Post-Mortem

Albert Caraco
Tahmini Okuma Süresi:
3 sa. 19 dk.
Sayfa Sayısı:
117
Basım Tarihi:
9 Ocak 2020
Yayınevi:
Sel Yayıncılık
Orijinal Adı:
Post Mortem
ISBN:
9786057728241
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak

Yorumlar ve İncelemeler

Post-Mortem ve Sonrası Üzerine*
9/10
·117 syf.··
Beğendi
·
2024 60. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 26 Temmuz 2024 21:52
"Ben yaşadım mı, hiç bilmiyorum, benim yaşamım çevrilecek bir sayfadan fazlası asla olmadı, yaşam eliyle gelirken, elimde mürekkebin kararttığı sayfalar kaldı yalnızca." diyor Albert Caraco son sayfada, elli küsur yıl sonra gelip seni buluyor o mürekkepli sayfalar ve sen acılarının kendine bile söyleyemediğin yanlarına sızıyorsun hızlıca. İsteyerek duygusuzlaşmak insanı bilge ediyor ve arkanızdan; "berrak ama karanlık nihilist" diyorlar yine yıllar sizi unutturmaya yetmiyor bir okur sizi can yerinizden aynı yangınla anlıyor. Post-Mortem
Edebiyat
Post-MortemAlbert Caraco · Sel Yayıncılık · 2020751 okunma
8/10
·111 syf.·
2018 23. kitabı
Eee... Post Mortem olup da Post Mortem'i okumamak olmazdı tabii. Hatta bu zamana kadar bekletmiş olmak bile ayıp oldu ama... Sanırım bu kitaptan kaçışım, kasvetli ve huzursuz edici olmasına dair duyduklarımdandı. Ha bir de, ifade etmeden geçmeyeyim, nickimi bu kitaba borçlu değilim. Hatta kitabı, nicki kullanmaya başladıktan çok sonra öğrendim. Kitap bana o kadar kısa geldi ki, epub formatında okumanın da verdiği şüphecilikle, kitabın epub formatının kırpılmış olduğunu düşündüm ve bunca zamandır okuduğum epub ve pdf kitaplara dahi şüpheyle yaklaştım bir an. 100 küsur sayfalık kitap, epub formatında ancak 40 sayfaya yakın bir sayfada sona erdi. Yine de bu bile yeteri kadar örseleyici idi. Post mortem, ölümden sonrasını ifade etmektedir. Tıbbi olarak, ölümden sonra vücutta meydana gelen değişimler ve buna ait bulgular, post mortem bulgular olarak ifade edilir. Kitapta elbette ki bu ölüm sonrası halinin maddesel etkilerinden değil, geride kalanlar üzerindeki ruhsal etkilerinden bahsediliyor. Anlatıcımız, Sayın Anne'nin ölümünden sonra hayatında meydana gelen değişimlerin yanında, Sayın Anne'nin, hayattayken de kendisini nasıl şekillendirdiğini ve bugünkü düşüncelerini meydana getirdiğini anlatıyor. Kitabın temeli bu konu üzerine kurulu. Sayın Anne, küçük yaşta annesiz kalmanın etkilerini taşıyor ve annesizliğin acısını çıkarmak, annesiyle yaşayamadıklarını yaşayabilmek için tek çocuk sahibi olmak istiyor ve onu yetiştirme tarzı da tıpkı, çocukken annesinin kendisini yetiştirmesini isteyeceği tarzda oluyor. Bu aşamada aklıma gelen ve yine dem vurmaktan çekinmeyeceğim konu şu: Çocuklarınızı kendi açlıklarınızla doyurmaya kalkmayın ve onları kendiniz gibi yetiştirmeye çalışmayın. Her birey, kendi başına bir dünya iken, aynı hayatları çocuklar üzerinde kopyala- yapıştır
Post MortemAlbert Caraco · Versus Kitap Yayınları · 2008751 okunma
Keşke "Anneler" ölümsüz olsa..
