Gönderi

8/10
·984 syf.··
Beğendi
·
2021 29. kitabı
Ayn Rand idealist bir kadın. Bu kelime bende mistik, dindar, hayalperest, a'mâ vs. vs. Gibi kavramlarla aynı anlama geliyor. Hepsini aynı değerlendirmem benim cahilliğim belki. İdealistliği körlükle bir tutmam; kötü, olumsuz bir özellik olduğunu düşündüğümden değil. Bir de tutmuyorum aslında, sadece, bu tip insanları misal: "umutlular" kümesi altına yerleştiriyorum diyebilirim. Bence idealist olmak iyi bir şey galiba, hayatta kalmak için, insan için gerekli bir şey. Ama idealistlik ve felsefe kavramları zihnimde yan yana gelmiyor, eşleşmiyor. Zıt şeyler bunlar. İdealist insan bence kör olmalıdır. Bir nedenle -gerçek-ten yüz çevirmiş olmalıdır. İdeal olan duyu organlarıyla kavranamaz. Yani sadece zihinde vardır. Gerçek nedir sorusu bu yazıyı aşar. Dursun. Yalnız, Ayn Rand'a göre var ve ancak insan onu aklıyla kavrayabilir. Howard Roark'ı gerçek bir insan olarak görmek?     Ayn Rand ve türdeşlerini en iyi tanımlayan kelime benim için "umutlu". Ayn Rand'ı tanımlamaya çalışırken onu mutlaklaştırmış oluyorum aslında. Etiketliyorum, kelimelerimin zindanından çıkamaz hale getiriyorum, en azından bu yazıda. Bunu yaparken ben de kendimle çelişmiş olacağım(Ayn Rand'ın kendiyle çeliştiğini düşünüyorum) çünkü benim Hayatın Kaynağı'nı okurken Ayn Rand'a karşı sürdüğüm argüman insanın dinamikliğiydi. Onu tanımlamak onu yeknesak bir biçimde sunmak olur. Yani amaca yönelik bir makine olarak yarattığı ve kutsadığı Howard Roark'ın gerçek hayatta var olamayacağı düşüncesine ihanet etmiş olurum. Ama yazı zaten mecburen düşünceyi dondurur, bu yüzden dinamik olamaz, yazı Howard Roark gibidir; kendini güncelleyemez BİLİNÇTEN YOKSUNDUR, yani insan değildir. Dünyada nefes alabilen bir Howard Roark yok, sayfalarda donmuş halde duran başka karakterlerin olamayacağı gibi. Ayn Rand'da yazıda yaşayamaz. Tam da bu durum bana Ayn Rand'a bir hayalperest, zihninde yaşayan biri deme hakkını veriyor(çelişse de öyle çelişmese de öyle) Çünkü ayn Rand Howard Roark gibilerin yaşayabileceğini, hatta yaşadığını düşünüyor. Yani inanıyor. Gerçekten inanıyorsa, yaptığı yastıklardan felsefe evi yapıp evcilik oynamak gibi geliyor bana.     Howard Roark bir ideal. Ayn Rand'da ideallere inanıyor. Şimdi Howard Roark'tan bahsedeyim. Öyle bir insan ki(gerçek hayatta da yaşıyormuş) hiç yanılmıyor. Aklıyla her sorunun üstesinden gelebiliyor, görünenin de ardında yatan gerçeği görebiliyor ve tüm hayatı boyunca çıkarına olacak kararlar alabiliyor. Kulağa gerçek dışı geliyor aslında... ama Ayn Rand'a göre insanda bu potansiyel var. Ama aklını kullanmayarak bu potansiyelini yitiriyor. Şimdi, galiba Ayn Rand net olarak söylemekten kaçınsa da, aslında herkes Howard Roark olamaz. Kitapta birkaç kere geçen; Howard'ın Wynand'a söylediği, "Sen elden düşmeci olarak doğmadın" benzeri cümleler, Ayn Rand'ın narsistliğini ve herkesin o ve onun gibilerden olamayacağını gösteriyor. Sadece bazıları, çok çok azı, akıllı doğar diyor. Yani herkese Howard Roark olma hakkını tanımıyor. Bu düşünce yapısının nazilerinkinden