Post-Mortem

Albert Caraco
Tahmini Okuma Süresi:
3 sa. 19 dk.
Sayfa Sayısı:
117
Basım Tarihi:
Ocak 2020
İlk Yayın Tarihi:
1968
Yayınevi:
Sel Yayıncılık
Orijinal Adı:
Post-Mortem
ISBN:
9786057728241
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Güçlü bir psikolojiniz yoksa size intiharı öğütleyebilir.
10/10
·117 syf.··
2022 124. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 01 Ekim 2022 17:48
Bir öykü derlemesi; ölüm üzerine, "anne" ve "baba" figürlerinin ölümlerinden korkmak üzerine, akciğer kanserinden kaybettiği annesinin son günleri üzerine, ölümden sonra geride kalanların alışkanlıkları ve düşündükleri üzerine - kendi tabiriyle- kısa karalamalar. Albert, annesinin ölümünden sonra yazarak ölümü beklemiş, babasının ölümünden bir kaç saat sonra ise intihar etmiş. Bu gerçeği bilerek okuduğunuz da sizi derinden etkiliyor. Canlı bir acıyı okudum sanki, her bir paragrafın çığlıkları hat safhada. Çektiği ızdırap, açık ve katartik bir üslubun dalları arasında gizlenmiş olarak kendini belli ediyor, ve sanki; oğlunun acıları ancak annesi tarafından silinebilirmiş gibi. Fakat imkansız. Yaşayanlar geçip gidiyor, geriye nesneler kalıyor. Ölümü ise bir türlü kabullenemiyor, fakat ölümü bir sevgiliyi bekler gibi bekliyor. Caraco okumak size kimseyi çağrıştırmaz, oldukça özgün fikirlere sahip bir filozof. Sevgiyi, evliliği, toplumsal ahlak normlarını, doğurganlığı tümden reddetmiş müthiş karamsar bir kitap olmuş. Kendisini karakterize eden karamsarlığı, hicivleri rendeleyen belli bir karanlık ironiyi bizlere damıtıyor. Diğer yandan beni mutlu ediyor, çünkü salt bilgi akışı sağlıyor. Üslubunun netliğini ince ama ölçülü bir şekilde aktarıyor, bu olgu çok değerli ama sentetik dönemlerle biraz bulandırmış. Kitapta genellikle ilk bölümlerde annesine oldukça kızgın fakat sonlara doğru onu tanrılaştırmış resmen. Onu dünyaya getirdiği için bir yandan ondan nefret ederken diğer taraftan ona karşı ilham verdiği nefret için ona teşekkür ediyor. Ayrıca, kadınlardan uzak durmasını annesiyle bağdaştırmış, bu üzerinde durulması gereken bir nokta. Farklı bir bakış açısından bakınca, bir kadının bir insanı nasıl mahvedeceğini gördüm. Zaten bunu Caraco da görmüş; kendisi dışındaki
Post-MortemAlbert Caraco · Sel Yayıncılık · 2020749 okunma
Puan vermedi·117 syf.··
2020 94. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2020 20:20
Önce alıntıları okuyun lütfen.. http://1000kitap.com/gonderi/74955250 http://1000kitap.com/gonderi/74957246 http://1000kitap.com/gonderi/74965449 Soyadını telaffuz edemediğim yazarın da bazı şeyleri telaffuz etmekte zorlandığını farkettim. Annesi tarafından kafası karıştırılmış bir çocuk olarak büyütülmüş yazar. Kitapta annesinin hastalığını ve ölümünü anlatırken, kadınlara da hayli giydirmiş. Annesinin yasını tutan bir erkek evlat bu konuda hoş görülebilir diye mi düşündü acaba? Kadınlara karşı nefretle büyütülmüş bir adamın hezeyanlarını, istemesem de bir şekilde anlamaya çalıştım. Ama