·84 syf.··Beğendi
···Okunma: 23 Mayıs 2021 18:04 İlk kez Huseyin Rahmi Gürpınar okuyorum.Birazcık heyecanlıyim.Eser miktarda da endişeli .Okuduktan sonra doğal olarak ilk tepkim şu oluyor:
Baba büyüksün!
Elimizde iki Ermeni vatandaş var.Buna mükabil içinde bol efsunlu bol tılsımlı kısacık bir hikaye var.Vallahi de billahi de hattı zatında tillahi de okurken mest oldum. Sade ve sıcak bir dil.Hani nasıl derler bilirsiniz nevi şahsina münhasır bir dil.
Mest oldum, vallahi mest oldum.Kız seni alan yaşadı,dertlerini de boşadı...Ne alaka diyorum kendi kendime.Uygunsuz zamanlarda tıpkı bir hortlak gibi anında ortaya çıkıveren Mustafa Sandal şarkıları gibi desem!
Sen durduk yere niye araya giriyorsun be adam!
Define hikayesi bu anlıcağınız.Birazcık komik birazcık dramatik.Hikayenin sonu ise didaktik.Yani tüm bu olan bitenlerden bir ders cıkıyor.Yazar muhteşem tespitlerle ve muhteşem bir sonla bize pası atıyor.Golü atmak da tabii ki biz okurlara düşen kutsal bir vazife.
Efsunlu BABA'ya da ayrıca bir selam çakmak gerek.Çünkü girazgahta çalan Mustafa Sandal şarkısı boşa söylenmedi.
Define işiylen kafayı bozan kahramanımız bu ahval ve şeriat altında kızını bu iş için adeta hibe ediyor.Peki şaşirdık mı okur olarak , tabii ki de hiç şaşırmadık, pek sayın seyirciler!
Öyleyse son söz olarak: Baba'ya en ulvisinden selam ederim.Küçüklerinden de gözlerinden öperim!