• 332 syf.
    ·Beğendi
    Yakın zamanda Nermin Bezmen'in Sır kitabını hediye olduğu için okumuştum. Yorumumda iki olumsuz noktadan bahsetmiştim ama genel olarak okunabilir bir kitap diye tavsiye etmiştim. Sırf devam kitabı olduğu için ikinci kitabıda okudum çünkü yarım bırakmayı sevmem.

    İyi ki okumuşum.
    Adeta serüvene kapıldım gittim. İşim gücüm olmasa bir günde okurdum.

    Birinci kitapta çok fazla cinsel içerik ve bana fazla gelen tasvirleri vardı bunu belirtmiştim. İkinci kitapta yazar adeta yorumları dikkate almış ve her şeyi dozunda ayarlamış. Böylelikle kurgu muhteşemliği ile ortaya çıkmış.

    Anlatım zaten güzel, tarihsel olay akışları ve dönemin şartları doğru verilmiş. Kurgu da gerçek bir yaratıcılık var ve bu da okuru maceranın içine alıyor.

    Aşk, tutku, sadakat, hayat, dostluk her şey var kurguda ve çok insani gerçekliklerle ortaya konulmuş.

    Karakter babaanne Hüma, torununa bıraktığı günlük ile torunu Hüma'yı büyüleyici bir serüvene sürüklüyor.
    Biz okurlar Hüma ile günlüğü okuyor ve zaman zaman kızıyor, yargılıyor, asla yapılmaz diyoruz, zaman zaman da neden yaptığını kadınsal iç güdülerle anlıyor onaylamasak bile hak veriyoruz. ️

    Duygularına kapılıyor yer yer ağlamak Hüma ile yas tutmak istiyor insan.

    Ve kitabın sonunda hep birlikte büyük bir ders alıyoruz babaanne Hüma'dan.

    Kitap hakkında konuşmak istediğim çok şey var çok etkilendim ve sorguladım. Umarım birileri okursa üzerine konuşabiliriz.

    SIR kitabını "denk gelirseniz okuyun" demişim şimdi kesin okuyun diyorum çünkü ikinci kitap için çok iyi hazırlıyor okuru. Açıkçası birinci kitap gerçekten sır, ikinci kitap ise bu sırrın açığa çıkmış hali.

    Not: Sır kitabını okuyup vazgeçmeyin esas olay Auroranın İncileri kitabında.
    Keşke tek kitap olsaymış dedim.

    Aurora'nın İncileri kitabını muhakkak okuyun derim.
  • 376 syf.
    ·Beğendi
    ️ Yetişkin İçerik


    Yazardan okuduğum ilk kitap. Genel de Kurt Seyit ve Shura üçlemesi ile tanınıyor ama ben dizisi çekildiği için tercih etmedim. Üstelik dedesiymiş kurt seyit bu özel durumda beni soğuttu o romanlardan.
    Yazarın anlatımı, kurgulaması ve hayal gücü oldukça başarılı. Akıcı anlaşılır cümleler, detaylı betimlemeler ve sade bir üslup var. Sadece dönem kurgusu olduğu için farklı kültürel terimler söz konusu merak edenlerinn araştırması gerekiyor. Ben açıkçası ev dekorunun veya kıyafetin Rus tarzını belirten betimlemelerini çok önemsemedim.
    Roman her ne kadar bir aşk kurgusu olsada içinde bir çok şey var. Fakat cinsellik ön planda. Aşkı her anlamıyla anlatmış yazar.
    Tarih var. Bir çok roman ve hatta tarih kitaplarının! aksine, oldukça doğru anlatılmış bir tarih var. Balkan harbi ve 1. Dünya savaşının başlangıç dönemi oldukça doğru akış ile ifade edilmiş. Bu noktada tepki verdiğim tek konu, belirtilen tarihleri anlatırken "Türkiye" diyerek bahsedilmesiydi. Malum o dönemde resmi olarak Osmanlı Devleti hüküm sürmekteydi. Son derece önemli detay fakat kurguyu etkilemiyor.

    Tarih anlatımı sıkıcı değil, fazlada değil. Yani ana konu aşk hikayesi. Tarih sevmeyenlere duyurulur.
    Sıradışı ilişkileri okumaktan hoşlanmayan, iğrenen ve reddedenler okumasın. Bayağı geniş ruhlu karakterler.

    Kitaptan çıkarttığım özet ise dünyada kıyamet kopsa zengine bir şey olmuyor

    Denk gelirseniz okuyun derim.
  • MÜNACAT

    Ey bana kendini büyük tanıtan.
    Hâlime bak da varlığından utan!