bir kadının hemcinslerinden tiksinmesini bir türlü anlamlandıramıyorum. Kitabı okuyalı bir kaç gün oldu. O zamandan beri düşünüyorum bunu ve bugün uyanan bir fikir eşliğinde inceleme yapmaya karar verdim. Fikir şu: Kadınlardan nefret eden bir kadın, muhtemelen ya sevgisiz bir anne tarafından büyütüldü, ya da akıl sağlığı ile ilgili bir problemi var. En azından ben böyle düşünmek istiyorum. Alıntılardan da anlaşılacağı gibi, yazar bazen kadınların aslında erkeklerden bir farkı olmadığını, cinsiyetçi yaklaşmadan herkese insan olarak bakmak gerektiğini savunayım demiş ama pek inandırıcı gelmedi bana. Çünkü bir sonraki sayfada, yumuşatılmış söylemlerini çöpe atıp saldırmaya devam etmiş. Kadının değersizliğinin yaradılıştan değil de, erkeklerin hödükçe davranış ve bakış açılarından kaynaklandığını bir iki yerde ima etmeye çalışsa da bana yeterli gelmedi. Okurken ziyadesiyle gerildiğim bir kitap oldu. Son olarak şunu söylemek istiyorum: Kadını ikinci sınıf gören kadınlara geçmiş olsun diyelim. Bu görüşteki erkeklere de bir sorum var: Siz üstün varlıkken, hayatınızı ikinci sınıf sefil bir türle nasıl paylaşabiliyorsunuz? İncileriniz dökülmesin?! Böyle düşünen, kadınları küçümseyen ve
Post-MortemAlbert Caraco · Sel Yayıncılık · 2020749 okunma
Günlük ve ya günah çıkarma şekli..
9/10
·117 syf.·
2023 30. kitabı
Yazarın okuduğum 2ci kitabı. 1cisini de çok beğenmiştim. Bu eseri küçük bir biografi tadında. Yazarın vefat etmiş annesini, ona olan öfke ve sevgisini anlatıyor. Bazen ebeveynler çocuklarını çok sevdiklerinden onları hayata hazırlıklı yetiştirmiyorlar, dış tehlikelere ilk rastladıklarında ne yapacaklarını şaşırıyorlar. Kısaca, ebeveynler iyilik yaptığını sanarken onlara kötülük yapmış, gelişimini engellemiş oluyorlar. Kitapta ölüm ve insanın ilişkisi, felsefesi yer almakta. Gayet güzel. Yazdıkları bir nevi kendini avutma şekli olmakla suçluluk duygusuyla dolu..Umarım hiç birimiz bu suçluluk duygusunu hissetmeyiz.. 'O benim yazılarımda yaşayacak, bu da benim borcumu ödeme tarzım'
Edebiyat
Post-MortemAlbert Caraco · Sel Yayıncılık · 2020749 okunma
Özünde Hepimiz Korkunç Bencilleriz
Puan vermedi·117 syf.·
2020 16. kitabı
En iyi giriş cümleleri ile tarihte yerini almış kitaplar vardır. Kafka'nın o içi kasvet dolu kitapları bu kitap listesinde en başta yerini alır. Aslında Albert Caraco yaşantısı ve yapıtlarıyla Kafka'nın anti-kahramanlarının 20. yüzyıla düşen bir yansıması. Albert Caracao'nun Post Mortem'i sonu en vurucu biten kitaplar listesinde en başta yerini almalı: "Ben yaşadım mı, hiç bilmiyorum, benim yaşamım çevrilecek bir sayfadan fazlası asla olmadı, yaşım elliye gelirken, elimde mürekkebin kararttığı sayfalar kaldı yalnızca." Yaşama dair buruk bir bakış. İddiasız bir anti-kahramanın yaşamını özetleyişi karşısında okurun varoluşa dair bir anda hissettiği o boşluğu da eklemeli bu anlatıya. Şöyle dönüp baktığımızda şu dünyaya gerçekçi yaklaşan, alengirli oyunlara, dalaverelere pek yanaşmayan, bir