilen değer, bey dahi olsan danışarak iş yapılmaya gösterilen özen beni benden aldı. Hepsine gıptayla baktım. Toplumumuz geçmişini unutması, benliğine fazla önem vermesi tüm bu ince ve güzel değerlerimizin yok olmaya başlamasına sebep oluyor. Keşke bu kitabı herkes okusa da bir bir geçmişini hatırlayıp kendini bilse. o günler umarım yakındır.
okuduğunuz için teşekkürler :')