çok farkı yok gibi geliyor bana. Sadece bazıları akıllı doğar demesi yetmiyorsa, bu düşüncenin daha vahşi bir gösterimi de var. O kadar iyi sunuyor ki, nazilerden farkıni gösteriyor bize. Howard'ın Dominique'e tecavüz ettiği sahne. Bir erkek, bir kadına zorla tecavüz eder, kadın debelenip kurtulmaya çalışır, tüm gücüyle direnir. Bundan çıkaracağımız, çıkarmamız gereken sonuç; adamın kadına saygı ve sevgisinden tecavüz ettiği, kadının da adama saygı ve sevgisinden mücadedele ettiğidir. Kadını beceren Peter Keating olsa, kadın asla mücadele etmeyecektir.Bu iki kişi übermensch olduğundan, ortaya çıkan sahne asla normal bir tecavüz sahnesi gibi değerlendirilemez.     Demek istediğini anlıyorum, ama bu sahne benim gözümde onun gerçek dışı, kuruntulu ve rasyonel dediği düşünce yapısına işaret ediyor. Çözemediğim şeyler var; bu ikisi tecavüze kadar doğru düzgün birbirlerine beş on cümle kurmadılar, birbirlerini de çok az görebildiler, Howard nasıl bir übermensch ki, Dominique hakkında bu kadar az veriyle "Bu kadın y...k istiyor" çıkarımını yaptı? Rand'ın felsefesi bağlamında her şey yerli yerinde, ama buna felsefe denmesi için şu sorunun yanıtlanması gerekiyor bence: Kadının si..lmesi gerektiği bilgisi Howard Roark'a nereden geliyor? Bu sadece Ayn Rand'ın übermeschlerine gelen bir vahiy mi? Öyleyse Ayn Rand karakterlerinin tanrısı olarak onları kayırıyor demektir ve Howard aslında rasyonel değildir. Sadece Ayn Rand'ın hayallerindeki erkek olarak kalır. Ben gibi elden düşmeler(sevdiği karakterlerinin fiziksel özelliklerine verdiği önem düşünülürse ben kesin elden düşme olurdum) onun evreninde asla mutlu olamaz -ki tipini beğenmediklerine de acıması yok-. Diyelim ki Howard Dominique'e tecavüz etmesi gerektiği sonucuna mantıksal olarak ulaştı. Bir insanın kendinden hoşlandığını"sezmesi" için davranışlarına mimiklerine falan bakabilir. Hadi o übermensch sezmeyi geçip "biliyor". Peki ona tecavüz etmesi gerektiğini bilmek için neyine bakıyor? Bu ciddi bir bilgi birikimi ve üzerine düşünülmesi gereken bir konu gibi geliyor bana. Yoksa rasyonel olarak nasıl çözülsün? Bugüne kadar kadının ne biliyim soldan üçüncü kaş teli kalkıksa gönül rahatlığıyla tecavüz edebilirsiniz gibi bir bilgiye ulaşan insan olduğunu sanmıyorum. Howard hibi übermenschler ancak ulaşabilir, ki çoğunun karşısındaki kadın da yeterince übermensch olmadığından! hapiste telef oluyorlar demek ki. Bence Howard mimarlık konusunda harcadığı emek kadar bu konu da da emek harcamıştır, übermenschte olsan doğar doğmaz mükemmel binalar yapamadığın gibi çat diye tecavüzde ustalaşmıyorsun.     Geyiği bir yana bırakırsak bu ciddi bir soru aslında. Böyle bir şeyi rasyonel olarak yapması için kafasında yeterince veri ve net denklemler olması gerekiyor. Übermensch denklemleri böyle olur.     