6/10
·111 syf.··
Beğendi
·
2022 101. kitabı
·
8 saatte okudu
·
Okunma: 06 Kasım 2022 17:52
Türk Yahudi kökenli, Fransız asıllı Uruguay vatandaşı filozof, yazar, denemeci ve şair olan Albert Caraco bu eseri annesi vefat ettikten hemen sonra kaleme alıyor ve yedi günde tamamlıyor eserini. Annesinin üzerinde bıraktığı etkilerden tutun, hayat görüşüne, felsefesine, misyon ve vizyonuna kadar her şeyden bahsetmiş yazar. Nedense annesi ve babası hakkında sürekli 'Sayın anne' ya da 'Sayın baba' tabirini kullanıyor. İnsanın kendi benliğinde indirgediği bir felsefesi olması güzel, kendi fikirlerini ve annesinin cesurca fikirlerini yazıya dökmesi her ne kadar cesurca gözüksede annesinin kadın düşmanlığı Caraco'yada geçmiş, bir ara kadınlar hakkındaki ezici görüşleri anlatmak istediği konunun da önüne geçerek ben de sanki kitap Orta Çağ'da bir rahip tarafından yazılmış izlenimi yarattı. Bu kadar bilgili, entellektüel düşünür bir adamın karşı cins hakkında bu kadar kıt kafalı olmasına üzüldüm doğrusu. Sanırım yazar biraz da Aristoteles 'in görüşlerinden etkilenmiş olabilir. Kadınlar konusuna hiç girmeseymiş çok daha dokunakli bir anneye övgü, adına yadediş eseri olabilirmiş ancak bence yine de bir şans verilmeli diye düşünüyorum, içerisinde çok fazla alıntı yapılacak güzel söz mevcut. Son sayfalara doğru ise annesi ile kurmuş olduğu ruhani bağ ister istemez duygulandırıyor insanı, anneler keşke ölümsüz olsa dedirtiyor... "...sanki yatağı bile onu bekliyor, büyük ve küçük gardıropları, komodini ve şifonyeri, mantoları ve giysileri, çamaşırı, bibloları ve incik boncukları, hepsi onu bekliyor. Yaşayanlar geçip gidiyor, geriye nesneler kalıyor.."
Anlatı
Post MortemAlbert Caraco · Versus Kitap Yayınları · 2008751 okunma
Güçlü bir psikolojiniz yoksa size intiharı öğütleyebilir.
10/10
·117 syf.··
2022 124. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 01 Ekim 2022 17:48
Bir öykü derlemesi; ölüm üzerine, "anne" ve "baba" figürlerinin ölümlerinden korkmak üzerine, akciğer kanserinden kaybettiği annesinin son günleri üzerine, ölümden sonra geride kalanların alışkanlıkları ve düşündükleri üzerine - kendi tabiriyle- kısa karalamalar. Albert, annesinin ölümünden sonra yazarak ölümü beklemiş, babasının ölümünden bir kaç saat sonra ise intihar etmiş. Bu gerçeği bilerek okuduğunuz da sizi derinden etkiliyor. Canlı bir acıyı okudum sanki, her bir paragrafın çığlıkları hat safhada. Çektiği ızdırap, açık ve katartik bir üslubun dalları arasında gizlenmiş olarak kendini belli ediyor, ve sanki; oğlunun acıları ancak annesi tarafından silinebilirmiş gibi. Fakat imkansız. Yaşayanlar geçip gidiyor, geriye nesneler kalıyor. Ölümü ise bir türlü kabullenemiyor, fakat ölümü bir sevgiliyi bekler gibi bekliyor. Caraco okumak size kimseyi çağrıştırmaz, oldukça özgün fikirlere sahip bir filozof. Sevgiyi, evliliği, toplumsal