Gönderi

Anneler Ülkesi
3/10
·216 syf.··
2021 19. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 17 Temmuz 2021 00:03
Kadınlar Ülkesi, ithaki bilimkurgu klasikleri arasında okuduğum 17. kitap oldu ve basitçe ifade edecek olursam şu ana kadar seride sonunu getirmekte gerçekten zorlandığım tek kitap oldu diyebilirim. Yarım bırakmamak için kendimle bayağı mücadele ettim. Bunun sebeplerine değinmeden önce yazar ve kitabı hakkında birkaç bilgiye yer vereceğim. Yazar Charlotte Perkins Gilman(1860-1935) önde gelen bir feminist olarak, yaşamı boyunca kadınlara uygulanan adaletsizlikleri eleştirmiş ve kadınların oy hakkını savunmuş. Kendisi feminist bilinçle yazan ilk Amerikalı feminist yazar olarak kabul edilmekteymiş. Hayatı oldukça çalkantılı geçen yazar, hayatını "isteksiz bir eş ve anne olarak yaşamakla, hevesli bir yazar olmak arasında geçirdiğini" düşünmekteymiş. Depresyon yaşayan ve boderline hastalığı eşiğine gelen yazar, eşinin 1934'te ölümünden sonra kendisine de göğüs kanseri teşhisi konulması sonrası intihar etmiş. Charlotte Perkins Gilman'ın Kadınlar Ülkesi isimli kitabına gelecek olursak, 1915 yılında kaleme alınmış eseri bundan 100 yıl önce okuyor olsaydık, sıradışı konusu, zamanına göre öncü ve radikal görüşleri sebebiyle beğeniyor, hatta bayağı etkileniyor olabilirdik. Şimdi ise ancak döneminin ilklerinden olması sebebiyle saygıyı hak ediyor diyebilirim. Kitap, dünya üzerinde hala yeni yerler keşfetme hevesinin devam ettiği bir çağda, üç amerikalı maceraperest gencin öğrendikleri "sadece kadınların yaşadığı bir ülke" söylentisini araştırmak için yola çıkmaları, uçakları ile bir şekilde bu ülkeye ulaşmaları ile başlıyor. Ancak gençler akıllarından geçenden daha farklı bir tablo ile, o esnada dünyada bulunan tüm ataerkil toplumlardan farklı olarak, bu toplumların sıkıntılı pek çok durumunu aşmış daha medeni bir ülke ile karşılaşıyorlar. Sadece kadınların yaşadığı bir ülke deyince zihinlerde savaşçı amazonlar gibi bir sahne canlanıyor olsa da yazar bambaşka bir toplum kurgulamış. Gelgelelim kitabı okumayı zorlaştıran ve düşük puan vermeme sebep olan yönlerine. Kitap girişteki ilk birkaç bölümünde, asıl karakterlerimizin bu ülkeyi bulana ve burada ilk teması kurana kadarki biraz daha macera ağırlıklı kısımları ile başlıyor ve nasıl bir toplum bulduklarına anlam vermelerini güçleştiren gelişmelerle devam ediyor. Sonrasında ise bu karakterlerden birinin gözünden bu kadınlar toplumunu tanımalarını, onlara dünyanın geriye kalanını anlatmaya çalışmalarını - öncelikle birbirlerinin dillerini öğreniyorlar- ve birbirinden apayrı bu iki dünyanın farklılıkları üzerine kafa yormalarını, konuşmalarını dinliyoruz. İşte bu noktada kadınların yarattığı bu ütopik ülke ve topluma ilişkin arkası kesilmek bilmeyen tekdüze methiyeler bir yerden sonra sıkmaya başlıyor. Öyle ki erkek karakterlerimiz kendi dünyaları hakkındaki gerçekleri utana sıkıla, mahcup bir şekilde anlatıyorlar ya da anlatmamayı tercih ediyorlar. Bu üç erkek karakterimizden biri hemen kadınlar toplumuna adapte oluyor ve savunur hale geliyor, biriyse daha ortada -objektif bir yaklaşım sergiliyor, ötekisi ise gayet bağnaz bir şekilde ataerkil yaşam tarzının üstünlüğünü savunuyor. Karakterlerin gayet sığ işlendiğini, kadınlar ülkesini keşfeden ve ülkeyi gözlerinden tanıdığımız üç erkek karakterin gerçekçiliğin ötesinde siyah, beyaz, gri kadar keskin çizgilerle ayrıştığını söyleyebilirim. Ayrıca kadın toplumunun bireyleri de neredeyse işçi arı-drone modunda tasvir edilmiş, birbirlerinden ayırt edici bir yönleri neredeyse yok denecek kadar az olan bu bireylerin kurduğu, her konuda iyi anlaşan kollektif toplumu biraz yavan buldum. Bunların üzerine bir de vasat olay örgüsü eklenmesiyle kitabı zor bitirdiğimi, son sayfayı okuduğumda üzerimden yük kalktığını söyleyebilirim. Ezcümle içinde yaşadığımızdan bambaşka paradigmalar üzerinden kurgulanmış bu toplumu işleyen kitap, zamanına göre gayet devrimci ve radikal bir içeriğe sahip. Ancak bunun altını dolduracak içeriğe, zenginliğe sahip olmadığından ve tekdüze devam ettiğinden okuması sıkıcı bir hal alıyor. Son olarak kadınlar ülkesinde yaşayan tek cinsiyetin neredeyse tamamen annelik teması üzerinden işlenmesi de benimseyemediğim diğer bir husus oldu. Kitabın adı Anneler Ülkesi olacak kadar bunun üzerinde durulmuştu.
Edebiyat
Kadınlar ÜlkesiCharlotte Perkins Gilman · İthaki Yayınları · 201819,8bin okunma
··
174 Gösterim
Yorumlar
Lütfen giriş yapınız.