·56 syf.····Okunma: 28 Mayıs 2021 10:57 Bu ay ve geçen ay kitap okuma konusunda kısır kaldığı için araya dereye ince kitaplar sığdırayım bari diye seçtiğim bu kitap Jack London'ın Kurdun Oğlu derlemesinin içinde yer alıyor. Ve arka kapakta yazdığına göre Homeros'un Odysseia destanını andırıyormuş. Kitaba gelelim...
Ilk okumaya başladığımda sıkıldım. Bunlar ne diyor, konu ne, mesele, mevzu kavrayamadım. Başlangıcı çok karmaşıktı. Eee... kitap zaten 44 sayfa... Derken sonradan kitap güzelleşti konu oturdu... " Aşk uğruna çıkılan bir yolculuktur bu" yorumunu çoğu yerde görebilirsiniz. Ama bence bu aşk uğruna çıkılan bir yolculuk kesinlikle değil. Davetkar bakış atan düşman aile kızına bir sürü başlık döken( o zamanlar fok avlamak ve deniz aslanı kürkü servet demek) bir adamın (reis oğlu reis) düğün gecesi kaçırılan zevcesinin arkasindan yollara düşmesi bu. Simdi bu cümle size normal gelebilir. Ama burada mesele kızı almak için verilen başlığın peşine düşülmesi. Yani bu kesinlikle aşk uğruna çıkılan bir yolculuk değil. O kadına o kadar başlık döktüm benim hakkım olanı geri alacağım hırsı( son derece irite oldum kitabi okursanız çoğu sayfada ben bu kiza bilmem kac teknelik başlık verdim tarzı şeyler görebilirsiniz ve ben reis oğlu reisim ibarelerini bulabilirsiniz). Velhasıl kelam bir son yok kimsenin umdugunu alamadığı bir son var.
Kuzey adı üstünde hep bir kar, soğuk, kızak... kitabı okurken üşüyorsunuz ama bu kötü değil ortam, mevsimsel öğeler o kadar güzel betimlenmiş ki hissedebiliyorsunuz. Edebi olarak, dil olarak baktığımızda betimlemeler ve dil muazzam. Bir ustalık kokusu var satırlarda.
NOT!: Fark ettigim kadarıyla Robinsonad ve denizci hikayeleri, romanları benlik değil. Okurken bir an önce bitse duygusu yaşıyorum ama yarım bırakmıyorum cümleler ustaca ise bir şekilde gidiyor kaleme saygıdan.