·118 syf.··Beğendi
···Okunma: 03 Ağustos 2021 20:46 Dostoyevski, sonunda bu yazara kavuşabildik. Önceliği nispeten kolay bir kitabına vermek istedim. Dili de gayet akıcı ve yormuyor. Hayalperest bir adamın dört günlük (aslında 6) aşkını konu alıyor kitap.
Hayalperest demişken, bu konuya da bir değinelim. Yazarın bu konuya bakışı biraz farklı. Toplumun dışına itilen insanlara yakıştırıyor bu tanımı ve bu insanların aşk, duygusallık, hayat gibi romantik kavramları sadece hayallerinde yaşadığını belirtiyor. Ki epey de romantik bir eser diyebiliriz. Aynı zamanda dramatiktir de. Nasıl?
Öncelikle Aşk’a nasıl baktığınıza bağlı. Çünkü bana adamın yaşadıkları bir rüya ve o rüyadan uyanış gibi geldi. Gerçek gibi gelmedi. Çünkü biliyorum ki, Aşk asla gerçek sahibine ulaşmaz ve kıymetinin bilinmediği hissiz kalplerde heba olur. Şimdi ben böyle düşündüğüm için hikayenin kahramanına böyle bir son bekliyordum ve sekmedi.
Yazarın kullandığı anlamda değil de bizim bildiğimiz anlamda hayalperest insanlar ise gerçek aşkın gerçek sahibini bulduğuna inanır ve bu sondan da asla mutlu olamazlar. O yüzden en başta nasıl baktığınıza bağlı dedim. Evet, biliyorum çünkü ben de aşık oldum. Yanlış kişi mi, doğru kişi mi? Önemli olan bu ve bundan sonraki düşünceler.
Nastenka adlı kadının gidişi açıkçası ben acaba yazarın bir anısını kaleme alması üzerinden değerlendirdim. Tamamen hayal gücüyle kaleme alınmış bir eser gibi gelmedi. O tatlı cümleler öyle hiçbir his olmadan kurulmazdı kanaatindeyim. Yine söylüyorum kim olursanız olun, size çiçek vermeyene siz de çiçek vermeyin. Hatamız bu insanlara çiçek bahçeleri sunmak oluyor genelde. Bu hepimizi duygusal anlamda üzer ve bu durumu yaşayanları yorar.
Geçmiş geçmişte kalıyor tabi. Hepimize mutlu bir gelecek, güzel günler diliyorum. İyi okumalar..