Yazar bu kitabında Taliban yönetiminden kaçan Afganlıları ele almış. Göçmen bir ailenin dramı var kitapta. Bir de balıkçı Mustafa'nın evlat acısı. Sadece bunlar anlatılmıyor elbette. Altın var diye siyanür kullanılarak zehirin sulara karışmasını, Süveyş kanalının açılmasıyla istilacı balıkların akın akın bizim denize karışmasını, bazı şirketlerin ormanı talan edip maden çıkarma derdine düşmesini ve devletin tüm bunlara göz yummasını da kurguya yedirmiş.
Yunan adalarına geçmek için botları alabora olan göçmenlerin yaşadıkları çok üzücüydü. Aynı şekilde çalışmaktan elleri nasırlaşmış, fazla konuşkan olmayan ve yalnızlığı seven balıkçı Mustafa'nın hayatı da. Yedi yaşındaki oğlunu denizde kaybetmiş mesela. Evdeki evlat acısıyla yanan kederli karısından uzak durmak için vurmuş kendini denize. Deniz onun için hem ekmek kapısı hem de dert ortağı. Ara ara denizin öfkeli dalgalarına maruz kalsa da, bir sevgili gibi kucak açmış Mustafa'ya. Kitap 130 sayfa ama inanın dolu dolu. Kesinlikle tavsiyemdir.