Puan vermedi·112 syf.····Okunma: 24 Mayıs 2021 00:05 İşleneceğini herkesin bildiği bir cinayetin öyküsü!
"Santiago Nasar, öldürüleceği gün, piskoposun geldiği vapuru beklemek için sabah saat beş buçukta kalkmıştı." Bu cümle ile başladığı için başta kitabın heyecanı kalmadı diye düşünerek okumaya başlamıştım.. Her sayfada o cinayetin işleneceğini bildiğim için okurken huzursuzluk içinde okudum. Çünkü cinayetin olacağını biliyorum ama kimsenin bunu engellemediğini görmek huzursuzluk verici.
Anlatımı müthiş bir perspektifle yazılmış. Romanda bir cinayet, töre, namus cinayeti etrafında şekillenmiş konu. Toplumun duyarsızlığını bu gibi konuları hafife almasını da eleştirmiş bir bakıma. Yani romanın sonuna doğru şu alıntı dikkatimi çekti ve tüm konuyu özetliyor aslında; "kendi işlediği cinayetin dehşeti içinde çığlık çığlığa bağrışan halkın sesi.."
Herkes cinayetin işleneceğini biliyor ama cinayetin faillerine yönelttikleri olumlu önyargı onların böyle bir suç işlemeyeceklerini düşündürerek oradaki halkı duyarsız bırakmış. İşitseler de palavra olduğunu düşünmüşler
Hatta cinayeti işleyen kardeşler de birilerinin onlara engel olması için uğraş verseler de herhangi bir müdahale ile karşılaşmamışlar; "Victoria kardeşler Santiago Nasar'ı hiç kimsenin haberi olmadan hemen öldürmek için gereken hiçbir şeyi yapmamışlardı, tam tersine biri çıkıp da onu öldürmelerini engellesin diye akla gelebilecek her çareye başvurmuşlar ama bunu sağlamayı başaramamışlardı."..
Aslında bu açıdan bakıldığında toplum kötü bir olayın yaşanmasının bu kadar basit ve kolay bir yolla yaşanacağını ya da yapılacağını düşünmedikleri için önem vermedikleri de düşünülebilir. Yani önlemin alınması için o durumun olmasını beklemişler ya da öncesinde bir felaket...
Ama kitapta son anda herkes net bir şekilde cinayetin olacağını bilip yine duyarsız kalması söz konusu zaten yazar da bunu eleştirerek konu edinmiş..
Farklı üslup ve içerik olmuş güzel bir roman..