·260 syf.··Beğendi
···Okunma: 07 Nisan 2021 13:36 Okuyup bitirdim fakat zamanın olmadı inceleme yapmaya bugüne kısmetmiş. Karartma gecelerinin için de Mustafa Ural sokaklarda gezmeye başlıyor, sokaklarda gezip bir gün orda, bir gün burda sanki bir sıgıntı gibi, aslın da çok insanın tanıdığı çok insanın sevdiği ama hayatını tek bir noktaya bırakamamış bir insan. Tıpkı Rıfat Ilgaz usta gibi onun yaşamı boyunca evliliklerinin, aşklarının, kurduğu ailelerinin ama yazıp çizmek için her zaman onlardan uzak kalmasının hikayesi gibi. Hayatının otellerde tek başına geçmesi gibi. Mustafa Ural gezinirken artık bir yerden sonra parasızlık canına tak ediyor ve ceketini satıyor. Burda anlattığı hikaye öğrencisine ceketini sattırma hikayesi bence kitabın en önemli toplumcu gerçekçilik eger vurgulanacaksa o noktalarından bir tanesi... "Peki anlamam bu işlerden sen mektupları sarıyerden atmamı istiyorsun hemen çıkar atarım, yalnız sana durumu açık söyleyim ben de metelik kalmadı, koca karıdan isteyecek halim de yok üstelik. Yayan mı gideyim yoksa daha yakın bir yerlerden mi atayım. Durumu bilmiyor değilim dedi Mustafa hepsini düşündüm bu parayı Şükran hemen alsa da yararlanamayacağız, sen önce kapalı çarşıda benim ceketi okutacaksın hiç kıpırdanma bu böyle, olur mu hocam yapamam, paranın birazı sana yol parası olacak birazı da zeytin, peynir, pastırma alacağız. Tamam hocam durmuyorum üstünde ilerde yenisini alırız. İster istemez oturdugu yerden dogruldu Mustafa, güzel günler gelecek dedi önümüz yaz daha paltoyu da satacagız." Bu yoksulluk içinde bu acı için de Rıfat Ilgaz Bir yandan bu kitabı Karartma gecelerini dedim ya bu önemli bir örnek 1944 de geçiyor ama 1974 de yazılıyor. Yani 30 sene sonra o günle hesaplaşarak yazıyor Rıfat Ilgaz usta çünkü o günün aydın çilesi 1974 de bitmiş değil hatta dahada artarak devam ediyor. Okuyun ve okutun ustayı.