1000Kitap Logosu

Gönderi

Amine
Karamazov Kardeşler'i inceledi.
1002 syf.
·
14 günde
sonsuz bir güç ve sonsuz bir acı: Karamazovluk
Karamazov Kardeşler Dostoyevski'nin son ve en büyük eseri olmakla beraber onun kendisiyle coşkun bir hesaplaşmasıdır. Kitapta Fyodor Pavloviç Karamazov ve biri gayrı meşru dört oğlunun başına gelen felaketler zincirini konu edinir: Her birinin ruhunu açık seçik gösterir bize Dostoyevski. Dostoyevskinin çelişkili ruhunun bir yansıması olan Ivan Karamazov'u şu şekilde tarif etmektedir Aleksey Karamazov (hepimizin bildiği hâliyle Alyoşa) Mihail Rakitinle karşılıklı konuşmasında: “İvan'ın gözü çok daha yücelerde. Binliklerle işi yoktur onun. Ivan ne para ne de rahatlık arıyor. Arasa arasa acıyı arıyordur. '...' Onun fırtınalı bir ruhu vardır. Aklı zincire vurulmuştur. Yüce, çözüm yolu bulunamamış bir düşünce var kafasının içinde. Milyonlardan çok, düşüncesine bir çözüm yolu bulmaya gereksinimi olan insanlardandır o.” (sayfa 140) Dimitri'nin Ivan hakkında söylediklerine gelecek olursak: “İvan'a gelince, onun gibi kafası çalışan bir insanın şimdi çevresine ne denli nefretle bakmakta olduğunu kestirebiliyorum!” (sayfa. 187) Şöyle bir gözlemde bulunduğunu söyleyebilirim: Dostoyevski Tanrıya karşı gelen yönünü 'kafası çalışan' olarak nitelemekte ve Tanrıya inanmakta ısrar eden yönünü her ne kadar kendi deyişiyle “her şeyi anlayan” olarak tanımlasa da etrafındaki insanlarca "saf" olarak benimsenmesi (hatta çok sevmesi) onu bir çıkmaza düşürmektedir. Aynı zamanda Ivan Karamazov'un beni (tahminimce bütün okurları) epey derinden etkileyen “Büyük Engizisyoncu” şiiri karşısında epey heyecanlanan Alyoşa, karşı çıkarken sanki Ivanla değil de kendiyle bir hesaplaşmaya girmiştir. Bu şiir, Ivan Karamazov'un deyişiyle “ömründe iki mısra yazmamış budala bir üniversite öğrencisinin budalaca bir şiiridir bu.”(sayfa 362) Dostoyevski bu ifadeyi “Tanrı'ya inanan ama onu kabul etmeyen” yanı için kullanmaktadır. Ve bu Tanrı'yı "kabul etmeyen" düşüncelerinin acısından “Karamazovluk” olarak tanımladığı bir güç sayesinde dayanabilmektedir. Kitabın ikinci bölümündeyse bu “Karamazovluk” gücü aynı zamanda onun sonunu hazırlayan güçtür. Dostoyevski'nin kendiyle bu hesaplaşmasını okurken heyecanlanmamak, Ivan Karamazov'un acısını derinden hissetmemek elde değil. Yalnızca bir şiir olarak nitelemek doğru olmaz “Büyük Engizisyoncu”yu, aynı zamanda bir destandır da, Tanrı'nın varlığına değil de bu yaratılışın 'böyleliğinin' nedenine bir isyan niteliğindedir. Şimdi Ivan Karamazov'u bir kenara bırakalım (mümkünse tabii...) ve hemen Büyük Engizisyoncu bölümünden sonra gelen Zosima Dede'nin hayatı bölümü üzerine söyleyeceklerim çok. Yeniden söylüyorum, bu kadar çelişkili düşünceleri barındırıp apayrı dünyalardaki karakterleri bir arada barındıran (neredeyse bir kutsal kitap niteliğine varmış bir anlatımla) bir kitabı okumak olldukkççaaaa keyifli ve ufuk açıcı. Zosima Dede, belki gerçeğin bilgisine ulaşmış, temel felsefesini abisi Markel'in acı ölümünden alan, “bütün insanlar birbirine karşı her bakımdan suçludur, bunu fark etseler cennete döner yeryüzü” sözü üzerine kurulu bir din