·120 syf.····Okunma: 27 Mayıs 2021 00:06 Jules Verne ve Wells bence çağının çok çok ötesinde bir öngörüsü olan, kafası çok farklı çalışan yazarlardı. Bilimkurgu’nun babası olarak anılmalarının da, sonrasında birçok filme, kitaba ilham olmalarının da çok haklı olduğunu düşünüyorum.
Kitabı nasıl övsem diye şaşırmış vaziyetteyim. Sanırım maddelerle ilerlemek, dağınık fikirlerimi toplamamı kolaylaştırır:)
1) 1895 yılında yazılmış kitapta, zaman yolcusu 802.701 yılına yolculuk yapıyor. Yazıldığı tarih düşünülünce bu kadar mantıklı bir gelecek distopyası kurabilmek gerçekten muhteşem..
2) Bilimkurgu eserlerde mekan, kullanılan cihazlar, bu cihazların teknolojisi değişir ama insanlar hep aynı kalır. Belki de bilimkurgu tarzında gidilen tarih en fazla 3000 yıl ötesi olduğu için insanlarda bir farklılık gözlemlenmez. Wells burada ciddi uzun bir tarih seçip insanların evrimleşmesine de olanak tanımış. Sonuçta bir türde belirgin bir değişiklik oluşması yüzbinlerce yılda oluyor. Homo Erectus 3 milyon yıl yaşarken, homo sapiens 300.000 yıl önce evrilmesi gibi...
3) Gittiği tarihte evrimleşen iki tür var. Eloi’ler ve Morlock’lar... Burada yazar o dönemin toplumsal adaletsizliğine de gönderme yapmıştır.
4) Eloi’ler zevk ve sefa içinde yaşayan, çalışmayan, birilerinin onlar için üretmesine alışmış, ve sonunda tehlike yada zorluk yaşamadıkları için gitgide düşünme yetisini kaybeden, beynini kullanmayan, vücut kaslarını kullanmadıkları için neredeyse çocuk bedenlerine dönüşen, cinsiyetsiz, hislerini kaybetmiş zevk-i Sefa içinde yaşayan bir tür canlıya dönüşmüş durumda. Sonunda zaten bir sığır gibi protein ihtiyacını karşılayan, hiçbir insani hissi yaşamayan bir organizma olmuş durumda.
5) Eloi’leri tanımlarken kullanılan dikkat dağınıklığı günümüzde teknoloji kaynaklı dikkat dağınıklığı ile örtüşmeye başlamış durumda. Aynı şekilde cinsiyetsiz tanımlamalarda da günümüzde sıkça karşılaşılan bir konu olmaya başladı. Özellikle (en son birkaç K-pop grubunda görmüştüm) kadın erkek ayrımının tam yapılamadığı tasvirler/görüntüler çoğaldı. İnsanı insan yapan hislerinde kaybolması ile gerçekten de sadece protein olmaktan öteye de gidilmiyor.
6) Morlock’lar özellikle o dönemde Londra’da Bodrum katta yaşayıp, çalışan alt gelir grubu için tasvir edilmiş. Zaman içinde yerüstü insanları için çalışan Morlock’larda durumlar değişmiş ve üstünlüğü ele almış durumdalar. Ama yine de bir şekilde alışıldık hiyerarşi devreye girip Eliolar için ayakkabı ve kıyafet hazırlamaya devam ediyorlar.
Açıkcası uçan arabalar, uzaydaki kolonilerden daha ilgimi çekti bu zaman yolculuğu. En sonunda tamamen insanlığın bitişi de bence en gerçekçi durumdu.
Kitabın güzel bir tarafı da kitabın sonunun senin hayal gücüne bırakılması... Eğer bilimkurgu seviyorsanız mutlaka okumanız gereken bir kitap hatta baş yapıt...