Post Mortem bir kitaba verilebilecek en ilginç isimlerden biri bana göre. Özellikle ölen annenin ardından otobiyografik rezonanslar ile yazılıyorsa...
Terim olarak otopsi anlamına geliyor "Post Mortem"... Otopsinin cenaze sahipleri için nasıl bir anlama geldiğini eski mesleğimden dolayı az çok biliyorum. Vücut bütünlüğünün bozulması veya bunun tahayyül ve kabulü dahi cenaze sahipleri için zor. Cenaze sahibi diyorum çünkü hukukî olarak cenaze bir eşyadır...Sanırım yazar için de cenaze aynı manayı taşıyor...Annesinin yakılmasından son derece memnun olduğunu ifade ediyor yazar ve ekliyor "ölüler ölüdür, ama bizler onlar yok olmasın diye yaşıyoruz.."
Kitabın genelinde yoğun bir kasvet, hatıraların gölgesine sinmiş kurşun kalem lekeleri, grinin en koyu tonlarında cümleler, kurşunî bir ağırlık hissediliyor.
Yazarın ölüme biçtiği değer dikkatimi çekti ilk satırlarda: "Hastaların çoğu ölümü yeterince sevmiyor." Hayata duyulan sevgi ile ölüme duyulan sevgi arasında aklı bocalamış gibi görünüyor yazar. Halbuki değil. Yaşamın karşısına ölümü yerleştirerek, hayat ve ölüm arasındaki açıyı tespit etmeye çalışıyor Caraco: "Soylu insanlar yaşamı ender olarak severler, yaşama nedenlerini yaşamın kendisine tercih ederler." Yaşama nedeni dediğimiz şey tam olarak ölümün ardında gizlenen şey! O yüzden şu güzel soruyu sorması ihmal etmez: "Yaşam yüce bir şey değilse, bunca arzulanır nesi vardır?"
"Ya ölülerimizi gömmeliyiz ya da peşlerinden gitmeliyiz." diyerek yaptığı girizgâhı, "Ben artık olmayan insanın dirilmişliğiyim, benim eserim onu hiçlikten çekip çıkarıyor, artık o benim kızım oldu, içimde hiç hüzün yok..." cümlesi ise sebeb-i telifini açıkça izhar ederken, annesinin hatırasını okuyucunun avuçlarına bırakıyor. Son olarak "Ölüler ölüdür, ama bizler onlar yok olmasın diye yaşıyoruz." cümlesi ile sanırım iç çekiyor Caraco.
Annesine dair şu cümlesini iktibas et eden geçemeyeceğim:
"Yaşlılığından söz ediyordu ama asla ölümünden değil, güzelliğiyle ölmektense yaşlanmayı tercih ederdi.."
Son söz:
"Yaşam bir dayanaktır, yoksa neden değil, yaşam zorunludur, ama yeterli değildir: Ölülerin bize verdiği ders budur."