·256 syf.····Okunma: 11 Mayıs 2021 11:52 Sapma bir Rönesans öyküsüdür, Dünyanın bir sapma ile nasıl yön kazandığının öyküsüdür. Sapma; beklenmedik, kestirilemez bir hareket demektir. Bu kitabın öyküsü ilk olarak Greenblatt’ın kitapçıda gezerken kitabın kapağından etkilenerek keşfettiği de rerum natura’yı tesadüfen görmesi ve ardından onu yaz tatillerinde okuması ve kendi hayatı ile bağlantı kurmasıdır. Greenblatt, hayatı boyunca annesinin hissettiği ölüm korkusunun etkisiyle büyüyor. Şiirde ise yıllarca hayatını etkileyen bu korku, Lucretius’un felsefesini oluşturduğu için Greenblatt için muazzam bir keşif haline geliyor. “Ölümün ne önemi var bizim için?" "Varoluşu ölüm kaygısının pençesinde harcamak," diye yazıyordu, "budalalıktan başka bir şey değildir. Hayatı eksik ve yaşanmamış olarak elimizden kaçırmanın bir yolu varsa o da budur.” Kitabın konusunu yine Greenblatt’ın kendi ifadesiyle açıklamak istiyorum. “Rönesans’ın ortaya çıkışının ve dünyamızı biçimlendiren güçlerin nasıl serbest bırakıldığının tek bir açıklaması olamaz. Bununla beraber bu kitapta az bilinen ama iyi bir örnek oluşturan bir Rönesans öyküsünü, Poggio Bracciolini’nin Evrenin’nin Yapısı’nı nasıl gün yüzüne çıkardığını anlatmaya çalıştım.” Poggio Bracciolini’nin hayatı, De Rerum Natura’yı keşfetmesi, dolayısıyla da bir devrin; Rönesans’ın hikayesidir anlatılan. Tarihler 1417 kışıydı, yer Almanya’nın güneyinde bir manastırdı. Hangi manastır olduğu kesin değildir, Greenblatt bunun hakkında ihtimalleri de değerlendirmiştir. Yazar adeta biz okuyucuları adım adım
öyküye dahil etmiştir. Biz okuyucular adeta bir gölge gibi sürekli Poggio’nun peşine sürüklemiştir. Mesleğinden dolayı farklı mekanlar söz konusudur. İlk olarak İtalya, sonra Fransa ve nihayetinde Almanya. Greenblatt hem bir tarihî gerçekliği dile getirmiştir. Ancak bunu akademik bir dilden ziyade edebî bir üslupla yapmıştır. Tarih yazıcılığı açısından önemi de buradan gelmektedir. Kişilere bakıldığında ana kahramanımız kitap avcısı; Poggio Bracciolini, Poggio’nun yine kendisi gibi kitap avcısı olan arkadaşları ki bunların içerisinde en çok mektuplaştığı Niccolo Nicolli’dir. Hocası Salutati, 1436’da evlendiği Gina, Bruno, Montaigne, Lapo, Baldassare Cossa. Poggio’nun kitabı keşfinden önce başlayan kitap, kitabı bulması ile hız kazanmıştır. 1417’de kitap keşfedilmiştir ancak hikaye burada bitmemektedir, asıl yeni başlamıştır. 30 Ekim 1459’da ölmüştür ancak onun bölümünden sonrasını da anlatmaya devam etmiştir Greenblatt. Kitabın sonraki yıllardaki gelişimi, dünyayı nasıl etkilediği de anlatılmaktadır. Okuyucuların aklında hep bir “acaba” sorusu olacaktır. Greenblatt da Martin Guerre kitabında gördüğümüz gibi hep bir acabayı sormamıza sebep olmuştur. Kaynaklara baktığımızda ise Poggio’nun arkadaşlarına yazdığı mektuplar, yine Poggio’nun yazmış olduğu kitaplar, mahkeme kayıtları, vergi kayıtları, Lucretius hakkında yazılmış eserleri görmekteyiz.