bilgini. Aslında kitap bu felsefe üzerine kurulmuştur. Herkesin birbirine karşı suçluluğunun farkına varmasıyla huzura erecektir kişioğlu: hizmetçimizin de hizmetçisi olduğumuz zamana tekabül eder bu idrak. Zosima Dede bir bilgin olarak gelmemiştir yeryüzüne, çok şeyler yaşamıştır bir 'Dede' vasfına erişmeden önce. Sevdiği kızın onunla alay ettiğini düşünmüş - en çok da öfkeyle dolduğunda içimiz, herkesin bizi küçük gördüğünü ve bize için için güldüklerini düşünürüz zaten - birini öldürmenin belki de kıyısından dönmüş, uşağına tokat atmış bir insan olarak yaşamıştır bir müddet. Ardından bir 'iç aydınlanmasıyla', tokat attığı uşağının ayaklarına kapanıp özür dilemeye başlamış, ardından uşağından ne üstünlüğü olduğunu sorgulamaya başlamış, en sonda da abisinin ölmeden önceki sözleri aklına gelmiş ve bu şekilde bir yaşayış sürmeye başlamış ve manastıra gitmiştir. Bu büyük hacimli kitapta geçen olayları teker teker anlatacak değilim, ancak şunu söylemek istiyorum ki bu “hiçbirimizin ruh bakımından birbirinden üstün değildir”, “hepimiz birbirimize karşı her bakımdan suçluyuz” felsefesi ve hemen karşısında “Tanrı’nın varlığını reddetmiyorum, ama Tanrı’yı kabul etmiyorum”, “Cennet, sonsuz mutluluk; bu kadar acıya değer miydi?” felsefesinin yer aldığını göstermek amacım. Karamazov Kardeşler Dostoyevski'nin kendiyle son bir kez hesaplaşmasıdır. Biz ise bu hesaplaşmaya çok şeyler borçluyuz, böyle güzel bir eseri bugün de aynı heyecanla okuyabildiğimiz için. Kitabın bir diğer bölümüne bakmak istiyorum şimdiyse: Fyodor Pavloviç Karamazov'un, ‘ihtiyar soytarı’nın öldürülmesi (ki bu bölüm zaten kitabın ana temasıdır, yaklaşık birkaç kere bu olayın üzerinden geçilmektedir kitapta da). Bütün bir rastlantılar zinciri Dmitri Karamazov’un katil olduğunu göstermektedir, ancak onu “anasının duaları” kurtarmıştır son anda. Dmitri Karamazov'un böylesine coşkun bir ruha sahip olması, herkesin ondan her şeyi bekliyor olması da katil olduğu inancını güçlendirmektedir. Ancak Dmitri Karamazov “alçaktır ama hırsız değildir”! Biz, Dimitri'nin ruhunu gören bizler için imkânsızdır onun katil olması. Son ana kadar kendinden emin olmasına rağmen gün gibi ortadadır cinayeti işlemeyeceği, içinde gizli bir güç onu her zaman frenlemektedir. Ki, uşak Grigori'yi öldürdüğü yanılgısı içerisindeyken, “Yaşayan Tanrı”, yani vicdanının eline düştüğünde intihar etmeye karar verir. Dayanamaz vicdan azabına, katillerin sahip olduğu soğukkanlılık onda mevcudiyetini gösteremez. Dmitri Karamazov bu yükü taşıyabilecek kadar güçlü bir ruha sahip değildir. Kitabın en sevdiğim kısmı belki de yalnızca bir cinayet romanı değil de insanlığı ilgilendiren tüm konuları içinde barındırması olabilir. Psikolojik tahliller (özellikle duruşmadaki) öylesine etkileyiciydi ki tek bir okumayla tüm her şeyiyle sindirilebilecek bir kitap olduğunu düşünmüyorum. Eğer okumakta tereddütteyseniz bir an önce okumanızı, okuduysanız da tekrar tekrar okumanızı tavsiye ediyorum. İyi okumalar diliyorum!!
Karamazov Kardeşler
9.2/10
· 19,4bin okunma
OKUYACAKLARIMA EKLE
2
Paylaşım
22
Beğeni
Yorum yapabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.