ahlak normlarını, doğurganlığı tümden reddetmiş müthiş karamsar bir kitap olmuş. Kendisini karakterize eden karamsarlığı, hicivleri rendeleyen belli bir karanlık ironiyi bizlere damıtıyor. Diğer yandan beni mutlu ediyor, çünkü salt bilgi akışı sağlıyor. Üslubunun netliğini ince ama ölçülü bir şekilde aktarıyor, bu olgu çok değerli ama sentetik dönemlerle biraz bulandırmış. Kitapta genellikle ilk bölümlerde annesine oldukça kızgın fakat sonlara doğru onu tanrılaştırmış resmen. Onu dünyaya getirdiği için bir yandan ondan nefret ederken diğer taraftan ona karşı ilham verdiği nefret için ona teşekkür ediyor. Ayrıca, kadınlardan uzak durmasını annesiyle bağdaştırmış, bu üzerinde durulması gereken bir nokta. Farklı bir bakış açısından bakınca, bir kadının bir insanı nasıl mahvedeceğini gördüm. Zaten bunu Caraco da görmüş; kendisi dışındaki
Post-MortemAlbert Caraco · Sel Yayıncılık · 2020751 okunma
Puan vermedi·117 syf.··
2020 94. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 01 Haziran 2020 20:20
Önce alıntıları okuyun lütfen.. #74955250 #74957246 #74965449 Soyadını telaffuz edemediğim yazarın da bazı şeyleri telaffuz etmekte zorlandığını farkettim. Annesi tarafından kafası karıştırılmış bir çocuk olarak büyütülmüş yazar. Kitapta annesinin hastalığını ve ölümünü anlatırken, kadınlara da hayli giydirmiş. Annesinin yasını tutan bir erkek evlat bu konuda hoş görülebilir diye mi düşündü acaba? Kadınlara karşı nefretle büyütülmüş bir adamın hezeyanlarını, istemesem de bir şekilde anlamaya çalıştım. Ama bir kadının hemcinslerinden tiksinmesini bir türlü anlamlandıramıyorum. Kitabı okuyalı bir kaç gün oldu. O zamandan beri düşünüyorum bunu ve bugün uyanan bir fikir eşliğinde inceleme yapmaya karar verdim. Fikir şu: Kadınlardan nefret eden bir kadın, muhtemelen ya sevgisiz bir anne tarafından büyütüldü, ya da akıl sağlığı ile ilgili bir problemi var. En azından ben böyle düşünmek istiyorum. Alıntılardan da anlaşılacağı gibi, yazar bazen kadınların aslında erkeklerden bir farkı olmadığını, cinsiyetçi yaklaşmadan herkese insan olarak bakmak gerektiğini savunayım demiş ama pek inandırıcı gelmedi bana. Çünkü bir sonraki sayfada, yumuşatılmış söylemlerini çöpe atıp saldırmaya devam etmiş. Kadının değersizliğinin yaradılıştan değil de, erkeklerin hödükçe davranış ve bakış açılarından kaynaklandığını bir iki yerde ima etmeye çalışsa da bana yeterli gelmedi. Okurken ziyadesiyle gerildiğim bir kitap oldu. Son olarak şunu söylemek istiyorum: Kadını ikinci sınıf gören kadınlara geçmiş olsun diyelim. Bu görüşteki erkeklere de bir sorum var: Siz üstün varlıkken, hayatınızı ikinci sınıf sefil bir türle nasıl paylaşabiliyorsunuz? İncileriniz dökülmesin?! Böyle düşünen, kadınları küçümseyen ve
Post-MortemAlbert Caraco · Sel Yayıncılık · 2020751 okunma
Günlük ve ya günah çıkarma şekli..
