Hüseyin Rahmi Gürpınar Gulyabani’de olduğu gibi Cadı romanında da korku ögelerini kullanmış ,öldükten sonra dünyayı terk etmeyen bir hayalet üzerinden medyumluk ve spiritizma girmiş bu kez işin içine.Fikriye Hanım ve yengesi Emine Hanımın sohbetiyle başlıyor roman.Fikriye Hanım’ın kocası ölmüş,dayısının evinde yaşarken Naşit Nefi Bey’den bir evlilik teklifi gelir.Naşit Nefi Bey’in ilk karısı ölmüş,ölen kadın cadı olmuş,kocasının evlendiği kadınları boğuyor,hayaleti evde her gece geziyor ve bunlar gibi birçok söylentiyi Fikriye Hanım da duyar ve akla uygun olmayan duyduğu bu işin aslını öğrenmek için Naşit Bey’den boşanan kadın Şükriye Hanım’a gider.Şükriye Hanım anlatmaya başlar.Gulyabani’ de olduğu gibi bugünden geçmişe dönerek hikayeyi dinleyerek okumaya başlıyoruz Cadı romanını.Şükriye Hanım başkarakter olur böylece.
Şükriye cadı söylentilerine rağmen bu durumu ciddiye almadan Naşit Bey’le evlenmiş.Bir zaman sonra evde esrarengiz olaylar başlamış.Kocası Naşit Bey’in de gayretleriyle Şükriye’nin uzunca bir mücadele dönemi olmuş ilk eş cadı Binnaz Hanım’la,Aziz Ruh,Sayın Hayal’le ama cadı işini çözememiş,baş edememiş ve evlilikleri boşanmayla sona ermiş.Sonrasında Naşit Bey bitmez cadı hikayeleriyle yıllarca yalnız yaşıyor,hiçbir kadın evlenmiyor onunla.Bir zaman sonra da cadı gösterilerinin arkası kesiliyor.Naşit Bey’e bir gün bir mektup geliyor,hayatın cadı bilmecesini öğreniyor,gerçekleri öğreniyor öğrenmesine de iş işten geçiyor,hayatını faciaya çeviren bir kadın ve ömrünün sonunda yine bir kadın olmasını arzularken.
Hayaletler,hortlaklar,ölüm,ölümden sonra ne olduğu,bilimin buna nasıl baktığı,spiritzm seanslarına kadar uzun uzun anlatılmış,korkunç sahneler cehaletin gülünçlüğü ile kitabın trajikomik atmosferini korumuş,toplumsal mesajlar verilmiş yine ve bana kalan okumaktı çok mutluyum okuduğuma.Çok sevdim ben.Mutlaka okuyun derim.