kitlenin içinde benliğini eritip kahramanlık, kurtarıcılık oyunları oynamaya yanaşmayan, bunların dışında kalan hangi anti-kahramanın sonu böyle olmamış ki? Ekşi sözlük gibi ergen platformlarda "Caraco Okurları" adı altında başlık açılarak güya Caraco okurları küçümsenmiş. Bu dünyadan vahşi bir tat ve haz alan, sömürmek ve semirmek için yaşayanların, twitter, sosyal medya kahramanlarının, büyük laf ebelerinin, büyük anlatılar çağının demode kalıntılarının Caraco metinlerini anlamasını beklemiyorum zaten. Caraco'nun bilimselciliğe, aydınlanmacı akla, moderniteye dönük eleştirileri rahatsız etmiş belli çevreleri. Neyse ki aynı çevreler bugün durmadan mutasyon geçiren küçücük bir virüsün pençesinde tapındıkları aydınlanma aklının, rasyonelliğinin çaresizliğini izliyorlar ve kaçınılmaz olarak evlerinde zorunlu nihilizmi tadıyorlar. Başka bir dünya mümkün diyenler, kendisiyle yüzleşmesini sevenler, ilerlemecilik, ilericilik gibi hastalıklara yakalanmayanlar için Caraco metinleri iyi
Edebiyat
Post-MortemAlbert Caraco · Sel Yayıncılık · 2020749 okunma
10/10
·117 syf.··
2021 17. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 09 Nisan 2021 15:00
Post Mortem(ölümden sonra)... Caraco' nun cümlelerinde kaçınılmaz olan bütün sonları hissedebiliyorsunuz; ölümü, ayrılıkları, göçleri, hastalıkları, ilkel bağımlılıkları ve geri kalan bütün insani kaçınılmazları. Albert Caraco'nun annesinin ölümünden kısa bir zaman sonra kaleme aldığı ve ona ithafen yazdığı otobiyografik yönü ağır basan kitabıdır. "Sayın Anne"diye başlıyor Post Mortem kitabının ilk cümlelerine ve sona doğru da aynı saygı dolu tabirlerle devam etmekte. Dahice saptamaları var. Nefret ediyor-seviyor-anıyor. Asla özlemiyor,özlemek istemiyor. Sayın Anne' den bahsederken en çokta hayranlığını dile getiriyor. Ona hem dünyayı ögreten hemde nefret etirenin annesi olduğunu kendine itiraf ediyor. Yanıbaşındaymışsınız gibi bir üslupla direk size anlatıyor. Kadını yüceltiyor-kadını aşağılıyor... Her iki durumda da öyle tespitlerde bulunuyor ki hak vermemek olanaksız kalıyor. Sarsıcı bir dille, en entelektüel ifadelerle ve olabilecek en kibar şekilde karalıyor karalanması gerekenleri.Yer yer çelişkili cümleler var,ama buna rağmen kitap akıcılığından bir şey yitirmiyor. Annelik ve kadınlık kavramlarının ana tema olduğu kitapta Caraco'nun felsefesinin izlerine rastlıyoruz, kaotik söylemlerine rağmen dilindeki ustalık ve şiirselik metinlerine ayrı bir çekicilik katıyor. Müthiş bir zekaya ve karamsarlığa şahit oluyoruz. Ölümün en gerekli şey olduğunu hissediyoruz, en sevdiklerimizi kaybediyoruz ve kaybetmeye de devam edeceğiz hissini iliklerimize kadar hissediyoruz. Bir solukta okuduğumuz bu kitapta, birde hala yaşıyorken farketmediğimiz ayrıntılar oluyor kendi özyaşamlarımızda; ... Anlamlarla dolu ve algılarınızın sonuna kadar açık olduğu, güzel ve uzun uzun okumalar dilerim.
Post-MortemAlbert Caraco · Sel Yayıncılık · 2020749 okunma
Neden bunca nefret?
