Herkese merhaba. İnstagram bloğuma hoş geldiniz. Bugün sizlerle bazılarının ayıla bayıla (şaka değil) okuduğu, bazılarının sıkılıp yarım bıraktığı, bazılarının ise okuduktan sonra intihar ettiği bir kitap yorumu ile geldim. Hatta bazılarının zamanında karakter gibi giyinmeyi moda haline getirdiği bir kitapla da geldim. Aynı zamanda bir zamanlar yasaklatılan ve size kasvetli gri bir gökyüzünde güneş görme umuduyla okunan bir kitapla geldim.
Genç Werther’ın acıları #kitap yorumu
Öncelikle kitabın yazılmadan önceki ve yazıldıktan sonraki olaylarına değinmek istiyorum çünkü bu olaylar kitap kadar etkileyiciydi hatta kitabı okumaya daha da teşvik edici. Öncelikle bu hikayenin Goethe’nin kendi hikayesi olduğunu ve iki haftada yazıldığını öğrendiğimde çok şaşırdım. İlk başta iki haftada yazıldığını öğrendiğim de ‘nasıl yani ???’ Oldum daha sonra kendi hikayesi olduğunu öğrendiğimde okurken bu kadar ‘gerçek’ hissettiğim duyguların gerçek olması içimi ürpertti. Goethe asistanlık yaptığı zaman, birlikte çalıştığı nişanlı bir kıza aşık oluyor. O zamanlarda arkadaşı Wilhem intihar ediyor ki Werther’ın kitapta mektup yazdığı arkadaşının adı da Wilhem! Kitap yayınlandıktan sonra Almanya’da intihar olaylarının artması ve insanların Werther karakterini holiganlaştırarak onun gibi giyinerek (mavi ceket ve sarı pantolon) bunu moda haline getirmesi kitabın insanlarda yarattığı etkiyi ortaya koyan iki farklı olay. Kitabı okurken bile bile kabullenmeyerek okuyorsunuz. Kitabı okurken gerçekten çıkmaz sokaklara gireceksiniz. Yazar bize acıyor da bir ışık hüzmesi tutuyor arada bizlere. Yoksa cidden kitabın içinden etkisinden kurtulmak çok zor olurdu. Kitabın konusundan bahsedecek olursam Werher kentin yoğunluğundan uzaklaşmak için ufak bir kasabaya gelir ve orada davet edildiği bir ortamda