Kitaplığımda uzun zamandır duruyordu. Keşke daha önce okusaydım dediğim bir kitap oldu. 1700'lü yıllarda geçiyor. Kokunun neyin metaforu olduğunu, hikayenin geçtiği şehrin Paris olması açıklıyor. Bildiğiniz üzere Avrupa ve özellikle de Paris kokudan geçilmiyordu bu dönem. İnsanlar tuvaletlerini sokağa bırakıyordu. Tabii tüm bu iğrenç kokuların arasında acayip güzel kokuların peşine düşen karaktere, kötü de olsa sempati duydum. Okuyun mutlaka.