Hayatının sonlarına doğru umudunu kaybeden, bulduğunda daha çok kaybeden ihtiyar bir balıkçının romanını sizlerle paylaşmak istiyorum.
Bildiği sularda kör talihinin peşini bırakmadığını düşünen ihtiyar balıkçı; açık denizlerde şansını, umudunu yeniden bulmaya niyetli. Düşündüğü gibi de oluyor aslında: Ömrü boyunca yakalayamadığı bir kısmete boğuluyor. Boğuluyor diyorum çünkü bildiği sulara doğru yol almaya başladığı anda yeniden kaybediş de eşlik ediyor ona.
Yazar kahramanının aynası niteliğinde. Bunu yaparken ilahi bakış açısının olmaması tesadüf değildir diye düşünüyorum. Yazar doğrudan ders vermek isteseydi bunu yapardı. Bu iyi, bu kötü derdi. Oysa yazar, ihtiyarı yüksek sesle konuşturmuş bu da esere derinlik katmış. Çünkü insanın hırslarına nasıl yenildiğini, isteklerimizin gerçekleştiği anlarda genellikle hazırlıksız yakalandığımızı ihtiyar denizcinin konuşmalarını duyarak içselleştiriyoruz. Okuyucuya, yorumlama işini ustalıkla teslim etmiş yazarımız.
Roman filme de alınmış ve dünya sinemalarına yeni bir nefes olmuştur.
Zülfü Livaneli’nin son kitabı “ Balıkçı ve Oğlu”nda bu kitaba seslenişler var. Eğer siz de yazarlar arasındaki bu selamlaşmayı daha iyi hissetmek istiyorsanız eserleri art arda okumanızı tavsiye ederim.
Ernest HemingwayErnest Hemingway