Benim için kitabın bu tecavüz sahnesi ayn Randın üstüninsanının akıl dışı bir yerde durduğunun kanıtı. Bu sahne Ayn Rand'ın vehim dünyasının eseri. Vehim de felsefeye değil, sanata kaynaklık edebilir. Çünkü mantıktan yoksun bir melekedir. Hele rasyonel diye adlandırılan bir felsefeye etki etmemeli. Bunu vehim değil de aklın ürünü olarak kabul etmenin tek bir yolu var. Benim için akıldışı olan şeyleri Ayn Rand gibi übermenschler en küçük atomuna kadar aklıyla inceleyebilip, yol açabilecekleri tüm olasılıkları hesaplayabiliyorlar ve en doğru olasılığı seçebiliyorlar. Ki bu ihtimal de akıl dışı. Bunu iddia eden insan da hayal dünyasında yaşıyordur.     Şimdi beni rahatsız eden bir şeyden bahsedeyim Ayn Rand hakkında. (Rahatsız oluşum mantıkdışı şeyleri-ki başka türlü olmazdı- değişmez gerçeklermiş gibi haykırıyor, kürsüden, mantığın elçisi kılığında konuşuyor oluşundan. Aklı kirletmiyor mu bu?) Felsefesinin ve yaşamının tamamen akla dayandığını iddia ediyor. Böyle bir iddia inancı tamamen dışlar. Ayn Rand hiçbir şeye inanamaz. Her düşüncesi, her kararı mantıksal olmalıdır. Attığı her adım mantığa dayanmalıdır. İçgüdüsel tepkilerimiz bile felsefesine ters mi acaba diye düşünüyorum... Misal; kafasına doğru bir top geliyor, toptan sakınıyor. Felsefesine ihanet etmiş oldu. Çünkü topun canını yakacağına inandı. O sırada aklı devreye girip düşünmeye mi başlardı yoksa? Top geliyor, elimi kaldırırsam canım daha az yanar, kaldırmazsam daha çok yanar. Ama canımın yanmasının übermensch ideallerime zararı yok, böyle bir acı hayatımı olumsuz yönde etkilemez, ama niye canım yansın ki? Saliseler içinde bunları düşünüp bir karar alabilecek denli büyük bir übermensch mi yoksa o? Acaba kararı ne olurdu? Çünkü o saliseler içinde bile önemli felsefi problemleri çözmüş olabilir. Eğer toptan kaçması gerektiğine dair bir neden bulabilirse nihilizmi çökertmiş olmaz mı? Ama kaçmaması gerektiğine karar verirse bu sefer de nihilist olur. Objektivizm çöpe gider. Galiba salt mantık nihilizme, inanç ise başta idealistliğin yanında saydığım o şeylere götürüyor. Objektivizm de bunlara dahil. Objektivizm toptan neden kaçmak gerektiğini açıklayabiliyor mu?     Objektivizm kendiyle çelişiyor "galiba" (galiba diyorum, çünkü Ayn Rand'ı ex cathedra, yani kürsüden konuşmaya götüren "inançlar, umutlar" bende yok. İnancı olmadan insan o kürsüye çıkıp vaazlar veremez. Kürsüye inançlar götürür. Ayn Rand'ı baştan sona bilmediğimden yanıldığım yerler olabilir, bilsem de yanılabilirim, çünkü ben übermensch olduğuma inanacak kadar salak değilim.) Çelişiyor çünkü akıl ve inqnç zıt şeyler. İnanç aklın mekanizmasına girerse yok olur. Aklın çarkları arasında balon gibi patlar inanç. Ayn Rand'ın objektivizmi kürsüye çıkıp anlatabilmesi için inanca ihtiyacı var. İnancın balonu patlamıyorsa akıl devrede değil demektir. Çalışmıyordur. Ayn Rand'ın aklı çalısmıyor mu?     Demin yazdığım şeyi yineliyorum, eğer Ayn Rand übermensch ise, Howard Roark yaşıyorsa, ben harbiden elden düşmeci olabilirim. Çünkü bunlar bana gerçek dışı geliyor. Howard Roark gibi gidip bir kadına tecavüz edecek, kadının karşı koymasına rağmen onu s... memi istediğini "bilecek" kadar akıllı değilim demek ki.
Hayatın KaynağıAyn Rand · Plato Film Yayınları · 20133,731 okunma
·
225 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.