Puan vermedi·117 syf.··
2021 88. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2021 02:23
  Albert Caraco, İstanbul doğumlu, 2. Dünya Savaşı sırasındaki nazi tehdidinden dolayı Güney Amerika'ya göç etmek zorunda kalan bir yazar. Yıllar boyunca intihara meyilli bir karakterde olmasına rağmen ailesini üzmemek için bu hareketi gerçekleştirmemiş ancak babası öldükten birkaç saat sonra hayatına son vermiş. Kitaba gelicek olursak üstüne söylenmesi gereken çok şey olmasına rağmen biraz özet niteliğinde ve alıntılarla ilerleyeceğim bir inceleme olacak.   Yazarın en büyük özelliği çevresine karşı kapalı tutumu. Kendisinin de söylediği gibi "Benim böyle hoşluklar yetiştirip beslememe imkân yok, benim yaşamamım kasvetli ve militan... çünkü korumam gereken bir sur var." Bunun haricindeyse yazdığı denemelerden gördüğüm kadarıyla annesi tarafından kadınlara karşı büyük bir kinle büyütülmüş bir çocuk. Bunun başlıca sebebinin annesinin oğlunu sadece kendine saklamak istemesi olduğunu düşünüyorum ki bunu da başarmış. Öyle ki sadece başkalarını değil kendini de sevmeyen bir insan haline gelmesini sağlamış. "...en iyisi kuşkusuz ki kimseyi sevmemektir ve bunun için de önce kendimizden başlamamız gerekir. Kendinden nefret etmeyi savunan kişi, hissi bağları parçalar."   Ve geldik beni en çok rahatsız eden kısıma. Kadınların varlığından bile rahatsız olan yazarımız bunu kitap boyunca bolca yansıtıyor. Kadınların duygusal bağ kurmaktan ve kendilerini güzel göstermek için makyaj yapmaktan fazlası olmayan zihinleri boş varlıklar olarak nitelendiriyor. Erkeklerinse bu konudaki görevini kadınların acizliğini kapamak için onlara iyi davranmak olarak atfetmiş. "Dolayısıyla kadınlara karşı gönül okşayıcı davranışlar doğaldır, cinsiyetlerine bağlı sefaletten onları teselli etmeye çalışırız..."                Çocukluğundan aşılanan bu aşağı görme durumu bütün kitap boyunca en
Edebiyat
Post-MortemAlbert Caraco · Sel Yayıncılık · 2020749 okunma
Puan vermedi·117 syf.··
2024 8. kitabı
Albert Caraco, yaklaşık dört yüzyıldır Türkiye'de (Osmanlı imp.) yaşayan sefarad bir ailenin oğlu olarak 8 Temmuz 1919'da İstanbul'da doğmuştur. Sürgünler ve göçler zamanımda ailesi Paris'e yerleşmeden önce Viyana, Prag ve Berlin'de yaşamışlardır. Daha sonra 2.dünya savaşında nazi tehdidi karşısında ailesi Güney Amerika'ya göç etmiştir. Caraco Fransızca, Almanca, İngilizce ve İspanyolca dillerine son derecede hakimdi. Fakat metinlerini Fransızca kaleme almıştır. Caraco'yu sınıflandırmak zor olsa da genellikle nihilist bir çerçevede değerlendirilir. Eserlerinde cinsellikten yahudi sorununa, sembolizmden felsefi meselelere kadar birçok alanla ilgili görüşleri vardır. Dili, sarsıcı, sert, uzlaşmaz ve provokatiftir. Albert Caroca intihara meyilli birisiydi. Ama aynı zamanda da ailesini üzmemek için intihar fikrini hep ertelemek zorunda kaldı. Zira göçlerle aile epey yıpranmıştıCaroca kararını verdiği intihara kadar durmadan yazdı. Çok sayıda yayınlanmamış veya ardında okuyucu bulamamış eserler