Ses, bayıla bayıla ve heyecanla okuduğum bilim-kurgu türünde bir romandır. Her bilim-kurgu filmi gibi bu kitap da gelecekte yaşanması muhtemel olayları konu edinen bu satırları daha büyük bir merakla okudum ve aynı türde izlediğim birkaç filmden esintiler barındırdığı için kitaba başladıktan sonra elimden bırakamaz oldum. Daha doğrusu cümleler bana benzer hisler uyandırdı.
Kitap, teknolojinin aydınlığının dünyayı nasıl kararttığının somut halini yansıtan birkaç evren ve o evrendeki yaşantılardan başlayarak oldukça çarpıcı şekilde bambaşka bir iklimde gezintiye çıkarıyor. Tam da benim bakış açımdan ele aldığı noktalara sırayla değinerek gönlümde taht kuran bu kitabı seve seve okudum. Altını çizdiğim pek çok satırla beraber tüm satırlar oldukça kaliteli bir dizi senaryosu gibi insanı düşündürmeye iten bir yapıdaydı. Belki de ben gibi kitapları okurken bir yaşam mücadelesini, haklı bir yaşam mücadelesini iliklerinize kadar hissedebilirsiniz. Veyahut da çürüyen insanlığa bir dur deme isteği, gelişmekte ama içten içten bitmeye yüz tutmuş dünyanın iplerini elinize alasınız gelecektir. Kitabı o kadar sevdim ki hangi cümleler ile bunu daha net göstereceğimi bilemedim, çünkü kitabın amacı, yazarın düşünce yapısı çok güzel. Sadece kurgu bazında eleştireceğim tek kısım olaylar heyecanla ilerlerken sonuca çok hızlı geçiş olması duruma uğramama sebep oldu. Ama onun dışında oldukça zevk alarak yaptığım bir toplu okuma oldu. Bu okuma grubunu kuran Ebru Degirmenci na da teşekkür ederim
Farklı ve akıcı bir roman okumak isteyenlere şiddetle tavsiyemdir.