·128 syf.····Okunma: 28 Temmuz 2021 08:56 Suzan Defter okurken beni değişik, tanımlayamadığım bir ruh hali içine soktu. Böyle bölümlerde biraz durup soluklanma ihtiyacı hissettim. Yazarın dili çok güzel, kalemi çok güçlü.
Kitap boyunca iki kişinin günlüğünü okuyorsunuz. Belirli bir yaşa gelmiş, bu yaştan sonra geriye dönüp hayatlarına bakan, yarım kalan hisleri, yaşanamamışlıkları anlatan bir akış var. Beni en çok etkileyenlerden biri E. Bey’in zaman içerisinde eleştirdiği aile bireylerine dönüşmesi ve bu nedenle hayatında hissettiği eksiklikler oldu.
Bir noktada bir ilan ile beraber iki karakterin yolları kesişiyor. Bu noktadan sonra aynı günde yaşanan bazı olayları iki kişinin dilinden okumuş oluyorsunuz. Burada tutarsızlıklar yakalasanız bile yazar kime inanmayı seçeceğinizi size bırakmış. Aynı zamanda kadın ve erkek tarafından farklı bakış açılarını, farklı duyguları görebiliyorsunuz.
Aşkın sembolü Suzan, hayatı boyunca hiç aşk yaşamamış ve ailesinde dahi görmemiş E. Bey, büyük bir aşk arasında var olma savaşı vermiş Derya ile beraber insan ilişkilerini içeren güzel bir yolculuğa çıkartıyor sizi yazar.
Çift sayfalarda erkeğin günlüğü, tek sayfalarda kadının günlüğü olması nedeniyle yazım tekniği konusunda zorlananlar olmuş. Ben bir günün erkek günlüğünü önce okuyup geriye dönüp yine aynı günün kadın günlüğünü okuyarak devam ettim. Bu şekilde okumak beni hiç yormadı.
Ayfer Tunç’un okuduğum ilk kitabı. Hem bıraktığı etkiyle hem de yazarın diğer kitaplarını okuma isteği uyandırması nedeniyle okumanızı tavsiye edeceğim bir kitap.