Puan vermedi·304 syf.··Beğendi
· Hayattaki en büyük keyfi “Kelebek Koleksiyonu” yapmak olan, ciddi derecede kişilik bozukluğu olan, asosyal, hiç bir arkadaşı olmayan, ailesini çok küçük yaşlarda kaybetmiş ve ömrünü halasının yanında geçiren, ortadan kaybolsa yokluğu asla anlaşılmayacak silik bir karakter olan Frederick.
Frederick kumardan çok yüklü miktarda para kazanır. Fakir bir hayattan kurtulur ama o sınıf farkından asla kurtulamaz. Ne demişler "doğduğun ev kaderindir"
Miranda’ya platonik bir şekilde, psikopotça bir aşkla bağlıdır. Miranda; son derece kültürlü, eğitimli sanata düşkün arkadaş çevresi oldukça geniş, sevilen ve güzelliğiyle her yerde dikkatleri üzerine çeken, yirmili yaşlarda bir kadındır. Miranda’nın, Frederick’in varlığından dahi haberi yoktur. Sadece aynı yerde yaşadıkları için kumardan kazandığı parayla ilgili çıkan haberler dolayısıyla gazetelerde görmüştür onu o kadar.
Frederick bir gün, ıssız bir yerde ev bulur. Tam istediği gibidir, etrafta kimselerin olmadığı, tek başına yaşayıp bol bol kelebek avlayabileceği hayallerindeki ev. Ve evin yer altında bir mahzeni vardır. Bu onun o hastalıklı! duygularını harekete geçirir ve büyük bir plan yapar. Kelebeklerin en güzelini kimsenin koleksiyonunda olmayanını avlamaya karar verir ve hikaye başlar.
Hikayenin belli bölümlerini Miranda’dan dinlemek sizi daha derinden vuruyor. Bundan bahsetmeden de edemeyeceğim.
Bu kitabı okuyacak olanlar için ufacık bir tavsiyem Shakespeare’in "Fırtına" adlı kitabını mutlaka okumaları. Çünkü olayların büyük bir kısmı o kitapla bağlantılı.
Kitap ana konusunun haricinde iki farklı sınıfın, kıyasıya mücadelesini çok gerçekçi bir şekilde veriyor.
Bazı kişiliklerin bir döngünün içerisine girdiği zaman hastalıklarının onu ele geçirmesi, kendilerini her zaman haklı bulacak bir sebep bularak; eğer yakalanmazlarsa dönüşmeden yoluna tam hızla devam edeceklerini harika bir şekilde anlatmış. Okumaya değer