Tek bir hikaye değil içinde bir sürü farklı hikaye var her birinde fark yaratan bir karakter var. Nasıl yorumlarım bilmiyorum o yüzden size alıntılarımı sunuyorum.
O an ellerini, parmaklarını ve onu o ana bağlayan tüm eklemlerini, tenini, sesini, birbirine benzemez ve ayrı duran her yerini tek tek değil hep beraber sevdiğini hissetmişti. Önce kendini sevmelisin diye başlayan belki haklı ama yalnız mutluluk cümlelerine inat, önce bir başkası sevsin beni, ne olacak ki demişti içinden. Önce biri sevsin beni.
Bir insanın yüzü harita gibidir, üzerinde tek bir çizgi olmasa dahi. Şu an tam olarak nerede olduğunu gösteren bir harita. Senin. Ancak bunu görebilmek için çabasız bakman gerekir. O zaman noktalar birleşir ve görmeye başlarsın. Onun nerede bitip senin nerede başladığını.
..Çünkü bazı adamlar her şey de gülecek bir şey bulur. Hem her şeyin içinde biraz da olsa komik bir şey olduğundan hem de kendini korumak için daha iyi bir silah henüz icat edilmediğinden.
”İnsan ölürken bile başkalarını düşünüyor.” Öyle demek. Yalan yanlış bilseler de olur beni, nasıl anıldığını bileyim de. Yaşarken nasıl birer anı olacağımızın derdindeyiz, nasıl bir adam değil… ya da kadın. Tamam afedersiniz, insan!
Görmek insanı yanıltır Basil. Eline, burnuna, kulağına ve kalbine güveneceksin, sonra gözlerine. Çünkü gözünün gördüğü buralardan geçmeden aklına ulaşmaz.
”Dedin! İçinden dedin. Zaten insanların sadece aklından geçenler ve yazdıkları doğrudur. Asla söyledikleri değil.”
Bağdaş kurmak iyidir. Bir bacağını altına alıp diğerini koluna destek yaparak oturmak daha iyidir ama. O zaman kimseye zarar veremeyeceğin gibi kimse de sana veremez. Yarım bağdaş. O bir ayağından destek alıp fırlar kaçarsın. Tetikte bağdaş oturuşu. Bunu önceden düşünseydim keşke, ölmeden. Gerçi işime yaramazdı. Çünkü katilin, katilin olduğunu bilmek gerekir. Kapıyı sevecenlikle açıp “Hoş geldin!” dediğin birinin katilin olabileceğini düşünemezsin.