Puan vermedi·136 syf.····Okunma: 10 Haziran 2021 12:03 Kitaptan tam olarak ne aldım bilemiyorum. Bazen bunları da bu kadar yazmak gerekir mi derken bazen de işte bunu güzel ifade etmiş dediğim oldu. İşin içine radyo vs. girince ister istemez Kaybedenler Kulübünü hatırlıyor insan, tabii bir nebze daha “İslami” boyutta. Bu terimi yazar çok kullanıp beynime işlediği için kullandım, tam olarak benim tabirim değil yani aslında. Detayların olmasa da konunun bazen böyle diyalog diyalog, açık açık verilmesi tuhaf geldi biraz. En son Gündüz Vassaf ın Cehenneme Övgü sünü okurken böyle hissetmiştim sanırım ki zaten ele alış biçimleri farklı olsa da her iki kitapta da dönem odaklı toplumsal olaylar ile ilgili bolca tespitler var. Dediğim gibi üslup güzel ama bazı detaylara çokça girilmesi beni okurken rahatsız ediyor galiba, yani böyle bir metinde “Peugeot 206” ifadesini görmek garip geliyor bana bilemiyorum. Tıpkı şiirde ”latte” ifadesi görünce soğumam gibi :) olmuyor, garip geliyor bu yeni söylemler, yeni eserler, eskilere itiyor insanı (İçinde latte geçen şiiri de benimsedim bu arada dinleye dinleye, bazı yerlerine kulağımı tıkıyorum; insan nelere alışmıyor)
Benim de kendi kendimle konuşmamı bitirdiğime göre :) radyocu arkadaşımızın konuşmalarını, tespitlerini, dönem yansıtmalarını ve bolca hikayelerini barındıran bir eser. Az biraz herkesin kendine benzeteceği durumlar var hikayelerde.
“Radyo istasyonu seslerin mezarlığına dönüşüyor…”