9/10
·117 syf.·
2023 30. kitabı
Yazarın okuduğum 2ci kitabı. 1cisini de çok beğenmiştim. Bu eseri küçük bir biografi tadında. Yazarın vefat etmiş annesini, ona olan öfke ve sevgisini anlatıyor. Bazen ebeveynler çocuklarını çok sevdiklerinden onları hayata hazırlıklı yetiştirmiyorlar, dış tehlikelere ilk rastladıklarında ne yapacaklarını şaşırıyorlar. Kısaca, ebeveynler iyilik yaptığını sanarken onlara kötülük yapmış, gelişimini engellemiş oluyorlar. Kitapta ölüm ve insanın ilişkisi, felsefesi yer almakta. Gayet güzel. Yazdıkları bir nevi kendini avutma şekli olmakla suçluluk duygusuyla dolu..Umarım hiç birimiz bu suçluluk duygusunu hissetmeyiz.. 'O benim yazılarımda yaşayacak, bu da benim borcumu ödeme tarzım'
Edebiyat
Post-MortemAlbert Caraco · Sel Yayıncılık · 2020751 okunma
Özünde Hepimiz Korkunç Bencilleriz
Puan vermedi·117 syf.·
2020 16. kitabı
En iyi giriş cümleleri ile tarihte yerini almış kitaplar vardır. Kafka'nın o içi kasvet dolu kitapları bu kitap listesinde en başta yerini alır. Aslında Albert Caraco yaşantısı ve yapıtlarıyla Kafka'nın anti-kahramanlarının 20. yüzyıla düşen bir yansıması. Albert Caracao'nun Post Mortem'i sonu en vurucu biten kitaplar listesinde en başta yerini almalı: "Ben yaşadım mı, hiç bilmiyorum, benim yaşamım çevrilecek bir sayfadan fazlası asla olmadı, yaşım elliye gelirken, elimde mürekkebin kararttığı sayfalar kaldı yalnızca." Yaşama dair buruk bir bakış. İddiasız bir anti-kahramanın yaşamını özetleyişi karşısında okurun varoluşa dair bir anda hissettiği o boşluğu da eklemeli bu anlatıya. Şöyle dönüp baktığımızda şu dünyaya gerçekçi yaklaşan, alengirli oyunlara, dalaverelere pek yanaşmayan, bir kitlenin içinde benliğini eritip kahramanlık, kurtarıcılık oyunları oynamaya yanaşmayan, bunların dışında kalan hangi anti-kahramanın sonu böyle olmamış ki? Ekşi sözlük gibi ergen platformlarda "Caraco Okurları" adı altında başlık açılarak güya Caraco okurları küçümsenmiş. Bu dünyadan vahşi bir tat ve haz alan, sömürmek ve semirmek için yaşayanların, twitter, sosyal medya kahramanlarının, büyük laf ebelerinin, büyük anlatılar çağının demode kalıntılarının Caraco metinlerini anlamasını beklemiyorum zaten. Caraco'nun bilimselciliğe, aydınlanmacı akla, moderniteye dönük eleştirileri rahatsız etmiş belli çevreleri. Neyse ki aynı çevreler bugün durmadan mutasyon geçiren küçücük bir virüsün pençesinde tapındıkları aydınlanma aklının, rasyonelliğinin çaresizliğini izliyorlar ve kaçınılmaz olarak evlerinde zorunlu nihilizmi tadıyorlar. Başka bir dünya mümkün diyenler, kendisiyle yüzleşmesini sevenler, ilerlemecilik, ilericilik gibi hastalıklara yakalanmayanlar için Caraco metinleri iyi
Edebiyat
Post-MortemAlbert Caraco · Sel Yayıncılık · 2020751 okunma
10/10
·117 syf.··
2021 17. kitabı
·
24 saatte okudu
·
Okunma: 09 Nisan 2021 15:00
