8/10
·228 syf.··
Beğendi
·
2021 86. kitabı
‘İnsan kendisiyle yetinmeyen tek varlıktır, Doktor. Kuş sadece kuştur, çoğalır ve uçar. Ağaç sadece yeşillenir ve meyve verir. İnsan başkadır, hayal etmeyi öğrenmiştir. Var olanla yetinmez. Bakırdan küpe yapması, taşlardan saray inşa etmesi, görünmeze merakındandır.’ . Küçücük bir hücre, soğuk mu soğuk. Hücreye giren kaçıncı kişiler bilmiyor hiçbiri. Önce üç kişiler, şimdi dört. Tabii hep oturmuyorlar. Konuşuyorlar, hikayeler anlatıyorlar. Kimi zaman kan akıyor vücutlarından, kimi zaman gülüşlerini bastırıyorlar. Sıralarını bekliyorlar, umut da var sanki, kırıntılarından karın doyar mı bilemedikleri. . Burhan Sönmez ile tanıştım nihayet. Ne yalan söyleyeyim öyle methedilmişti ki İstanbul İstanbul, ben de severim diye düşünüyordum. Fazlası oldu, çok sevdim. On günü anlatıyor Sönmez. Neler olur on günde bir düşünsenize. İyileşebilir bir hasta, bahar gelebilir birden, saatler akıp giderken bir saat on dakika geriden de yetişebilir hayata. Acıyı bal eyliyor Sönmez hikayeleriyle, Decameron’da ölümden kaçanların anlattıklarına çalıyor rengi. Ölüm var biliyor herkes ama illaki kapının önüne çıkıp mı beklemeli ölümü? Şöyle bir Boğaz manzarası görmeden, Beyoğlu’na inmeden mi gitmeli? . Her bir karakteri dinleyip, onları anladığım; sözlerinin devamını dinlemek için beklediğim, bilmecelerine meraklandığım bir kitaptı İstanbul İstanbul. Taş zeminli odalarda etinden et koparılanları, ağzından alamadıkları laflar için kerpetenle dişleri sökülenleri, çıplak bıraktıkları bedenlerden utanmayanları, ‘evlatlarını bile sevemeyenleri’ öyle derinden hissettim ki… İyi ki okumuşum, tam da zamanında. . İstanbul’un sustuklarını anlatan bir kitabın kapağında da anca İstanbul’un gözü olan Ara Güler’in fotoğrafı olabilirdi, değil mi?
İstanbul İstanbulBurhan Sönmez · İletişim Yayınları · 20191,284 okunma
··
2.197 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.