    Sen kerim ü ganiyy u mutlaktın
    Sâhib-ül cüd ü zül keremdi adın.

    Hani nerde o şanlı saltanatın?
    Benden olsun sıkılmıyor suratın.

    Tam otuz beş yıl oldu yarabbi
    Çıkmadı bu tevekkülün de dibi.

    Va’d-i ferdayı başka kullarına
    Çırak et de benim işim yarına.

    Kalmasın, çünkü yüz yüze bakacak,
    Çare varsa budur bugün ancak.

    Ben senin bir çerağ-ı vahdetinim,
    Daha kestirmesi hakikatinim.

    Bana öyle gelir ki zatinle
    Şu kelamı adam gibi dinle:

    İkimiz bir mahallede büyüdük,
    Yüz göz olduk, hem arkadaş, hem Türk.

    Demeye söz bırakmamak lazım,
    Arz-ı hâle yakışmıyor ağzım.

    Beni sen başkasıyla etme kıyas,
    Ben kalender ve sen de Rabb-ün nâs.

    Bende varsa eğer o kalb-i selim,
    Arş-ı âlâna kör kütük gelirim.

    Kim ne der? Enbiya mı yan bakacak?
    Beni hangi cehennemin yakacak?

    Hiç’i onlar da eylesin idrak,
    Abd-i evlad-i husrev-i Levlâk.

    Hacı Bektaş, Cenab-ı Meulânâ
    Neyle meyden kanat takınca bana.

    Bana lânem cihan-ı şi’r ü hayal
    Ruhuma yağdı nağme-i âzâl.

    Nur g-ı aşkın olur mu hiç konağı
    Ebediyyet önünde “yem” çanağı?

    Sânihâtım sema-yı marziyeden
    Armağanlar nisâr eylerken.

    Taparım kendi ruhumun sesine,
    Kalbimin ateş-i mukaddesine.

    Beste-i erganun-ı ilhamım
    Oluyor sanki mehd-i ârâmım.

    Gayb olup kendi kâinatında
    Bin bir isminle her sıfatında.

    Görünen şekl ü pertev ü elvan,
    Nur u zulmet, bedayi ü elhan,

    Şiddet-i hub, tereddüdât-ı rücû
    Bin tazarru, eyâd-ı merfû

    Kime kimden? Zavallı insanlar!
    Pür-adâvet, yalancı bürhanlar!

    Altı bin yıllık emr-i teşkilat
    Yıkılır mı kolay kolay? Heyhat!

    Fitne-i inhisar-ı edyândan
    Var mı kalb-ı selime malik olan?

    Önce sevda, kadın ve şevk-ı naîm,
    Zeni aguş-ı âdeme teslim,

    Sonra şehvet edince tende tulü
    İlk sözün, tatma meyve-i memnu?

    Şahlanan s.. bu nehyi dinler mi?
    O melekler mi, yoksa cinler mi?

    Nur-ı şehvet, o hâlık-ı akdes,
    Ser-çerağ-ı hayat ü ruh u nefes

    Emr-i tahdide zor gelir ya Rab,
    O iken her muhit-i nura sebeb

    Bunu vicdan bilir ki: Nev-i beşer
    Künh u aşkı s..le fehmeyler.

    Mihnet-i aşk-ı evvelini çeken,
    Ruh-ı asrı tefekkür eylerken

    Bin telehhüfle ah u vah ederek
    Şunu vird-i zeban eder bî-şek:

    Üss-i...sün hutüt-ı heyetini,
    Bâb-ı aşkın müsellesiyyetini

    Aşk-ı asrîme eylerim mihrap,
    Şi’r ü aşkın teranesi bu kitap.

    Şu iki beyti ben de bil-inşâd,
    Ömrüm oldukça eylerim feryat:

    Nasıl olmam zebunu kahr-ı gamın,
    Hatırımdan silindi şekli .mın.