Post Mortem(ölümden sonra)... Caraco' nun cümlelerinde kaçınılmaz olan bütün sonları hissedebiliyorsunuz; ölümü, ayrılıkları, göçleri, hastalıkları, ilkel bağımlılıkları ve geri kalan bütün insani kaçınılmazları. Albert Caraco'nun annesinin ölümünden kısa bir zaman sonra kaleme aldığı ve ona ithafen yazdığı otobiyografik yönü ağır basan kitabıdır. "Sayın Anne"diye başlıyor Post Mortem kitabının ilk cümlelerine ve sona doğru da aynı saygı dolu tabirlerle devam etmekte. Dahice saptamaları var. Nefret ediyor-seviyor-anıyor. Asla özlemiyor,özlemek istemiyor. Sayın Anne' den bahsederken en çokta hayranlığını dile getiriyor. Ona hem dünyayı ögreten hemde nefret etirenin annesi olduğunu kendine itiraf ediyor. Yanıbaşındaymışsınız gibi bir üslupla direk size anlatıyor. Kadını yüceltiyor-kadını aşağılıyor... Her iki durumda da öyle tespitlerde bulunuyor ki hak vermemek olanaksız kalıyor. Sarsıcı bir dille, en entelektüel ifadelerle ve olabilecek en kibar şekilde karalıyor karalanması gerekenleri.Yer yer çelişkili cümleler var,ama buna rağmen kitap akıcılığından bir şey yitirmiyor. Annelik ve kadınlık kavramlarının ana tema olduğu kitapta Caraco'nun felsefesinin izlerine rastlıyoruz, kaotik söylemlerine rağmen dilindeki ustalık ve şiirselik metinlerine ayrı bir çekicilik katıyor. Müthiş bir zekaya ve karamsarlığa şahit oluyoruz. Ölümün en gerekli şey olduğunu hissediyoruz, en sevdiklerimizi kaybediyoruz ve kaybetmeye de devam edeceğiz hissini iliklerimize kadar hissediyoruz. Bir solukta okuduğumuz bu kitapta, birde hala yaşıyorken farketmediğimiz ayrıntılar oluyor kendi özyaşamlarımızda; ... Anlamlarla dolu ve algılarınızın sonuna kadar açık olduğu, güzel ve uzun uzun okumalar dilerim.
Post-MortemAlbert Caraco · Sel Yayıncılık · 2020751 okunma
Neden bunca nefret?
Puan vermedi·117 syf.··
2021 88. kitabı
·
3 saatte okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2021 02:23
  Albert Caraco, İstanbul doğumlu, 2. Dünya Savaşı sırasındaki nazi tehdidinden dolayı Güney Amerika'ya göç etmek zorunda kalan bir yazar. Yıllar boyunca intihara meyilli bir karakterde olmasına rağmen ailesini üzmemek için bu hareketi gerçekleştirmemiş ancak babası öldükten birkaç saat sonra hayatına son vermiş. Kitaba gelicek olursak üstüne söylenmesi gereken çok şey olmasına rağmen biraz özet niteliğinde ve alıntılarla ilerleyeceğim bir inceleme olacak.   Yazarın en büyük özelliği çevresine karşı kapalı tutumu. Kendisinin de söylediği gibi "Benim böyle hoşluklar yetiştirip beslememe imkân yok, benim yaşamamım kasvetli ve militan... çünkü korumam gereken bir sur var." Bunun haricindeyse yazdığı denemelerden gördüğüm kadarıyla annesi tarafından kadınlara karşı büyük bir kinle büyütülmüş bir çocuk. Bunun başlıca sebebinin annesinin oğlunu sadece kendine saklamak istemesi olduğunu düşünüyorum ki bunu da başarmış. Öyle ki sadece başkalarını değil kendini de sevmeyen bir insan haline gelmesini sağlamış. "...en iyisi kuşkusuz ki kimseyi sevmemektir ve bunun için de önce kendimizden başlamamız gerekir. Kendinden nefret etmeyi savunan kişi, hissi bağları parçalar."   Ve geldik beni en çok rahatsız eden kısıma. Kadınların varlığından bile rahatsız olan yazarımız bunu kitap boyunca bolca yansıtıyor. Kadınların duygusal bağ kurmaktan ve kendilerini güzel göstermek için makyaj yapmaktan fazlası olmayan zihinleri boş varlıklar olarak nitelendiriyor. Erkeklerinse bu konudaki görevini kadınların acizliğini kapamak için onlara iyi davranmak olarak atfetmiş. "Dolayısıyla kadınlara karşı gönül okşayıcı davranışlar doğaldır, cinsiyetlerine bağlı sefaletten onları teselli etmeye çalışırız..."                Çocukluğundan aşılanan bu aşağı görme durumu bütün kitap boyunca en
