·256 syf.··Beğendi
···Okunma: 30 Temmuz 2021 23:49 Türk edebiyatında durum öyküsü denince akla gelen ilk isimlerden olan Memduh Şevket Esendal'ı daha önce hiç okumamıştım. Yazarın kalemiyle tanışmamız hikayeleri ile değil de romanı ile oldu: Ayaşlı ile Kiracıları.
İnsanı sıkmayan bir dili var yazarın. Akıp gidiyor; öyle sanatlı, övgüler dizecek büyülü bir dil de değil günlük hayatın içinden birini dinler gibi sanki. Kitapta adı anılmayan bir bankada sözü muteber bir memur olan kitabın anlatıcısı aynı zamanda ana karakterimiz. 9 odalı bir evin bir odasını Ayaşlı İbrahim Efendi'den kiralaması ile başlıyor anlatmaya. Aslında kitabın özü "dedikodu"ya dayanıyor desek yanlış olmaz. Kahramanımız geriye kalan 8 odada yaşayan, gelen, giden kim varsa hepsi ile ilgili en az üç beş cümle kuruyor. Ayaşlı, karısı, Ayaşlı'nın üvey kızı Faika, Faika'nın kocası Fuat ve kaynanası, Abdülkerim ile karısı İffet, onların sürekli ağlayan huysuz oğlu, cimri Şefik Bey, Fabrika sahibi İskender Bey, ana karakterin hemşehrisi Hasan Bey, Haki ve kumarbaz karısı Turan, dairede sırasıyla hizmetçi olarak çalışan Halide ile Ziynet ve diğerleri...
Bir de bu dairenin dışında kalan anlatıcının dostu aklı selim birisi olan Doktor Fahri ile Hasan Bey'in Ayvalık'tan gelen kızı Selime var tabii. Lise yıllarımda bu kitabın adını duyduğumda şirin bir mahallede geçen özenilesi bir hikaye gibi düşünürdüm bu eseri. Hiç öyle değilmiş! Pisliğin, batağın, kokuşmuş bir hayatın hikayesi adeta. Bazen diyoruz ya hani toplum bozuldu iyice diye, toplum eskiden de pek farklı değilmiş! 1930'lar Türkiye'sini anlatıyor bu kitap. Tamam belki kurgu bu ama illaki yazar bunu kafasından uydurmuş değildir ya!
Kitaptaki öne çıkan erkek karakterlerden birkaçını düşündüğümde örneğin Ayaşlı gençliğinde eşkıyalık yapmış ve bu işi bırakması için devlet memurluğu teklif edilmiş- bu da ayrı bir tuhaflık ya- böylelikle memur olmuş, hayatı boyunca dalavere işlerden geri kalmamış birisi. Yine mesela İskender Bey hileli hurdalı işleri olan evli kadınlarla düşüp kalkan birisi. Kitaptaki kadın karakterlerden Turan ahlaken sıfırı görmüş her bakımdan düşük bir kadın. Faika ve İffet'in de ondan kalır tarafı yok. Ayrıca kitabın ana karakteri için de şunu diyeyim: Bankadaki memuriyetini ve mevkisini torpil için kullanmayacak kadar ahlaklı ama evli kadınlardan uzak duramayacak kadar da basit birisi mesela. Sanırım ben bundan sonra "Toplum iyice bozuldu, ahlaki çöküş var, bu gidiş nereye?" tarzı cümleler kurmayacağım. Çünkü 80 sene önce de pek farklı değilmiş zaten. İyi ki okumuşum, sevdim bu kitabı bana yaşadığım toplumun içler acısı hâlini bir kez daha hatırlattı!
Son olarak Seyfo Dayı'nın bir repliği ile bitirmek istiyorum: "Bir memlekette nizam uçkurdan bozulur."