    NEYZEN TEVFİK KOLAYLI
  • Aşkın sahibi, ben insanın sırrıyım, insan ben’im sırrım buyurdu Şahım
    Yarın kaygısına itmeyen bir duan varsa teheccüt vaktine gel dedi Ulular
    Ben değilse, kim? Şimdi değilse ne zaman? Aşkın davetlisi şems vakti d/okunur duada kendiyle dedi Pirim
    Mutlu olma sanatı, mutluluğu ortak ismet olan şeylerden çıkarma gücünde yatar dedi Mirim
    Harikulade gecede güneşi görmek, dünyanın tüm gizemlerinin anahtarıdır dedi Sır Katibi
    Bir adım varsa, bir iz olmalı. Eğer karanlık varsa, ışık olmalı dedi Meczup
    Sevilmeyi sevmek karar almak için ideal mekân duada açılmayı bekleyen birçok kapı var dedi İhtiyar Bilge
    Yetim ve öksüzlerin çoğaldığı dünyada, gülmek bizim gibilere göre değil dedi Hırkasız Derviş
    Merhamet et, çünkü bu nurdan yaratılmış vücuda taştan gönül yakışmaz dedi Üçler
    Ötesini söylemeyeceğiz şems vakti öyle güzel cevaplar geldi ki, g/özlerinden okuduk geceyi dedi Yediler
    Merdinimiz duayla mesafe alıyoruz teheccüt vakti dedi Kırklar
    Kim, öğrencilerden şikayet ederse ona inanmayın dedi Erenler
    Nuh tufanı gibi kendi kendine yazar kimsesizler mezarlığında bu şiiri ölüm dedi Zahit
    Allah’ın ve Resul’ünün hükmünde ağlayan bir çocuğun güzelliğidir kurtuluşa erenler’in teslimiyeti dedi Abdal
    Saklı gerçekler arasında veriliş tarzı hediyenin kendisinden önemlidir. Ancak insanlar genellikle tersini yapar dedi Miskin
    Sevilmeyeni sevebilmek erdemdir dedi Deliler Şeyhi
    Ve bir dikenci geçti onu b/ekliyor duada kana kana aşk şarabından içenler teheccüt vakti misafirlerini dedi Aklı Kıt Adam
    İyice yorgun düşmüş rüzgarlı gece, belleği belli belirsiz dünü anımsayanlar, uzaktır bugüne dedi Münzevi
    Bir anıdır hiçlikten oluşmuş, kimi zaman geri dönüyor güne kar taneleri gibi dedi Sufi
    O uzak şaşkınlık içinde kıpırtısız ışık bir mezartaşına yansıyınca boş pencereden dedi Naib
    Ve çocuk diri b/akardı geceye, şaşırırdı üst üste yığılmış gözyaşları orada mutluluğa ait her şey dedi Neyzen
    Bir b/aşka yaşamdı ve hiçlikten kimi zaman geri dönen dualar kar taneleriyle şaşkın ışıklar gibi geri dönüyor dedi Garib Çoban
    O v/aktin mucizesi daha derin zamandan, bir akşam ona rastladım gecenin sisinde dedi Türbedar
    Hep kaçıyor benden, uzaklara götürüyor güzel mi bilmiyorum, yitmiş zamanlardan bir ses dedi Ermiş
    Yaşanmış çocukluğun uzak bir anısı çıkageldi şems vakti sabah gibi g/özleri buna, en sevdiğim şeylerin en derinlerinden duada dedi Abid
    Karanlıktaki her şeyi bilebilirim, biraz sessizlik, gürültü yeterli ve her şey aşkla duruyor dedi Fakir
    Ve her şeyden kopmuş hissediyor kendini vakit, biraz sessizlik yeterli kendi gerçek yerinde besmelenin beslemesini dinliyorum bir su akışında dedi Aşk
    (Y.ed - Böyle Nereye Gidiyorsun Aşık)


    Engin Demirci Şiirleri © Bu şiirin her türlü telif hakkı şairin kendisine ve / veya temsilcilerine aittir.


    https://www.antoloji.com/...r-garib-coban-siiri/
  • 280 syf.
    ·3 günde·Beğendi·8/10
    “İnsanların aşık olduklarını iddia ettikleri insanlara, nasıl bu kadar acımasızca davranabildiklerini anlayamıyorum. Anlamak için ne kadar çok şey okusam da hala çok anlamsız, çok delice geliyor.”
    .

    .
    Müzisyen bir ailenin ikiz çocuklarıydı Clara ve Moura..
    Moura piyonuya Clara ise yazmaya tutkundu.
    Clara üst katta müzik dinlerken ikizi Moura alt kata vahşi bir cinayete kurban gitmişti. Evde olan tek isim Clara olduğu için tüm gözler onun üzerindeydi, son zamanlarda hiç anlaşamadığı ikizini öldürdüğüne inanıyordu herkes.
    Clara kendisine atılan bu iftiradan kurtulabilmek için olayı ele aldı ve tek tek Moura’nın tüm çevresiyle görüşmeye, suçlu olup olamayacakları konusunda araştırmalara koyuldu.
    Peki sonuç ne olmuştu?
    Clara ikizinin cinayeti ardında ki sır penceresini aralayabilmiş miydi?
    .

