Puan vermedi·472 syf.····Okunma: 29 Mayıs 2021 20:07 Çok uzun zamandır kitaplığımda duran bir türlü elimin okumaya gitmediği bir kitaptı. Oysa kalın bir kitap olmasına rağmen bir çırpıda biten, kitabın başından sonuna kadar o sürükleyiciliği devam ettiren, her bir sayfayı çevirdikten sonra diğer bir sayfada ne olduğunu hep merak ettiren.. Dönem, zaman ve mekan fark etmeksizin “kadın” olmanın zorlukları, seçilmemiş bir durumun sonucunu her an hissetmek ve bunun ağırlığıyla mücadele etmek. Kitap özelinde Afganistan odaklı, 2 kadının hayatlarının garip bir şekilde kesişmesi ve yaşamları boyu verdikleri “hayatta kalabilme” mücadelesini konu edinse de aslında ataerkil bir toplum yapısının coğrafi konumdan bağımsız bir şekilde ne denli içimize işlediğinin bir göstergesi.
Khaled Hosseini’nin bu kitapla birlikte 3 kitabını da okumuş bulunmamla birlikte tabi ki ilk göz ağrım her zaman Uçurtma Avcısı olacak. Eğer o kitabı okuduysanız yine yazarın aynı coğrafyayı ve o coğrafyaya ait etnik ve kültürel birçok unsuru ustalıkla anlatma becerisine şahit olmuşsunuz demektir. Bin Muhteşem Güneş’e dönecek olursak spoiler vermek de istemiyorum ancak şunu söyleyebilirim kitabın sonuna kadar hep daha farklı bir şeyler bekleyerek okudum, ancak tabi ki olaylar benim hayalimdekinden farklı gelişti. Ve belki de aslında kitap okurken bile gerçek hayatla bir kez daha karşılaşmış oldum. Sabahattin Ali’nin de dediği gibi : “Hayatta hiçbir zaman kafamızdaki kadar harikulade şeyler olmayacağını henüz idrak etmemiştim.” sözünü buraya bırakmak istiyorum..