·400 syf.····Okunma: 16 Temmuz 2021 13:22 “Nasıl bir histi içimdeki? Neden hem kazanmış hem de kaybetmiş gibi hissediyordum? Neydi bu? Küçük bir kızın yitik zaferi miydi? Yoksa zafer çığlığından doğan bir kaybediş mi?” (syf. 285)
Selamlar! Uzun bir süredir kitap okuyamadığımdan dolayı uzun süredir inceleme yapmadığım için bu satırları yazmak zorunda gibi hissettim kendimi. Bu yüzden üç saat kadar önce bitirdiğim kitabı tekrardan elime alıp eleştirilecek ayrıntıları tek tek yazmaya karar verdim.
Kitabımız, Yıldız Gece Korkut'un sıradanlaşmış hayatına Ali Levent'in girmesini konu alıyor. Karakterlerin isimleri dışındaki tüm lakapları kitap boyunca çok gereksiz buldum, öncelikle bunu söylemek istiyorum. Kız karakterimiz hakkında sürekli “tembel, okul sonuncusu, haylaz” gibi laflar, erkek karakterimiz içinse -kitabın isminden bile anlaşılacağı üzerine- “çalışkan, okul birincisi, inek, saçları tas koyulup da kesilmiş, babaanne gözlüklü” gibi sözler dolanıyor. Kitabın arka kapağında bile karakterleri böyle tanımlıyor yazar ve bu beni çok rahatsız etti. İki insanın konuşabilmesi, anlaşabilmesi ve hatta sevebilmesi için fiziksel özelliklerin hiçbir önemi yoktur. Başta yazar olmak üzere -çünkü kitap boyunca üstüne basa basa bu lakapları kullanıyor- herkese lafımdır bu.
Bunların dışında, artık ezilen ya da küçük düşürülen kadın karakterlerinden sıkıldığım, daha çok, özellikle de bu zamanlarda, güçlü kadın karakterleri okumak istediğim için başlarda kitaba karşı fazla önyargılıydım. En ufak bir detaya bile takılıp kitabı gömmeye çalışıyordum. Fakat yazarımız sağ olsun ki bu tezimi çürüttü ve ilerleyen bölümlerde kız karakterimizin aslında yaşadıklarına karşı ne kadar güçlü durabildiğini bize gösterdi.
Kitapta anlatılmak istenenleri klişe bulmadım, gerçekten özgündü lâkin, her şeye bir kötü eleştiri yapıyormuş gibi gözükmek istemiyorum ama, olayların çok üstten anlatıldığını düşünüyorum. Okurken bu sıkıntı yaşatmasa da bence yetersiz kalan yerler vardı.
Ara sıra Yıldız Gece karakterimiz çelişkileriyle, Ali'yi dış görünüşüyle bir yandan gömüp bir yandan övmeye çalışmasıyla beni çıldırtsa da aslında gereğinde ne yapılacağını bilen, aklı başında hoş bir kızdır.
Ali karakterine gelecek olursam her açıdan kendimi yakın hissettiğim biridir. Gerek düşüncelerimiz olsun, gerek müzik zevklerimiz olsun genel hatlarıyla kendimi en çok benzettiğim karakterdir. Şiirlerini de unutmayalım tabii, tüm hayatını derslere vermiş olmasının yanı sıra çok naif bir ruhu olan bir çocuktur. Çoğu şiirini de alıntılamadan duramamıştım zaten.
Kitabı hemen hemen her karakterin gözünden okuyoruz. Bu beni bazı yerlerde rahatsız etse de bazı yerlerde de gayet yerinde buldum.
Yan karakterlerden de bahsetmek istiyorum. Ferhat ve Sevgi, Yıldız Gece'nin lise hayatı boyunca yakın olduğu iki dostudur. Kitapta en beğenerek okuduğum kısımlardan biri de bu üçü arasındaki dostluk bağıydı. Her ne kadar gerçek dünyada bu tarz bir şey olmayacağını düşünsem de onların birbirine tutumu gerçekten güçlü ve samimiydi.
Eğer yan karakterlerden birini seç diyecek olsanız bu kesinlikle Uzay olurdu. Nedenini anlamadığım bir şekilde o kitaba dahil olduktan sonra kitaba bakış açım biraz değişmeye başlamıştı. Duygusallığım artmıştı ama bu tabii ki gece okuduğumdan dolayı da olabilir. Sadece Yıldız ve Uzay'ın tanışmaları, ilerleyen zamanlardaki konuşmaları o kadar kalbimi titretmişti ki dayanamayıp ağlamıştım. Onlardan daha fazla sahne okumak isterdim, öyle söyleyeyim.
Son olarak Yıldız ve Ali çiftine geri dönecek olursam, tanışmaları vasattı ama son halleri gayet hoştu.
Ek olarak yazara teşekkür etmek istiyorum. Öyle böyle eleştirdiğim konular olduğu gibi beğendiğim yerleri de yazdım bu satırlara. Elbette daha eklenecek çok şey vardır lâkin bu kadar yeterli. Şarkı önerilerin için çok teşekkürler Fatmanur D. Özellikle “Mavi Duvar” şarkısını hayatıma kazandırdığın için.