Puan vermedi·127 syf.····Okunma: 07 Temmuz 2021 02:47 1928 yılında Virginia Woolf’tan Cambridge Üniversitesi’nde bir konuşma yapması istenmiş. Kendisi de bu uzun makaleyi yazmış.
Kitapta yüzyıllardır kadınlara yapılan şiddetten bahsediliyor.
Hem geçmişte hem günümüzde kadına biçilen rolün sadece evde oturup ev işi görmek, çocuk doğurmak, eşlerini memnun etmek dışında daha yüce bir görevi olduğunu hatırlatıyor kadınlara..
1928 yılında İngiltere'de kadınlar kütüphaneye girebilmek için bir tavsiye mektubuyla girebilmelerini eleştiriyor. Dedelerimiz çalışırken nenelerimiz ne yapıyordu.
“Burunlarını mı pudralıyorlardı? Mağazaların vitrinlerini mi seyrediyorlardı?”
Onlar kendilerine biçilen rolden sapmazken kızlarına da roller biçtiler. Onların eğitimiyle ilgilenmediler. Tıpkı kendilerine yapıldığı gibi kızlarını zorla evlendirdiler. Ve işte buyrun bu hayatı yaşayın dediler.
"....Çünkü kadınlar anneleri üzerinden geçmişi düşünürler."
Erkeklere doğuştan verilen haklar neden kadınlara sonradan hep bir mücadeleyle verildi.?
Bir adam kitap yazmak istediği zaman özgürce kendini ifade özgürlüğü verilmişken neden kadınlar kitaplarını takma isimle bastırmak zorunda kalıyorlardı.?
Neden onlara erkek gibi kitap yazması için baskı yapılıyordu?
Erkekler kadınlardan neden üstün görülüyordu?
Yazarımız bütün bu soruların cevaplarını kitabında altı bölümde açıklıyor. Yaptığı araştırmalarla kadına yönelik şiddeti net bir şekilde gösteriyor.
Kitapta bir çok yazardan kitaptan bahsediliyor. Ve bu kitapların yazılırken nasıl zorluklar altında yazıldığından bahsediyor.
“Bir kadın eğer kurmaca yazacaksa, parası ve kendine ait bir odası olmalıdır.”
“On altıncı yüzyılda büyük bir yetenekle doğan her kadın mutlaka delirirdi, kendini vururdu, ya da köyün dışındaki ıssız bir kulübede geçirirdi hayatının son günlerini, yarı cadı yarı büyücü sanılır, korkulur ve alay edilirdi.”
Artık bu kaderin değişmesi gerektiğini elimizden alınan haklarımızın bize geri iade edilmesi için mücadele etmemiz gerektiğini söylüyor.
“İsterseniz kitaplıklarınıza kilit vurun; ama zihnimin özgürlüğüne vurabileceğiniz ne bir kilit var ne de bir sürgü ne de kapatabileceğiniz bir kapı.”