merhabalar, bugün nobel edebiyat ödüllü cezayirli yazar albert camus'nün yabancı'sı ile beraberiz. tek kelime harika bir kitap. çok samimi söylüyorum en son suç ve cezayı okurken böyle derin içsel eleştirilerin, karakterin kendini yeni yeni keşfedişlerinin keyfine varmıştım.
toplum tarafından kabul görmüş hal ve hareketlerin uzağında farklı bir düşünce tarzına sahip bir karakterin başından geçen olaylar ve karakterin o olaylara verdiği tepkiler özelinde devam eden kitap; okuyucuyu adeta içine hapsediyor. genel hatlarında ise yirminci yüzyıl insanın içine düştüğü yabancılaşma anlatılıyor. baş karakterin toplum ve dış dünyadan kopuk o iç yaşantısı öyle güzel kaleme alınmış ki annesinin bile ölümüne nesnel yaklaşımı okuyanın kanını donduruyor. zaten okuduğum en etkileyici roman başlangıçlarından biriydi. kitap ''bugün annem öldü'' cümlesi ile başlıyor direk. o saniyeden itibaren zaten piminiz çekilmiş halde okumaya başlıyorsunuz...
romanda ise yine suç ve ceza tadının yanı sıra hugo'nun bir idam mahkumunun son günü kitabından da esintiler sezinledim. tabi bunlar şahsi çıkarımlarım. dönemin ''sözde'' uygar, yenilikçi ve çağdaş fransa'sının adalet anlayışı ve yargılama sisteme tıpkı hugo'nun kitabında olduğu gibi yabancı'da da tüm çıplaklığı ile ortada. ne yalan söyleyeyim hemen hemen aynı tatları aldım.. yani böylelikle bir kitaptan üç büyük kitap keyfi aldım. insanı alıp götüren dolu dolu bi hikayesi vardı. çok fazla detaya girmek istemiyorum. klişe olacak ama kesinlikle tavsiye ediyorum. alıntılar;
* ne de olsa insan her zaman biraz suçludur.
* insan eninde sonunda her şeye alışır.
* insan hiçbir zaman tamamıyla mutsuz olmaz.