Bir Ezidiyi gelin mi alacak bir Müslüman yani, yok artık. Bir Azeri ile Ermeni aşık olacak değil ya. Türk ile Kürt hadi ordan. Alevi kızımızı Sünni oğlama mı vericez peh. Ah biz insanlar...
Ortadoğu'dan etimle kemiğimle usanmış durumda olduğum bir zamanda bu kitabı okumakla iyi mi ettim kötü mü bilmiyorum. Gerçi Ortadoğu'da daha bi fazla olmakla beraber ayırmayı, kayırmayı pek bir sevmenin insanın genelinde olduğunu iyi biliyorum. Ama bu tarz kitaplar Ortadoğudaysanız daha bir "koyuyor" insana. Çünkü içinizi huzura kavuşturmuyor. "Huzursuzluk"la dolduruyor. Çünkü yaşananlar kurgu değil, duygulanarak aldığınız nefesinizi sert bir şekilde öfkeyle verdirtecek gerçekler bunlar. Şu gündemden kaçayım biraz yahu diyip de elinize almayın yani. Çünkü kitaptakiler hayatımızım tam ortasındalar. Kan dökmenin senin düşünce yapına uyduğu vaziyette kahramanca bir eylem olduğu, senin düşüncene ters vaziyetlerde ise katiller, zalimler dedirttiği; ölen kişilerin senin dinine, ırkına, zartına zurtuna ters olduğunda leş olduğu, lakin bizzat senden (!) kişiler olduğunda kahraman olduğu, işte kavramlara kelimelere anlamlarını yitirten, doğruyu yanlışı iyiyi kötüyü kendi dar penceresinden tanımlayan bu tarz zihniyete sahip insanlarla iç içeysen okuyunca şaşırmayacağın, artık bilmişlikle usanmışlık karışımı bir hüzünle dolacağın kitap. İnce olmasından kaynaklı hikayeyi tam oturtamadığı noktalar olduğunu düşünüyorum. Anlatılmak isteneni yerli yerine oturtabilmek için birazcık daha uzatmaya değecek bir konu oysaki. Bizzat senden bizzat benden diyerek insanları hatta canlıları hatta fikirleri daha kaç parçaya kadar ayırabileceğiz acaba, meraksızlıkla izlemekteyim.
Ve de burdan karakter Meleknaz'a ve burdan gerçek Nadia Murad'a selam olsun.