·880 syf.··Beğendi
···Okunma: 26 Temmuz 2021 00:18 Kara Kule yolculuğunun sonuna geldim ve nasıl hissettiğimi bilmiyorum. Bir çok duyguyu birden yaşadığım söylenebilir. Bir buçuk aydır beraber olduğum karakterlerden ve evrenden ayrılmak düşündüğüm kadar kolay olmadı.
King 'in zekasına ve yarattığı multi-evrenlerine hayran kalmamak elde değil. Kara Kule' nin neden kendisi için bu kadar önemli olduğuna şaşmamalı. Bir çok kitabı, karakteri kulenin ekseni etrafında dönüyor.
Şunu söylemeliyim ki sonunu okuduğum zaman bir süre hareketsiz kalıp sadece duvara baktım. Tam bir King sonuydu. Kendisinin de dediği gibi iyi bir son mu kötü son mu bilmiyorum ama en doğru son buydu.
Buralarda biraz spoiler verebilirim o yüzden aramızda seriyi okumak isteyenler varsa lütfen hiç aşağılara inmesin.
Roland'ın 7 kitap sonunda Kara Kule'nin en tepesine çıkıp tekrar başladığı noktaya, Walter'ı çölde kovaladığı ana dönmesi bende çok farklı duygular yarattı. Kapıyı açıp herşeyi anladığı anda o kadar üzüldüm ki... Aslında yüzlerce belki binlerce kez Kule'ye ulaşıp o kapıyı açmış ve tekrar başladığı yere dönmüş. Çok korkunç ama Roland içinde çok uygun bir son, değil mi? Ama bu sefer son seferi olabileceğine dair bir umut var, bir şansı var. Kule'yi görme takıntısını yenip sadece ışınları kurtarıp dünyayı eski güzel haline döndürüp hayatına devam etmesini o kadar çok isterim ki... Roland için böyle duygular besleyeceğimi asla düşünmezdim. İlk kitapta buz gibi kalbi olan bir çocuğu bile öldüren biriyken sıcak bir insana, sevgiyi anlayan seven birine dönüştü. Etrafındakileri amacı uğruna feda edebileceği varlıklar olarak değil de ailesi gibi görmeye başladı. Belkide bu duyguların bir kısmı yeni döngüsünü yaşarken içinde kalır. Tekrardan soğuk kalpli katil Roland'a dönüşeceğini düşünmek istemiyorum.
Susannah en doğru kararı vererek Kara Kule'ye gitmeyi değil de kendi dünyasına dönmeyi seçtiği anda çok mutlu oldum. Belki Roland ile gitse Ediie ile Jake gibi o da ölecekti... Roland'ın ka-tet'inin bir diğer laneti de içindeki herkesin ölüyor olması. Elbette Roland hariç. O bu döngüyü sonlandırana kadar yaşamak zorunda.
Eddie ve Jake'in ölümü beni çok etkiledi. Eddie'nin aniden gelen ölümü, Jake'in kendini feda edişi. Ah ah.. Oy'u söylemek bile istemiyorum. Her biri Kule'nin ve ışının yolunda can verdi.
Tüm bunların tek artısı Susannah'nın başka bir evrene geçip orada Eddie ve Jack ile kavuşması oldu. Bu dünyada Eddie ile Jack'in kardeş olması detayıda çok hoştu.
Uykusuzluk kitabından tanıdığımız bir karakteri de gördük. Roland ve Sussanah'nın hayatında çok önemli bir role sahipti. Sonuçta Susannah'ya bir kapı yaratıp Eddie'ye kavuşturan kişi oldu. Elbette Roland'ı da Kule'ye çıkarttı.
Gerçekten çok heyecanlı bir yolculuk geçirdim. Stephen King biz okuyucularına unutulması imkansız bir yolculuk yaşatmayı çok iyi başarıyor.
Doğruyu söylemek gerekirse kalbim buruk. Roland için oldukça üzgünüm ama bu yolculuğunun son yolculuğu olacağına ve kendisini bu kısır döngüden kurtaracağına inancım büyük.
Uzun lafın kısası ömrümün sonuna kadar unutamayacağım bir yolculuk oldu. Kara Kule'yi bir gün tekrar okuyacağıma emin olabilirsiniz.