Japon edebiyatına merak saldığım şu son yıllarda bu kitabı alabilmek için aylarca stok kovaladım. Öyle ki her gün yenilenmiş mi diye kontrol ediyordum. Haliyle kendi kendimi yüksek bir beklentiye sokmuş olabilirim diye düşünüyorum çünkü okuduktan sonra benim için biraz hayal kırıklığı oldu.
Yeraltı edebiyatına her zaman ilgim olmuştur, dil kullanımı ve kendilerini ifade ediş şekilleri bana çok etkileyici geliyor. Bu kitap da gerek konusu gerek anlatımı ile etkileyici başladı. Bence büyük de bir potansiyeli vardı ama bunu devam ettirmek konusunda çok da başarılı olamamış.
Öncelikle sıkıntının büyük bir kısmı kurgunun sönüklüğü. Sanki yazar konuya ana hatlarıyla karar vermiş ama sonunu nasıl getireceğini bilememiş, en sonda da aman koyver gitsin demiş gibi bir hissiyat oluştu bende.
SPOİLER
Kenci kitabın yarısı boyunca Frank'in çelişkili konuşmalarından dolayı ondan şüpheleniyor evet zaten Frank da aşırı şüphe uyandırıcı davranıyor, kendisini saklama gereği bile duymuyor. Sonunda da cidden katil kendisi çıkıyor. Yazarın bu tercihi bana çok sıkıcı geldi. Zaten Frank'in bi açık açık ben katilim demediği kalmıştı. Keşke biraz daha okuyucuyu "ya acaba mı?" Diye düşündürecek, muallakta birakacak şekilde yazsaydı da cidden katil çıkınca biraz şaşırsaydık. Tabii bu bir polisiye romanı değil o yüzden okuyucuyu şaşırtmak gibi bir gaye benimsemiyor ama ne olurdu yine de biraz merak duygusu uyandirsaydi? Bir de Kenci'nin soğukkanlılığı bana çok ilginç geldi. Japonlara özgü bir karakteristik ozellik mi yoksa şokta olduğu için mi böyle davrandı pek emin değilim gerçi ama kitabın sonunda bi arkadaş olmadığı kaldı Frank'le.
SPOİLER SONU
Sanki bu kitap banana fish tarzında bir animeye uyarlansa çok daha güzel olabilirdi. Ayrıca keşke orjinal adı olan "in the miso soup" a bağlı kalınsaymis. İçerik ile bağlantılı ve anlamlı bir tercih olurdu.
7/10