“Belki Bir Gün Uçarız” adlı kitabıyla tanıştığım, kendine özgü anlatış tarzıyla okumaktan büyük keyif aldığım ve okuduğum günden beri başka kitapları olsa da okusam dediğim yazarın sonunda çıkan ikinci kitabı “Ateş Sönene Kadar”.
Nasıl yaptığını bilmiyorum ama Aylin Balboa’nın yazdıklarının her satırını birebir yaşatmayı başarabilmek gibi bir özelliği var. “Ateş Sönene Kadar” kitabında birkaç sayfada bir farklı farklı karakterlere bürünüyorsunuz. Bunu öyle ustalıkla yapıyor ki hayran olmamak elde değil. Kitaba başladığımda genç bir kızdım mesela, sonra bir köpeğe dönüştüm, daha sonra küçücük bir çocuk oldum ve yaşanılan her şeyi iliklerime kadar hissettim.
İçinden geldiği gibi yazan, kalıplara takılmayan bir yazar. Ben çok seviyorum bu kalemden bir şeyler okumayı. Hatta şimdi gidip “Belki Bir Gün Uçarız”ı bir kez daha okuyacağım.
“Hiçbir şeyi anlamak da istemiyorum zaten. Anlamaktan bıktım, dinlemekten bıktım, beklemekten… En çok da beklemekten.
Uzun bir bekleyişten başka bir şey olmayan hayatımın son bekleyişinin içindeyim bu sefer. Geleceği bekliyorum. O da beni bekliyor.”
Not: Kafa Dergisindeki yazılarına da bakmanızı tavsiye ederim.