Bir piskopos, “Doğaüstü!” diye haykırıyor.
Bir hekim, “Doğal!” diye karşı çıkıyor ona.
Bir müneccim, “İkisinin arası,” diye tahmin yürütüyor.
Hiçbiri değil.
Umudunu kaybeden bir halkın hikâyesi bu.
Merhabalar kitap kurtları! İntihar Dükkânı’nın yazarı Jean Teulé’den, “kurgu hikâyelerden çok daha delice bir gerçekliği anlatan” masalsı bir roman ile karşınızdayım bugün: “Dansa Davet”. Bildiğiniz üzere bir salgın döneminden geçiyoruz ancak bu insanlığın karşılaştığı ilk salgın değil. Salgın hastalık dendiğinde aklımıza virüs temelli bulaşıcı hastalıklar gelse de tarihin tozlu sayfalarında diğer birçok nedenden kaynaklanan salgınların da adı geçmekte. Tıpkı, Strasbourg’da takvimler Temmuz 1518’i işaret ederken, yüzlerce kişinin dans ederek hayatını yitirdiği insanlık tarihine geçen en gizemli toplu ölüm vakaları gibi…
Dansa Davet, 1518 yılında görülen, dünyanın en ilginç toplumsal histeri vakalarından birinin hikâyesini anlatıyor: Strasbourg’da açlık ve sefaletin, insanları cinayete sürükleyen bir yokluğun hüküm sürdüğü zamanlarda, yaşatamayacağını düşündüğü bebeğini nehrin sularına bırakan bir kadın, ıstırabından aklını yitirip aniden sokaklarda dans etmeye başlar. Kısa bir süre içinde ona katılanların sayısı gitgide artar ve “Dans Vebası” tüm şehri esir alır. Binlerce insan yaşadıkları ağır travmalar sonucunda bilincini yitirip ölene dek dans eder durur. Sahi, dans etmek bir çığlığı susturmak mıdır?
Jean Teulé’nin cesur kalemi, tıpkı İntihar Dükkânı’nda olduğu gibi etkileyiciydi. Trajik ve absürd ögelere ilgi duyan yazarın tarzını sevdiğimi söyleyebilirim. Tarihi gerçeklikle harmanlanmış olduğundan hazmedilmesi zor, vurucu bir romandı. Kilisenin yoğun baskısı altında yaşayan, kıtlığın beraberinde getirdiği ölümler ile sarsılan halkın ekonomik ve ruhsal anlamda çıkmaza sürüklenişi çok iyi tasvir edilmişti. Beni rahatsız eden tek şey Türkler hakkındaki bazı diyaloglar oldu.
“Sevinçler küçücük ama acılar uçsuz bucaksız” dostlar. İnanın, mecazi bir anlatım değil bu; başka bir dünya mümkün değilse, topluca çıldırmak mümkün. Okuyun, okutun.