Gönderi

Huzursuzluk
Puan vermedi·160 syf.··
2021 7. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 30 Mayıs 2021 10:23
Harese nedir, bilir misin oğlum? Arapça eski bir kelimedir. Bildiğin hırs, haris, ihtiras, muhteris sözleri buradan türemiştir. Harese şudur evladım. Develere çöl gemileri derler bilirsin, bu mübarek hayvan üç hafta yemeden içmeden, aç susuz çölde yürür de yürür; o kadar dayanıklıdır yani. Ama bunların çölde çok sevdikleri bir diken vardır. Gördükleri yerde o dikeni koparır çiğnemeye başlarlar. Keskin diken devenin ağzında yaralar açar, o yaralardan kan akmaya başlar. Tuzlu kanın tadı dikeninkiyle karışınca bu, devenin daha çok hoşuna gider. Böylece yedikçe kanar, kanadıkça yer, bir türlü kendi kanına doyamaz ve engel olunmazsa kan kaybından ölür deve. Bunun adı haresedir. Demin de söyledim, hırs, ihtiras, haris gibi kelimeler buradan gelir. Bütün Ortadoğu’nun âdeti budur oğlum, tarih boyunca birbirini öldürür ama aslında kendini öldürdüğünü anlamaz. Kendi kanının tadından sarhoş olur. Kitabın ilk sayfasında geçiyor bu can alıcı, çarpıcı sözler. Livaneli’nin usta kalemi yine konuşturuyor kendini. İnsanın insana yaptığı zulmü Ezidiler üzerinden okuyucuya aktarmaya çalışıyor yazar. Araya aşkın da girdiği, bu güzel duygunun baskılar, eziyetler ve vahşileşmiş insan figürleri arasında kayboluşunu, hezimete uğrayışını da gösteriyor bize. Ve bu kutsal duygunun dış etkilerle hiçbir bağlantısının olmadığını anlıyoruz. Görmeden de sevda bağının kurulabileceğini, mesafenin bu gücü eksiltemeyeceğini kanıksıyoruz biraz da. Birbirini anlamanın yalnızca ortak acılardan geçerek mümkün olabileceğini fark ediyoruz. Empati sözcüğün bugünki kullanımının basitliğini kavrıyoruz aslında. Şükrü Erbaş’ın sözleri çınlıyor kulaklarımızda: “Kim kimin derinliğini görebilir, hem hangi gözle ?” İnsani duyguları sorgulamaya başlıyoruz. “Merhamet zulmün merhemi olamaz.” Diyor yazar. Sandığımız kadar masumane duygular taşımadığımızı fark ediyoruz. Bir insana acımanın onda bıraktığı etkilerden habersiz iyi bir şeyler yaptığımızı zannediyoruz. Tanrının sorgulaması gerektiği şeyleri sorguluyor, hüküm verip yargı dağıtıyoruz. Kitabın sonuna geldiğimizde yazılanların gerçek dünyadan çok da farklı olmadığını fark ediyoruz. Zulmün olmayacağı bir gelecek tasavvur edip kalıyoruz bir süre. -Keyifli okumalar dilerim.
1000Kitap
HuzursuzlukZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2017117,6bin okunma
·
55 Gösterim
1 Yorum
Lütfen giriş yapınız.
Romanı iki defa okudum ve her ikisinde de çok etkilendim. Nerede bir inceleme görsem dayanamayıp okuyorum. Çok güzel bir inceleme yapmakla birlikte, Şükrü Erbaş'ın "Ömür Hanımla Güz Konuşmaları" şiirinden çok yerinde ve sürekli dilimde dolandırdığım, özellikle insan ilişkileri esnasında "kim kimin derinliğini anlayabilir Ömür Hanım" cümlesi, beni benden başkası anlayamaz gerçeğini sürekli bana hatırlatıyor. Teşekkür ederim bu güzel inceleme için.🌺🌺
Şeyma Sözen
Gönderi Sahibi
Ben teşekkür ederim güzel yorumlarınız için ☺️