Batmışım B*ka, Almışım Roka
8/10
·176 syf.··
Beğendi
·
2021 29. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2021 17:15
"Yirmi beş yaşındaydı ve yakında kırkına basacaktı." #37756633 Batmışım ben, s*çmışım ben, Gelmişi mi geçmişimi satmışım ben, Kendi pisliğimde boğulmuşum ben, Altıma s*çana kadar içmişim ben, Tanrı’nın yarattığı her güne sövmüşüm ben, Portakallar boy boy, Okurum ben Playboy, İçmişim ben, s*çmışım ben, Tanrım, b*ka batmışım ben. Trainspotting alıntısıyla inceleme yazmaya başlarsan, altına da s*çarsın, birisinin ağzına da s*çarsın, önemli olan sonuçta s*çmak, kendi bedenini seçemediğin bu dünyadan ne bekliyorsun, b*kun içine batmış, battığın da, yani en dibe battığında, elinle şöyle sıvadığında ne hissedersen işte tam oradasındır, yani en dipte, dibin dibinde, işte öyle bir kitap. “Çocuk neden annesinin yanında kalmıyor?” “Bunu çocuğun kendisine sorun, hanımefendi!” “Annenin yanında yaşamak istemez misin?” Bir şey söylemedim. “Biraz annenden bahsetsene!” Bir şey söylemedim. “Annesi bir or*spu, hanımefendi!” “Ben çocuğa soruyorum, size değil!” “Benim annem bir or*spu, hanımefendi.” #122067828 Küfrün ve argonun en dibi için Henry Miller, sistemin çarklarına sövmek ve bir başkaldırı için Chuck Palahniuk, b*ka batmış bir yaşam için Irvine Welsh ve umursamazlıkta, ailesini b*kuna kadar anlatmakta ise kesinlikle bir Karl Ove, kadınlarla ilişkide ise Bukowski okumak tadı yenmez bir pislik gibidir, geviş getirerek yersiniz, çiğnersiniz, yutarsınız, tekrar çiğner, tekrar yutarsınız, yersiniz malum olanı, oh , afiyetle. Benim için muazzam olmakla beraber, senin için ne ifade eder gram umurumda olmayan bu kitabı okumalısınız. Önemli olan sosyal mesajı ve hikayeyi anlatmak mı, onu çokça yaptım, derinlemesine inceleme yazmak mı, onu da yaptım, parçalara ayrılmış teknik incelemeler mi onu da yazdım, en saçmasından, en liriğine, en berbatından en kalitesine kadar yazma sınırlarını kısmen zorladığım içerikler ortaya çıkardım, bunların hiçbir önemi yok, zorla kitap okuyan, özenti seviyesinde bir şeyler yapmaya çalışan bu topluma çok bile bunlar, fazla, anlamsız, çünkü tüketim toplumumun neredeyse en yoz yüz yılında yaşarken bundan daha iyisini yapmanın hiçbir mantığının olmadığı bir durumdayız, peki durum böyleyken, çeşitli rollerle bundan sıyrılmaya çalışan uyanıkların aptallıklarıyla popülist yaklaşımlarını alıp elbette, ne yapacağız,,, yaparız bir şeyler. Kitabı okurken çok keyif aldım, aynı anda hem de gerçek anlamda dibe vurmanın rahatlığıyla neler yapılabileceğini hayal ettim, bir beklentin yoksa altına s*çana kadar içmenin verdiği keyfi milyon dolarların olsa yaşayamazsın, zenginlerin lüks hayatları keyif almanın çok ötesinde büyük oranda rezil yaşamlar sunar onlara, elde edilen ne varsa bıktırır, keşfedilmeyeni keşfetmeye çalışan bu güruhlar büyük çoğunlukla ya eroin, ya kokain, hap, map ne varsa tüketir, ya intihar eder, ya da defalarca rehabilitasyon merkezlerinden başlarını kaldıramazlar, para mutluluk getirir, getirmez olur mu, önemli olan ne kadar dibe batmak istediğin ya da yukarıda kalmak istediğindir. Dimitri Verhulst’un yarı otobiyografik bu romanı, bir aile s*çışının hikayesidir, bir s*çış hikayesi hakkında ne yazabilir ki insan, işte o kadarını yazabildim, yoksa benim suçum yok, kitap neyse ben onu verdim, kim ne alır onu elbette bilmiyorum. "Babam sürekli kapısı sonuna kadar açık sıçardı. Gübresi yoğun biçimde eski peynir kokardı ve sık sık takım taklavat meydanda bir vaziyette koridorda, lazımlığa iki metre mesafede durduğundan, yüksek sesle yeni bir rulo tuvalet kâğıdı veya gazetenin kalan kısmını getirmemi söylediğinde onu duymuyormuş gibi yapamazdım. Sistem, yıllardır böyle sürüyormuşçasına harika işliyordu; tuvalet kâğıdı ve gazete parçası babama ânında veriliyordu hep. (…)” #121961156 Pisliğin içinde geçen bu romanı, tüm ilginçliği, tüm argosu, tüm dibe batışıyla birlikte https://1000kitap.com/BlindPigRecords ‘e ithaf ediyorum, ne kadarını kabul eder, ne kadarı ister, ne kadarı benimser ya da söverse artık, telif hakkı kendisine aittir. Ailelerin o kadar çok doğal olmayan halleri vardır ki, işte o doğal olmayan hallerle büyürsünüz, siz de onlara benzer bir yalanı yaşarsınız, mesela H. Miller, Karl Ove gibi -ve daha niceleri hepsini sayamam- yazarlar buna gerek olmadığını anlatır, bunu yaparsanız en birinci siz olursunuz demek değil bu, gerçeği tam olmasa bile kıyısından köşesinden yaşamak, kabul edilmekten çok isteyen kabul eder, isteyen etmez çocukluğuna girmeden, kendin olabilmektir, kendin olabilirsen, bir bebeğin b*klu bezini değiştirmek istemediğini söyleyebilirsin, hatta lanet çocuğu istemediğini de söylebilirsin, bunu söylemek yerine elbette b*kunu yerim ben onun yalanı minvalinde bir yaşam yaşadığın için sana bu yazılar da fazla, ben de sıkıldım yazmaktan. Okuyun işte, dibe batışların öyküsü çoktur, onu bulana, okuyana, izleyene, dinleyene vs. Herkesin vardır dibe batış anları, herkesin vardır bir s*çış hikâyesi. Şapka kullanıyoruz değil mi? Biranızı ya da ne zıkkım içiyorsanız köklediğiniz okumalar!
Çölde Kutup AyısıDimitri Verhulst · İthaki Yayınları · 2021104 okunma
··
809 Gösterim
2 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
En dibe ineriz yükselerrekk.. 🍷
Bu inceleme 😂 Öncelikle, kitabı sen okurken yazdığın her alıntı beni düşündürmekle birlikte güldürdü de. Bu adam ne yazmış ben bunu okumalıyım dedirttin bana Murat. Şimdi de inceleme gelince, ve herkesin bir batışı çıkışı da varken batmışken tam batanları okumak konusunda gecikmeyeceğim. Not: Bir bira eşliğinde okuyorum incelemeyi. Çünkü neden okumayayım değil mi 😂 Sağlığımıza o zaman 🍻
Murat Ç
Gönderi Sahibi
Verhulst Ailesinin sıçışına dair bir günce. 😅😅 Hem sosyal hem kültürel hem de pisliğin içinde bir dram, aynı zamanda yaşayış biçimi. Sansürsüz bir yaşam öyküsü. :)) Afiyet olsun, tokuşturma sesi buralara geldi. Sağlığımıza. 😎