Edebiyat
Post-MortemAlbert Caraco · Sel Yayıncılık · 2020751 okunma
ÜZÜNTÜLERİNDEN DAHA DEĞERLİ OLDUĞU İÇİN İNTİHAR EDEN ADAM
7/10
·111 syf.··
2018 51. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 06 Ağustos 2018 02:26
Albert Caraco uzun zamandır dikkatimi çeken bir yazardı. Basılı okuduklarımla birlikte telefondan da okuduğum bazı kitaplar var. Sayfa sayısı 32 olunca, hemen e-kitap olarak başladım. İyi ki de okumuşum. Yazarda hissettiğim en kuvvetli duygu yabancılaşmaydı. Hüznünde dahi, sanki bir başkasından bahseder bir sakinlik ve kayıtsızlık vardı. Misal, ''... fikirlerim beni hislenmekten men ediyor, hatta üslubum hislenmenin yakınına yanaşmamı bile yasaklıyor.'' Bir başka örnek: ''Köklerimi acının olduğu kadar zevkin de reddi içine salıyorum, sevgim ermişçe bir ilgisizliğe varıyor, artık bu ilgisizlikle kaynaşmışım, bütün yaşamım bir ölüm okulu, aslında pek bir meziyetim yok ve çocukluğumdan beri kendimi asla rahat hissetmedim, kalıcı rahatsızlıkların eline düşmüşüm ve ancak deva buldukça varlığımı sürdüyorum.'' Kaleminde insanı oldukça şaşırtan bir etki var. Bazen sarsıcı diyebileceğimiz, bazen de şaşırtıcı bu kısa kitap, yazarın bütün hayatını ve bilhassa ölümünü öğrendiğimizde, bir nevi kanıt niteliğinde. Yazar annesi ve babasına, evlat acısı yaşatmamak için, ölmek kararını çoktan vermişken, intihar etmemiş. Önce annesini, kısa zaman sonra babasını kaybetmiş. Babasını kaybettikten 2 saat sonra da intihar etmiş. Yaşamak için değil, ölmemek için bir sebebi kalmamış. Zaten yaşamak için hiç sebebi olmamış. İçinde hep bu tuhaf yabancı hisle yaşayan yazar, anladığım kadarıyla çok da kibar bir insanmış. Dünya neredeyse umrunda olmamasına rağmen, hatır onun için hep önemli olmuş. Aslını isterseniz düşünceleri neredeyse tutarsız, aynı paragraf içinde birbiriyle çelişen cümleler kurmuş. Tutarlı düşüncesi bir tek ölümden yana olmuş. Eylem olarak da anne ve babasına davranışları hep tutarlıymış. Bunun dışında içindeki garip zihin çalkantıları, vurduğu kayayı hiç aşındırmamış
Post MortemAlbert Caraco · Versus Kitap Yayınları · 2008751 okunma
Reklam

Yazar Hakkında

Albert CaracoYazar · 7 kitap
ALBERT CARACO, yaklaşık dört yüzyıldır Türkiye’de yaşayan Sefarad bir ailenin oğlu olarak 1919 yılında İstanbul’da doğdu. Aile ilk önce Orta Avrupa’ya (Viyana, Prag, Paris) göç etti. II. Dünya Savaşı arifesinde, Nazi tehdidi karşısında Güney Amerika’ya göç etmek zorunda kaldı. Hayatını mutlak anlamda yazıya adamış münzevi bir kişilik olan Caraco; cinsellikten Yahudi sorununa, sembolizmden felsefi meselelere ve edebiyata dek her alanda, uzlaşmaz, sarsıcı ve provokatif metinler yazdı. Fransızca, Almanca, İngilizce ve İspanyolcaya son derece hakim olan Caraco, metinlerini Fransızca kaleme alan, aydınlanma geleneğinin takipçisi, modern üsluplu “klasik” bir yazardır. Geniş bir külliyata sahip Caraco genellikle nihilist ve karamsar bir yazar olarak görülür ve Cioran’a benzetilir. Yıllar boyunca intihar etmek istemesine rağmen ailesini üzmemek için bunu gerçekleştirmeyen Caraco, 1971 yılında babasının ölümünden birkaç saat sonra hayatına son verdi.