bıraktı. Caroca ilk önce annesini kaybetti. Daha sonra ise babasını kaybetti. Artık intiharı için bekleyecek ve üzülecek kimseler kalmamıştı ardında ve Caraco babasının ölümünden birkaç saat sonra intihar etti. Post Mortem(ölümden sonra)... Caraco' nun cümlelerinde kaçınılmaz olan bütün sonları hissedebiliyorsunuz; ölümü, ayrılıkları, göçleri, hastalıkları, ilkel bağımlılıkları ve geri kalan bütün insani kaçınılmazları. Albert Caraco'nun annesinin ölümünden kısa bir zaman sonra kaleme aldığı ve ona ithafen yazdığı otobiyografik yönü ağır basan kitabıdır. "Sayın Anne"diye başlıyor Post Mortem kitabının ilk cümlelerine ve sona doğru da aynı saygı dolu tabirlerle devam etmekte. Dahice saptamaları var. Nefret ediyor-seviyor-anıyor. Asla özlemiyor,özlemek istemiyor. Sayın Anne' den
Post-MortemAlbert Caraco · Sel Yayıncılık · 2020749 okunma
Puan vermedi·117 syf.··
2021 54. kitabı
Post Mortem bir kitaba verilebilecek en ilginç isimlerden biri bana göre. Özellikle ölen annenin ardından otobiyografik rezonanslar ile yazılıyorsa... Terim olarak otopsi anlamına geliyor "Post Mortem"... Otopsinin cenaze sahipleri için nasıl bir anlama geldiğini eski mesleğimden dolayı az çok biliyorum. Vücut bütünlüğünün bozulması veya bunun tahayyül ve kabulü dahi cenaze sahipleri için zor. Cenaze sahibi diyorum çünkü hukukî olarak cenaze bir eşyadır...Sanırım yazar için de cenaze aynı manayı taşıyor...Annesinin yakılmasından son derece memnun olduğunu ifade ediyor yazar ve ekliyor "ölüler ölüdür, ama bizler onlar yok olmasın diye yaşıyoruz.." Kitabın genelinde yoğun bir kasvet, hatıraların gölgesine sinmiş kurşun kalem lekeleri, grinin en koyu tonlarında cümleler, kurşunî bir ağırlık hissediliyor. Yazarın ölüme biçtiği değer dikkatimi çekti ilk satırlarda: "Hastaların çoğu ölümü yeterince sevmiyor." Hayata duyulan sevgi ile ölüme duyulan sevgi arasında aklı bocalamış gibi görünüyor yazar. Halbuki değil. Yaşamın karşısına ölümü yerleştirerek, hayat ve ölüm arasındaki açıyı tespit etmeye çalışıyor Caraco: "Soylu insanlar yaşamı ender olarak severler, yaşama nedenlerini yaşamın kendisine tercih ederler." Yaşama nedeni dediğimiz şey tam olarak ölümün ardında gizlenen şey! O yüzden şu güzel soruyu sorması ihmal etmez: "Yaşam yüce bir şey değilse, bunca arzulanır nesi vardır?" "Ya ölülerimizi gömmeliyiz ya da peşlerinden gitmeliyiz." diyerek yaptığı girizgâhı, "Ben artık olmayan insanın dirilmişliğiyim, benim eserim onu hiçlikten çekip çıkarıyor, artık o benim kızım oldu, içimde hiç hüzün yok..." cümlesi ise sebeb-i telifini açıkça izhar ederken, annesinin hatırasını okuyucunun avuçlarına bırakıyor. Son olarak "Ölüler ölüdür, ama bizler onlar yok olmasın diye
Post-MortemAlbert Caraco · Sel Yayıncılık · 2020749 okunma
8/10
·117 syf.·
Beğendi
·
2022 17. kitabı
