Puan vermedi·156 syf.··Beğendi
· şak diye kendimi kontrol edemeden spoiler veriyorum haberiniz olsun.
her zaman çocuklardan korkardım artık daha çok korkuyorum.çocuklar olgun olmadıklarından dolayı tamamen empati duygusundan yoksun varlıklar demişti bir öğretmenim gerçekten haklı.benim için anlatımı enfes-tamamen duru ve anlaşılır-bir kitaptı.özellikle böyle kitaplara dair büyük bir ilginiz varsa okumalısınız.kafayı felsefe ile bozan birkaç çocuğun sizi sinir edeceği bir kitap fakat tabii ki derin bir şekilde incelersek altında birçok anlam taşıyan semboller mevcut.eser ikinci dünya savaşı sonrası Japonya’yı anlatıyor aslında.Birkaç kaynaktan da okuduğuma göre Oidipus Kompleksini içeriyor. Freud’a göre her çocuğun ilk aşkının karşı cinsteki ebeveyni olmasından dolayı kaynaklanan bir sendrom.buradan yola çıkarak noboro’nun denizci ryuji’ye karşı olan nefretinin annesine karşı sahiplenme duygusundan kaynaklandığını söyleyebiliriz.bana kalsa manyak der geçerim fakat işin psikanaliz kısmı ilgi çekiyor tabii ki.
noboro’nun manyak mı bunlar diyerek okuduğum -edebi seviyemi buradan anlayabilirsiniz ya da bir şeylere ne kadar derin baktığımı-arkadaşları aslında oldukça zeki çocuklar.bu çocukların ortaya koydukları düşünceler bana genel olarak nihilizmi anımsattı.bu çocuklar aile düzeni üzerinden aklınıza gelebilecek her türlü halk topluluğuna ve insanın üzerine çağlar önce giydirilmiş her türlü kalıptan şikayetçiler.bu çocukların ortak problemleri de babaları.noboro içten içe babasına o küçükken öldü diye kızgın “şef” diye adlandırdıkları ve adından anlaşıldığı üzere ekibi yöneten enayi de bu fikirleri ekibin diğer geri kalanına açıklama görevini üstlenen bir tercüman olarak karşımıza çıkıyor.herhangi bir toplumsal düzenden bu kadar şikayetçi olmaları-her ne kadar başarılı olsalar da okul da buna dahil-sebebiyle içlerinde büyük bir öfke var.özellikle şefleri akıl öncülüğünde birçok şeyin yapılabileceğinden ve hislerin insanı sadece yavaşlattığını ve harcadığını söylerken bana biraz da rasyonalist düşünceyi anımsattı.bu taze anarşistler hislerinden arınmak ve kendilerine hiçbir şey hissetmediklerini kendilerine kanıtlamak adına bir kediyi öldürüyorlar.ben burayı dehşete düşerek okudum.noboru kediyi öldürünce şef dedikleri çocuk noboru’ya tam olarak erkek oldun diyor buradan da erkeklik kavramının cinayet ile eşleştirildiğini anlıyorum.kitap genel olarak sarıyor.son cümlesi beni çok etkilemişti.seversiniz bence.