Puan vermedi·136 syf.··
2021 44. kitabı
Yakın zamanda sıkılmadan okuduğum nadir teodise kitaplarından. Eser, Shellenberg’in sistemleştirdiği ilahi gizlilik tezinin biyografisi niteliğinde olmakla birlikte bu teze getirilen antitezleri de barındırıyor. Aslında Schellenberg’i bir açıdan takdir de etmek istiyorum. Zira tezine bir antitez de kendisi getiriyor. Bu hareket, yüksek bir bilim ahlakının örneğidir. Hülâsâ, ilahi gizlilik, tanrının kendisini, inananlara neden açmadığı sorusu üzerinden teist teolojiyi eleştiri niteliğinde bir görüş. Eserde yer verilen bazı düşünürlere göre ise ilahi gizlilik, kötülük probleminin bir parçası olarak lanse edilse de bu, hatalı bir görüş. Zira kötülük problemi “Tanrı varsa bu kadar kötülük nereden geliyor/neden var?” sorusu üzerine şekillenirken ilahi gizlilik “bu kadar kötülük olurken Tanrı nerdeydi?” sorusunu referans almakta. Bu açıdan Shellenberg de eleştirilebilir durumdadır. İlahi gizlilik tezine Swinburne, Hick, Cusanus, Plotinus, Snyder, Murray ve Dumsday tarafından getirilen eleştirilere yer verilen eserde eksik bulduğum ve “hah, şimdi bahsedecek” diye umutla beklediğim tek nokta, ilahi gizlilik özelinde tanrının varlığına dair getirilen eleştiri, tözsel açıdan tanrıyı tanımlamak noktasında eksik kalıyor ve tez, tanrının varlığına değil; tanrının mutlak iyi oluşu sıfatına saldırır nitelikte. Eserde bu noktaya ayrı bir başlık açılmasını; en azından yüzeysel de olsa değinilmesini arzu ederdim. Nitekim Hume’nin meşhur “Tanrı iyiyse…” diye başlayan aforizması da tanrının mutlak iyi sıfatına getirilen bir eleştiriyken galât-ı meşhur olarak teist reddiye niteliğinde lanse edilmiştir. Eser bu nokta haricinde konusuna, amacına ve kapsamına kusursuz nitelikte bağlı kalmıştır, desek abartmış ya da haksızlık etmiş sayılmayız. Yaşar Türkben İlahi Gizlilik
Din Felsefesi
İlahi GizlilikYaşar Türkben · Elis Yayınları · 20183 okunma
·
354 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.