Herkese merhaba,Albert Caraco’nun Post-Mortem isimli eserinden bahsetmek istiyorum.Yazarın daha önce Kaosun Kutsal Kitabını okumuştum çok beğenmiştim.Resmen beynimi şoklamıştı sürekli dile getiririm Nietzche yanında Polyana kalır diye ama bu kitap yanında çok yavan kaldı. Buruk bir tat bıraktı, karamsar olmasından öte kafa karışıklığı ve duyguları bastırma hissiyatı geçti bana. Zorlama gibi geldi biraz ya da yazarın kendinin de ifade ettiği gibi; bir görevi yerine getirme endişesi... Yine de altını çizdiğim yerler oldu, bazı kelimeler oldukça şairane ve özenli sıralanmış.Ama ikinci sayfada bir yer çok etkiledi sizinle paylaşmak için olduğu gibi aktarıyorum. "kendi yaşamımla pek ilgilendiğim yok, bu da beni duyarsızlaştırıyor, hoşnutluğumu, sevgimi söküp atalı yıllar oldu, dalgaların dövdüğü kayalar gibiyim, deniz gri, gök siyah, bulutlar geçiyor ve geride eserler kalıyor. köklerimi acının olduğu kadar zevkin de reddi içine salıyorum, sevgim ermişçe bir ilgisizliğe varıyor, artık bu ilgisizlikle kaynaşmışım, bütün yaşamım bir ölüm okulu, aslında pek bir meziyetim yok ve çocukluğumdan beri kendimi rahat hissetmedim, kalıcı rahatsızlıkların eline düşmüşüm ve ancak deva buldukça varlığımı sürdürüyorum." çocukluğumdan beri kendimi rahat hissetmedim.Diğer kitabına göre yavan kalsa bile yinede okumaya değer bir eser.Tavsiye ederim
Düşünce
Post-MortemAlbert Caraco · Sel Yayıncılık · 2020749 okunma
8/10
·117 syf.··
2020 28. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 02 Haziran 2020 13:45
Alıntılar ile dikkatimi çeken bu kitap aynı zamanda yazarın okuduğum ilk kitabı. Ölümü işleyişi, hayata bakış açısı ile dikkatimi çekti. Annesinin ölümü üzerine yazmış olduğu bu kitapta ailesine özellikle annesine bağlılığı, annesinin ona öğrettiği öğretileri anlatıyor ve bu öğretiler ile nasıl bir insanın yetiştiğini görüyoruz. Hayata bakış açısı hiçlikten oluşan yazarın özellikle ölüm, yaşam, kadın-erkek ilişkilerine yönelik saptamaları kimi zaman “Yok artık” dedirtse de gerçeklik gözlüklerimizi taktığımızda ne kadar haklı olduğunu görüyoruz. Bir çırpıda okunacak akıcılıkta olan bu kitabı ben pdf formatında okudum. İyi okumalar.
Post-MortemAlbert Caraco · Sel Yayıncılık · 2020749 okunma

Yazar Hakkında

Albert CaracoYazar · 7 kitap
ALBERT CARACO, yaklaşık dört yüzyıldır Türkiye’de yaşayan Sefarad bir ailenin oğlu olarak 1919 yılında İstanbul’da doğdu. Aile ilk önce Orta Avrupa’ya (Viyana, Prag, Paris) göç etti. II. Dünya Savaşı arifesinde, Nazi tehdidi karşısında Güney Amerika’ya göç etmek zorunda kaldı. Hayatını mutlak anlamda yazıya adamış münzevi bir kişilik olan Caraco; cinsellikten Yahudi sorununa, sembolizmden felsefi meselelere ve edebiyata dek her alanda, uzlaşmaz, sarsıcı ve provokatif metinler yazdı. Fransızca, Almanca, İngilizce ve İspanyolcaya son derece hakim olan Caraco, metinlerini Fransızca kaleme alan, aydınlanma geleneğinin takipçisi, modern üsluplu “klasik” bir yazardır. Geniş bir külliyata sahip Caraco genellikle nihilist ve karamsar bir yazar olarak görülür ve Cioran’a benzetilir. Yıllar boyunca intihar etmek istemesine rağmen ailesini üzmemek için bunu gerçekleştirmeyen Caraco, 1971 yılında babasının ölümünden birkaç saat sonra hayatına son verdi.