Sakın Zarar Verme kitabı, Cumhuriyet Üniversitesi Beyin Cerrahisi Bölümünden Prof.Dr. Ünal Özüm hocamın tavsiye ettiği üç kitaptan biriydi. Diğer iki kitap Beynine Bir Kez Hava Değmeye Görsün ve Son Nefes Havaya Karışmadan kitaplarıydı. Beynine Bir Kez Hava Değmeye Görsün kitabını daha önce okudum ve bu kitaba benzerlik gösterdiğini söyleyebilirim. Onun da okunmasını kesinlikle tavsiye ediyorum.
Bu kitap beyin ve sinir cerrahisinin ne kadar zorlu bir iş olduğunu göstermeye kesinlikle yeterli. Henry Marsh, hem doktor hem hasta açısından yaşanan zorlu süreçleri tıpkı bir romancı gibi aktarmış. Edebi açıdan etrafındaki insanların da yardımıyla (en başa eşi Kate’i koyuyor tıpkı Aziz Sancar hayatını yazdığı kitapta Gwen Sancar’ı en üste koyması gibi :) gerçekten güzel bir iş ortaya çıkarmayı başarmış. Kitap kendini okutmayı iyi beceriyor. Belki de bazı tıbbi terimlere hakim olmak okumayı daha zevkli hale getiriyordur. Yine yazar olabildiğince açıklayıcı hale getirmiş ve genel anlamda bir anlaşılmamazlık olacağını düşünmüyorum. Kitap okudukça akıyor.
Henry Marsh 5 mart 1950 doğumlu İngiltere’nin en önde gelen nöro-cerrahlarından biridir. Özellikle Ukrayna’da beyin ve sinir alanına çok büyük katkılar sağlamıştır. Hatta bunun BBC tarafından belgeseli (m.imdb.com/title/tt1200060) çekilmiştir.
Sakın Zarar Verme kitabında kariyeri boyunca yaşadığı cerrah olmakla insan olmak arasında gidip gelmeleri anlatıyor. “Kaçınılmaz olarak hata yapacağınız için kimi zaman korkunç sonuçlarla yaşamayı öğrenmelisiniz. Gördüklerinize tarafsız bir gözle bakmayı ve bu sırada insanlığınızı kaybetmemeyi öğrenmelisiniz.” (s.15) Henry Marsh anılarını anlatırken sadece başarılı olduğu zamanları anlatmıyor. Aksine birçok kez başarısız olduğu anları anlatıyor hatta bunu anlattığı için birçok insanın beyin cerrahisinde antipati duymasından endişe ediyor. Buna rağmen cesur dürüstlüğünden vazgeçmiyor. Birçok kez hastalarına birkaç aylık veya birkaç haftalık ömrü kaldığını söylemek zorunda kalıyor. Ne yapılırsa yapılsın öleceğini söylemek zorunda kalıyor. Tüm bunları profesyonel bir bilinçle yapmasına rağmen insanı yönü onu fazlasıyla zorluyor. Yine en iyi bildiği işi yapmaktan hiç vazgeçmiyor.
Lucy Scholes bu kitaptan şöyle bahsediyor: “Tanrıyı oynamanın nasıl bir şey olduğuna dair inanılmaz bir rehber. Marsh, başka bir insanın yalnızca yaşamını değil, bizzat bilincini de elinde tutmanın iyi ve kötü yanları hakkında korkusuzca, neredeyse rahatsız edecek kadar dürüst bir şekilde yazıyor.”
Tanrıyı oynamak. Bir cerrah nihayetinde insan ve başka bir insanın bir nevi kasaplığını yapıyor. Bunun için şüphesiz insandan fazlası olmak gerekli. (ilgili film önerisi: "Tanrıyı Oynayanlar" beyazperde.com/filmler/film-13...) Buna kibir de denebilir Tarıyı oynamak da. Fakat Henry Marsh özellikle beyin cerrahisindeki başarının hiç de küçük olmayan bir bölümünün şanstan ibaret olduğunu belirtiyor. Eğer şanslıysa ameliyat başarılı geçiyor, değilse başarısız. Fakat ameliyat nasıl geçerse geçsin bazen ölüm kapıyı tıklatıyor. Yazar da bu tür trajik anılarına kitabında çoğu kez yer vermiş. ”Bir aydan fazla yaşaman imkansız.”, “Şanslıysan ömrünü birkaç ay daha uzatabiliriz.”, “Ameliyatı yapmamın hiçbir anlamı yok sonunda öleceksin.”, “Yapabileceğimiz hiçbir şey yok ölüme terk etmek zorundayız.” diyebilmek veya bir anneye “kızınızın yirmi dört saatlik ömrü kaldı.” diyebilmek üstün bir insanlık olsa gerek. Bu tarz zorlu hayatları okumak insana büyük bir olgunluk katabiliyor. Hele bunları yaşamak…
Uzun lafın kısası, iyi ve kötü yanlarıyla anlatılan beyin cerrahisinin bu incelikli kitabı okumayı herkese tavsiye edebilirim.
Hayatta ne olursa olsun yaşamaya devam etmek zorundayız. Ölüm her an ardımızda olabilir. Her an hastane koğuşlarında birkaç haftalık ömrümüzün kaldığını öğrenebiliriz. Bu yüzden dolu dolu yaşama koşmayı bırakmayınız.
Elimden geldiğince Sakın Zarar Verme kitabını anlatmaya çalıştım. Umarım faydalı olabilmiştir. Okuyanlara teşekkür ederim.
Sevgiyle kalın..
yaptığınız yorum için çok teşekkürler. kitapla ilgili çok aydınlatıcı bilgiler paylaşmışsınız. bbc tarafından yayınlanan belgesel için elinizde herhangi bir link var mıdır?