    .
    Aslında kitabın kapak tasarımı ve ismi bir ‘Aşk Romanı’ olduğu izlenimini vermişti bana. Bu yüzden kitabı okumaya başladığımda bir hayli şaşırdım. Keyifli, modu yüksek, heyecan dolu bir “Polisiye/ Gerilim” kitabıydı. Ben kurgusunu çok sevdim ve başarılı buldum. Ve sonunda ters köşe oldum Tahminlerimin ötesinde bir isimli katil.
  • 235 syf.
    ·8/10
    Zaman zaman sinemaya giderim. Tercihim daha çok macera türü filmlerdir.

    Bilim kurgu filmlerini sevmiyorum. Olmamışın olmuş gibi anlatılması ve hayalin cisme dönüşmesini sevmiyorum. Belki romanını okurum. Çünkü onu hayalde cisimleştiren başkaları değil, benim.

    Aşk filmlerinden de hoşlanmıyorum. Belki de süflileşmesinden, belki de kolay olmasından. Belki rezilliğinden. Ben aşkın zor olanını severim. Ben aşkın bilinmeyenini, ben aşkın sır olanını severim. Belki de hiç anlaşılmayanını. Bu sebeple vıcık vıcık, yolda bulunup parkta kaybedilen aşkların filmlerini de izlemiyorum.

    Fantastik filmlerden de hoşlanmıyorum. Hele böyle garip yaratıkların bir biriyle savaştırılmasını hiç anlamıyorum. Büyücülerin, şeytanların, garip yaratıkların ortalarda dolaştırılmasından hoşnut değilim. Benim hayal dünyamı öldürüyorlar desem yeridir. Harry Potter ilk yayınlandığında üç cildini okudum. Ama hiçbir filmini izlemedim.

    Bütün bunları niye anlattım. Bugünlerde kitaplığımı yeni yerine taşıdım ya, sepetlerden bir kitap düşmüştü yere. Kitap son 30 yıl içerisinde vizyona girmiş filmlerden alıntılar yapmış. Her filmden birkaç kare söz. Ama olsun. Onlar da fikir vermeye yetiyor. Keyiflenmek istediğim ara zamanlarda kitabı okudum, bitirdim.

    Elimde bir de Nurullah Ataç’ın Karalama Defteri kitabı var. Deneme tarzında yazılmış kitapta sinemaya değinen Nurullah Ataç, sinemayı sanatın dalları arasında görmüyor. Çabuk tüketildiğini, izlenip bittiğini, sonrasında kimselere salık veremediğini belirtiyor. Arşivlere girmediğini, alıp kütüphanesine koyamadığını, çevirip çevirip okuyamadığını söylüyor. Belki o zamanlar için bu böyleydi. Ama, Nurullah Ataç şimdilerde yaşayıp, filmlerin değil kütüphanelerde elde taşındığını görseydi sanırım böyle düşünmeyecekti.

    Yazıyı daha fazla uzatmadan o filmlerden birkaç alıntıyı sizlerle paylaşmak istiyorum: Belki birçoğunu sizler de hatırlayacaksınızdır:

    “Herkes ölür, ama herkes gerçekten yaşamaz.” Cesur Yürek Filmi’nden.

    “Korku seni hapiste tutar, umut seni özgür kılar.”
    “İstediğin şeye inan, fakat sana bu duvarların tuhaf olduklarını söylemiştim. İlk önce onlardan nefret edersin, sonra onlara alışırsın. Yeterli zaman geçtiğinde ise onlara bağlanırsın.” Esaretin Bedeli Filmi’nden

    20. Yüzyılın en derin gerçeklerinden biri: “Ne okuyorsanız osunuz.” Mesajınız Var Filmi’nden

    “Hayat bir kutu çikolata gibidir.”
    “Bir gün yağmur başladı ve dört ay boyunca dinmedi. Var olan her türlü yağmuru yaşadık. Küçük damlalı yağan yağmur, eski büyük damlalı yağmur, yandan gelen yağmur, ve bazen de alttan yağıyormuş gibi yağan yağmur.” Forrest Gump Filmi’nden

    “Deliliğin tanımı: Her seferinde farklı sonuçlar bekleyerek, aynı davranışı defalarca yinelemektir.” 28. Gün Filmi’nden

