Gönderi

10/10
·470 syf.··
2021 6. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2021 15:59
İNANILMAZDI. Aslında bu kitapla olan mazim 3 yıl öncesine dayanıyor. Biyoloji öğretmenimin tavsiyesiyle almıştım ancak okumayı sürekli erteledim. Birkaç gün önce bir hevesle başladım ve iyi ki de başlamışım. Haruki Murakimi'nin akıcı ve sürükleyici dili, ince ince işlenmiş bir kurguyla birleşince mükemmel bir kitap çıkmış ortaya. Buradan itibaren SPOİLER var. Kitaba başladığımda konu hakkında hiçbir bilgim veya fikrim yoktu. Kitabın hangi yöne evrileceğini hiç kestiremiyordum. Kitabımızı iki ana karakterimiz olan Aomame ve Tengo'nun ağzından okuyoruz.Öncelikle belirtmeliyim ki kitabın başında Aomame ile taksi şoförü arasında geçen diyalog kitaba karşı olan ilgi ve merakımı kat ve kat arttırdı. Haruki Murakimi'nin böyle bir konuşmayı kitabın başına koyarak tam da bende yarattığı etkiyi oluşturmak istediğini tahmin edebiliyorum. Aomame, görünen mesleğinin yanında kaba tabirle kiralık katillik, daha felsefi ve yumuşatılmış bir açıdan bakarsak da görevi dünyadaki 'kirliliği' öbür dünyaya göndermek olan bir tür kurtarıcılık yapıyor. Şahsen benim en tutarlı bulduğum ve beğendiğim karakter Aomame oldu. Geçmişinde içinde bulunduğu ortamlar ve en yakın arkadaşının başına gelen olaylar sonucunda neden böyle bir yol seçtiğini anlamak çok da zor değil. Eğer 3-4 yıl önceki ben bu kitabı okumuş olsaydım büyük ihtimalle motivasyonu ne olursa olsun hiçbir cinayet haklı bulunamaz, kimse başkasının hayatını sonlandırma gücünü elinde bulunduramaz diye düşünerek Aomame'ye çok büyük bir önyargıyla yaklaşırdım. Ama günümüzde yaşadığımız olayları düşününce (daha doğrusu hep yaşanan ama benim bu konudaki aydınlanmamın son birkaç yılda olması sonucunda) Aomame' de eleştirilebilecek bir ahlaki yaklaşım bulamadım. Kitapta çok korkunç olarak nitelendirilen, yozlaşmış ve amacından sapmış dini cemaatlerde kız çocuklarına tecavüz edilmesi olayı bana o kadar normal geldi ki, hem kendimden hem de ülkemden ve dünyadan tiksindim. Bu haberleri artık o kadar çok duyar olduk ki toplumca çok büyük bir kanıksama yaşamaya başladık. Artık bizi şaşırtmak, iğrendirmek çok zor. Hukuk sistemimizin(dünyada ve özellikle ülkemizde) bu konuda ne kadar yetersiz olduğunu, ve belki de yeterli olmasının imkansız olduğunu düşününce belki de 'ölmeyi hak eden' insanları öldürmenin o kadar da vahşi ve kötü değil, tam tersine etik bir davranış olarak nitelendirilebileceğini düşünmeye başladım. Topluma zarar veren insanları öbür dünyaya yollamanın etik tarafını bir tarafa bırakacak olursak Aomame'nin kitabın başlarında hiçbir şey yapmamış bir erkeği öldürme güdüsünün olması da beni bir nebze ürküttü. Belki de insan hangi motivasyonla başlarsa başlasın bir noktadan sonra kendi kontrolünü kaybediyordur. Sonraki kitaplarda Aomame'nin bu 'ikinci mesleği'nin hangi yöne evrileceğini ve Aomame üzerinde nasıl psikolojik hasarlar bırakacağını okumak için sabırsızlanıyorum. Tengo, Aomame'ye kıyasla daha az merak ettiğim bir karakter oldu ama onun da içinde bulunduğu olay örgüsü oldukça sürükleyiciydi. Kitabın büyük bir kısmında Aomame ve Tengo arasındaki bağlantı belli edilmiyor. Kitabın ortalarına doğru aslında geçmişte aynı okulda bulunduklarını ve Aomame'nin Tengo'ya aşık olduğunu öğreniyoruz. Ama elbette ki ikili arasındaki bağlantının bundan çok daha derin olduğunu tahmin etmek zor değil. İki karakterlerin olay örgüsü birbirine o kadar iyi bağlanmış ki gerçekten Haruki Murakimi'ye büyük bir hayranlık duymadan edemedim. Olaylar siz daha nasıl olduğunu anlamadan iç içe geçiyor ve kitap her sayfasında daha da gizemli ve karmaşık bir hal alıyor. Ben ilk başta paralel evrenler tarzı bir kurgu olduğunu düşünmüştüm ama bence olay tam olarak öyle değil. Belki de tek bir 'evrende' farklı gerçekliklerden ya da fiziksel olarak farklı gerçekliklerden değil de George Orwell'in 1984 kitabında geçen 'oluşturulmuş gerçeklik', 'algıdaki gerçeklik'ten bahsediliyordur. Kitap gittikçe bilim kurguvari bir yöne çekiliyor ama ben bu yaşananların gerçeklikten ziyade birer alegori olduklarını düşünmeden edemiyorum. Mesela Little People kitapta bir nevi 'tarafsız' olarak nitelendiriliyordu. Belki de Little People gerçekliği temsil ediyordur. Ne de olsa gerçekliğin bir tarafı olmaz. Bazılarımızı ürkütür ve kaçınmamızı sağlar, bazılarımızı da mıknatıs gibi içinde çeker. Bazılarımızın içine saklanır ve gerektiğinde 'içimizden çıkar.' İki ay meselesinin de olay örgüsünün gidişatına göre paralel evrenlerdeki, farklı gerçekliklerdeki iki ay olduğunu düşünüyorum.Umarım yanılırım çünkü gerçekten beni yanıltan kitaplar kadar sevdiğim başka bir kitap türü yok. Kısacası 1Q84'e bayıldım. 2. cildinin gelmesini nasıl bekleyeceğim hakkında hiçbir fikrim yok. Bütün ciltlerini bitirdikten sonra yazarın diğer kitaplarını da okumayı düşünüyorum.
1Q84 - 1. KitapHaruki Murakami · Doğan Kitap · 20243,532 okunma
·
53 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.