Puan vermedi·416 syf.····Okunma: 30 Mayıs 2021 14:13 Kitabın kapağını kapattım aşk'ın tanımını düşünüyorum şimdi... Hadi hep beraber sesli düşünelim o halde. Sahi "aşk" neydi?
Hani Shakesper demiş ya ; "Beğendiğiniz bedenlere hayalinizdeki ruhları koyup aşk sanıyorsunuz" diye. Böyle düşünenler bir adım geri çekilsin lütfen şurada ciddi bir şey konuşuyoruz!
Kitapta diyor ki; " Aşk sözcüğü zaten sözlükte sarmaşık demekmiş. Bir sarmaşık çınarları ,servileri nasıl sarıp sarmalarsa , aşk da öyle sarıp sarmalarmış çınar gibi yiğitleri , servi boylu dilberleri. Ve her sarmaşık, sardığı ağacı kuruturmuş sonunda. Dıştan yemyeşil ve güzel gösterirmiş ama içten içe kurutur , çürütür, çökertirmiş." O halde burdan bakarsak aşk için ille de güllük gülistanlık bir şey diyemeyiz! Biraz acı, biraz ,hasret, biraz gözyaşı, biraz hastalık evet evet vücudu saran bir hastalık...
Diğer bir değişle kitap; Aşk "vuslat" değildir diyor. Vuslata eremeyenlerin daha mes'ud olduğunu çünkü kavuştuğunda kaybetme korkusunun daha ağır basacağını düşünüyor. Ben bu fikre daha yakınım nedense! Aşkın kavuşmakla alakalı olduğunu düşünmüyorum. Görmeden, duymadan, hissetmeden sevenlerin aşklarını daha sahici buluyorum... Tıpkı Leyla ile Mecnun gibi...
Evet kitap; Üstadın 'Aşkı bilen biri için yedi gerçek sır vardır. Bu yedi sırra sahip olan dünyaya hakim olur.' demesiyle ve Kays (Mecnun) dilinden yazılmış gibi aktarılıyor okuyucuya.
Aşk'ın sırrı çok boyumu aşıyor onu bilemeyeceğim de sahi "aşk" neydi ?
Goethe'nin dediği gibi ;"İnsan yaşamı boyunca sadece bir kisiyi mi severdi ? Önceki ve sonrakiler; birer arayış, kaçış ya da aldanış mıydı? "
Ünlü düşünür arkadaşım Büşra'nın dediği gibi baklava mıydı, ilkokul da saçımı çekti kesin beni seviyor dediğimiz arka sıra da ki tombul suratlı arkadaşımız mıydı, lise de adını sıra ya kazıdığın ilk aşkın mıydı, ilk şiirin, ilk kalbini sızlatan şarkı mıydı ya da evlenip ona benzeyen çocuklar dünya ya getirmek miydi? Sahi bu aşk neydi ... Hani hepimizin iflahını kesen dibi kökü 3 harften oluşan ama gerçek sırrına bir türlü eremediğimiz, insan hayatta kaç kere aşık olur ki, bir kalbe kaç misafir sığar ki dediğimiz yüzyıllardır konuşulan ama hala bir şeye benzetemediğimiz o "şey" evet evet o şeyden hepinize dilerim!
Hakan Altun'un da dediği gibi; nedendir bilinmez aşk neden vardır ama hayat aşkı yaşadığın kadardır deyip keyifle okuyun inşallah temennimi eksik etmiyorum.
Kitap buram buram aşkın sorgusu... İyi düşünceler, iyi pazarlar...