    “Kardeşlerim! Hayatta yaptıklarımız sonsuzlukta yankısını bulur.”
    “Hayat bir rüya, korkulu bir rüyadır.”
    “Ölüm hepimize gülümser, yapabileceğin tek şey senin de dönüp ona gülümsemendir.” Gladyatör Filmi’nden

    “Sence başka gezegenlerde hayat var mı? Bilmiyorum Sparks. Ama şunu söylemeliyim ki, eğer sadece biz varsak korkunç bir yer israfı demektir.” Mesaj Filmi’nden

    “İnanılmaz. Sizi kötülüğe götüren kapı geniş ve cezbedicidir.”
    “Benden ne istiyorsun? Kendin olmanı istiyorum. Biliyorsun evlat, suçluluk; sırtında taşıdığın bir çuval tuğla gibidir. Tek yapman gereken yere bırakmak.” Şeytanın Avukatı Filmi’nden

    “Sen mükemmel değilsin evlat. Aslına bakarsan evlat, tanıştığın bu kız, o da mükemmel değil. Asıl soru şu: Birbiriniz için mükemmel misiniz? Bütün olay bu. Samimiyet denilen şey bu.” Can Dostum Filmi’nden

    “Dedi ki: Rüzgarı yüzünde hissetmezsen, kanatlar neye yarar?” Melekler Şehri Filmi’nden

    “Şeytanın yaptığı en büyük kurnazlık, tüm dünyayı yaşamadığına inandırmakmış.” Olağan Şüpheliler Filmi’nden

    “Yıllardır günahlarımın dönüp beni bulmasından korkuyordum. Bu bedel, dayanamayacağım kadar ağır.” Vatansever Filmi’nden

    “Ailesine yeterince vakit harcamayan asla gerçek bir erkek olamaz.”
    “Düşmanlarından asla nefret etme, bu muhakemeni etkiler.”
    “En zengin adam, dostları en güçlü kişilerden oluşandır.”
    “Düşmanların, hep geride bıraktıklarından yararlanarak kuvvetlenirler.”
    “Çok önemli, kulağına fısıldamalıyım: Güç, gücü olmayanları yıpratır.”
    “Bakın bu taşa. Çok uzun zamandır suyun içinde. Ama su içine işleyememiş. Bakın kupkuru. Avrupa’daki adamlara da aynı şey oldu. Asırlarca Hıristiyanlık onları çepeçevre sardı. Ama İsa içlerine giremedi. İsa içlerinde yaşamıyor.” Baba Filmlerinden.

    “İyiliğimizin ölçüsü kucakladıklarımız, oluşturduklarımız ve aramıza aldıklarımızdır.”
    “Eğer görmemeniz gereken bir şey görmüşseniz diğer tarafa bakmayı öğrenmişsinizdir.”
    “Eğer kazara umutlarınız yıkılırsa asla daha fazla istememeyi öğrenmişsinizdir.” Çikolata Filmi’nden

    “Herkesin cehennemi farklıdır. Hepsi alevler ve acıdan oluşmaz. Gerçek cehennem, yolunda gitmeyen hayatındır.”
    “Bazen kazandığında kaybedersin.” Aşkın Gücü Filmi’nden

    “Dağlar yeterince yüksek değil, vadiler yeterince derin değil. Nehirler yeterince geniş değil. Seni benden ayırmayı hiçbir şey başaramaz. “ Bridget Jones’in Günlüğü Filmi’nden

    “Bir keresinde bana ne demiştin hatırlıyor musun? ‘Her yeni dakika hayatı değiştirmen için yeni bir fırsattır.’ Seninle yeniden karşılaşacağız.” Vanilla Sky Filmi’nden

    “Sen de bundan nefret eder misin? Neden? Susmaktan. Neden hep konuşmak zorundayız? Kendimizi iyi hissetmek için mi? Ne bileyim, iyi bir soru. Özel biriyle birlikte olduğunu, çenesini kapatıp, karşılıklı susabildiği zaman anlıyor insan.” Ucuz Roman Filmi’nden

    “Zafere kurban vermeden ulaşılmaz.” Pearl Harbor Filmi’nden
  • 296 syf.
    ·Beğendi·8/10
    Kitap Kafkasya’da savaştan kaçan Feride ve ailesinin yolculuk yaparken bulundukları gemide yakalandıkları hastalıkla başlıyor. Feride tüm bunların üzerine sağ kalan teyzesi tarafından Şeyh ile evlendiriliyor. Ancak gönlünü gerçek aşk ile doldurmak isteyen Feride, yaşadıkları ile size manevi duyguların ön planda olduğu benzersiz bir hikaye sunuyor.